Neler yeni

Evde Kal Türkiyem 💕

Korona virüs ve sebep olduğu COVID-19 hastalığından kendinizi ve çevrenizdekileri korumak için, T.C. Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı 14 Kural'a uymanızı önemle rica ederiz.

Daha Fazlası

Sponsorluk Anlaşması 🎭

Öneri, istek, görüş, reklam ve sponsorluk, anlaşmaları hakkında bilgi almak için, iletişim sayfamızı kullanabilirsiniz.

Daha Fazlası

Forum Kuralları! 🤔🤔

Forum İsitme! kendine özgü kuralları olan, sınırsız özgürlük vaat etmeyen, akla her gelenin söylenmesinin ve isteyenin dilediği gibi davranmasının söz konusu olmadığı bir ortamdır.

Daha Fazlası
  • Merhaba Ziyaretçi, Forumumuz ücretsizdir. Herhangi bir kar amacı gütmemektedir. Amacımız; İşitme Cihazı kullanıcılarının, İşitme Engellilerin hayatını kolaylaştırmak ve bilgilendirmektir. Ayrıca bu kitlelere hizmet verecek olan Odyolog ve Odyometrist arkadaşlara destek olmak içindir. Bizlere destek olmak için Abone olup tavsiye etmeyi unutmayınız.
  • Değerli Forum Kullanıcılarımız; Şikayet kısımlarında açılan asılsız şikayetlerden forumumuz sorumlu değildir. Asılsız şikayet yapan kişiler için forum kullanıma kapatılacak ve mesajları silinecektir. Asılsız şikayet yapan kişilere ait bilgiler resmi kanalla forumumuzdan talep edildiğinde ilgili kuruma teslim edilecektir.
İki işitme cihazı odyolojik olarak benzer fayda sağlasa bile kullanıcı bunlardan birinin sesini birkaç dakika içinde diğerinden daha doğal, rahat veya anlaşılır bulabilir. Peki bu ilk ses deneyimi yalnızca kişisel bir beğeni midir, yoksa kişinin işitme cihazı kullanmaya karar vermesinde gerçekten rol oynar mı? İspanya, ABD ve Kanada’daki 42 işitme merkezinde 3.000’den fazla danışanın değerlendirildiği iki yeni çalışma, bireysel ses tercihini sistematik biçimde konuşmanın işitme cihazı edinimine geçiş oranıyla ilişkili olabileceğini gösteriyor. Ancak sonuçları “beğendiği sesi dinleten merkez yüzde 5 daha fazla satış yapar” şeklinde okumak, araştırmanın söylediğinden daha ileri gitmek olur.

Hearing Health & Technology Matters tarafından 13 Ekim 2026’da duyurulan sonuçlar, Widex ve Signia markalarının da bünyesinde bulunduğu WSA’nın yürüttüğü Sound Preference programına dayanıyor. Araştırmada danışanların farklı ses işleme yaklaşımlarını karşılaştırmaları ve daha sonra işitme uzmanıyla bu deneyim hakkında konuşmaları sağlandı. Bu yöntemi kullanan danışanlarda işitme cihazı edinimine geçiş oranı, yöntemin uygulanmadığı danışanlara kıyasla ortalama yaklaşık 5 yüzde puan daha yüksek bulundu.

Buradaki “yüzde puan” ayrımı özellikle önemli. Araştırma yüzde 5’lik göreli artıştan söz etmiyor. Örneğin varsayımsal olarak bir merkezde oran yüzde 40 ise 5 yüzde puanlık artış bunu yüzde 45’e çıkarır. WSA’nın yayımladığı araştırma özetinde ise iki grubun gerçek başlangıç oranları açıklanmadığı için bu veriden göreli bir artış yüzdesi hesaplamak mümkün değil.

Araştırma nasıl gerçekleştirildi?​

İki çalışma 2026 yılında üç ila dört aylık süre içinde İspanya, ABD ve Kanada’daki toplam 42 işitme merkezinde yürütüldü. Sürece 63 işitme uzmanı katıldı.

Toplamda 3.214 danışanın verileri karşılaştırıldı. Bunların 1.484’ü yapılandırılmış Sound Preference yaklaşımını deneyimlerken 1.730’u standart süreçten geçti. Örneklemde hem ilk kez işitme cihazı değerlendiren kişiler hem de daha önce cihaz deneyimi olan kullanıcılar bulunuyordu.

Ses tercihi değerlendirmesinde danışanlar çevrim içi bir araç üzerinden iki farklı ses tasarımını beş farklı dinleme senaryosunda karşılaştırdı. WSA bu yaklaşımları genel olarak “natural”, yani daha doğal çevresel dengeyi koruyan ses ve “enhanced”, yani konuşmanın daha belirgin biçimde öne çıkarıldığı ses yaklaşımı olarak tanımlıyor.

Sonuç daha sonra doğrudan “şu cihazı satın almalısınız” diyen otomatik bir seçim sistemi olarak kullanılmadı. Tercih; odyolojik bulgular, kullanıcının ihtiyaçları, pratik koşullar ve uzman değerlendirmesiyle birlikte işitme cihazı seçim görüşmesinin bir parçası haline getirildi.

Bu ayrıntı önemli. Çünkü araştırma aslında yalnızca ses karakteristiğini değil, kullanıcının karar sürecine daha fazla dahil edilmesini de test etmiş olabilir.

Sonuçlarda ne bulundu?​

İspanya’daki çalışma 1.616 danışanı kapsadı ve yapılandırılmış ses tercihi yaklaşımının kullanıldığı süreçte cihaz edinimine geçiş açısından 4,3 yüzde puanlık avantaj bildirildi.

ABD ve Kanada’daki 1.598 danışanı kapsayan ikinci çalışmada ise fark 5,8 yüzde puan oldu.

İki çalışma birlikte değerlendirildiğinde ortalama fark yaklaşık 5 yüzde puana ulaştı. Gruplar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu bildirildi; WSA araştırma özetinde ki-kare değerini 7,877 ve p değerini 0,005 olarak veriyor.

Bunun yanında İspanya çalışmasındaki kişilerin yaklaşık yüzde 40’ı iki ses yaklaşımından biri için orta veya güçlü düzeyde tercih bildirdi. İlginç olan, tercihin tek bir tarafa yığılmamasıydı. Doğal ve daha belirginleştirilmiş ses yaklaşımları arasındaki tercihler yaklaşık olarak ikiye bölündü.

Bu bulgu işitme cihazı uygulamalarında yıllardır sahada görülen bir durumu destekliyor: Aynı odyograma sahip iki kişinin aynı ses karakterini sevmesi gerekmiyor.

Aynı odyogram neden aynı işitme cihazı tercihi anlamına gelmiyor?​

Odyogram son derece önemli bir klinik ölçüm. Ancak kişinin işitme cihazından nasıl bir ses deneyimi beklediğini tek başına açıklamıyor.

İki kişinin işitme eşikleri birbirine çok benzeyebilir. Buna rağmen biri çevredeki seslerin doğal biçimde varlığını koruduğu, daha açık ve geniş bir ses sahasını tercih ederken diğeri konuşmanın çevresel seslere göre daha baskın hale getirildiği bir işlemeyi daha rahat bulabilir.

Bu durum yalnızca yeni WSA çalışmalarında ortaya çıkmış bir fikir değil.

2.109 işitme cihazı kullanıcısıyla yapılan başka bir araştırmada, bildirilen ses kalitesinin, işitme cihazından sağlanan fayda ve genel memnuniyetle ilişkili faktörlerden biri olduğu bulundu. Uyum ve fiziksel konfor ile pil ömrü de hem fayda hem memnuniyetle ilişkiliydi.

İşitme cihazı kullanımını, faydayı ve memnuniyeti inceleyen 46 çalışmalık bir sistematik derleme de sonuçların yalnızca odyolojik özelliklerle açıklanamadığını gösteriyor. İşitme güçlüğünün kişinin kendisi tarafından nasıl algılandığı, konuşma algısı, tutumlar, inançlar ve hizmet sunum biçimi dahil birçok faktör sonuçları etkileyebiliyor.

Dolayısıyla başarılı bir uygulamanın formülü yalnızca “odyograma göre doğru kazancı ver” kadar basit değil.

Ama bunun tersi de doğru:

Kullanıcının hoşuna giden sesi bulmak, objektif ve doğrulanmış cihaz uygulamasının yerine geçemez.

“Hoşuma gitti” ile “benim için klinik olarak doğru” aynı şey mi?​

İşitme sektörünün bu çalışmadan çıkaracağı en önemli derslerden biri burada.

Bir sesin ilk beş dakikada daha rahat gelmesi, o ayarın uzun dönemde konuşmayı anlamak, gerekli frekanslarda yeterli işitilebilirliği sağlamak veya karmaşık ortamlarda iletişim performansını artırmak açısından mutlaka daha üstün olduğu anlamına gelmez.

Bunu gösteren ilginç araştırmalardan biri, yeni yetişkin işitme cihazı kullanıcılarında üreticinin başlangıç ayarıyla gerçek kulak ölçümüne göre ayarlanmış fittingi karşılaştırdı. Çalışmada bazı katılımcılar daha az kazanç içeren başlangıç ayarını konfor açısından tercih ederken gerçek kulak ölçümüne daha yakın ayarlamalar farklı avantajlar gösterdi. Araştırmacılar kullanıcı tercihi ile objektif fitting hedeflerinin aynı kavram olmadığını özellikle ortaya koydu.

Bu nedenle ses tercihi cihaz seçiminde bir veri noktasıdır, tek veri noktası değildir.

Doğru yaklaşım; odyolojik değerlendirme, konuşmayı anlama, yaşam tarzı, iletişim ihtiyaçları, gerçek kulak doğrulaması gereken durumlar, cihaz özellikleri, kullanım becerisi, bütçe ve kullanıcı tercihini birlikte değerlendirmektir.

Kulağa daha az romantik geliyor ama iyi işitme uygulaması zaten romantik bir faaliyet değil. İnsan kulağı katalog sıralamasına göre çalışmıyor.

WSA çalışmasının önemli bir sınırlaması var​

Yeni araştırmanın sonuçları ilgi çekici olmakla birlikte kanıt düzeyini doğru tanımlamak gerekiyor.

Çalışmalar WSA’nın kendi Sound Preference programı kapsamında yürütüldü ve yayımlanan ayrıntılar WSA araştırma özeti ile şirket white paper’larına dayanıyor. WSA aynı zamanda farklı ses tasarım felsefeleriyle konumlandırdığı Widex ve Signia markalarının sahibi. Dolayısıyla çalışma üretici destekli araştırma niteliğinde.

Hearing Health & Technology Matters da bu sınırlamaya dikkat çekiyor ve sonuçların farklı üreticiler, klinik ortamlar ve hasta gruplarında bağımsız araştırmalarla tekrarlanması gerektiğini belirtiyor.

Yayımlanan iki sayfalık WSA araştırma özetinde grupların nasıl atandığına ilişkin randomizasyon ayrıntıları, iki grubun başlangıçtaki mutlak dönüşüm oranları ve olası karıştırıcı değişkenlerin tümü sunulmuyor. Bu nedenle mevcut verilerden “ses tercihi değerlendirmesi satış artışına neden oldu” şeklinde güçlü bir nedensellik sonucu çıkarmak uygun değil.

Daha doğru ifade şu:

Ses tercihinin sistematik biçimde değerlendirildiği danışmanlık süreçleriyle daha yüksek cihaz edinim oranları arasında ilişki bulundu.

Artış gerçekten ses tercihinden mi kaynaklanıyor?​

Araştırmacıların kendilerinin de cevaplayamadığı önemli soru bu.

En az iki olası açıklama var.

Birincisi, kişi gerçekten kendisine daha uygun gelen ses karakterini deneyimledi ve bu nedenle cihaz kullanmaya daha sıcak baktı.

İkincisi ise sonuç doğrudan ses tasarımından değil, karar sürecine katılma hissinden kaynaklanmış olabilir.

Danışana yalnızca “Bu cihaz sizin için uygun” denilmesiyle, “Bu iki sesi dinleyin, hangisi size daha rahat geliyor ve neden?” denilmesi psikolojik olarak aynı deneyim değil.

İkinci yaklaşım kişiyi pasif alıcıdan karar sürecinin ortağına dönüştürüyor.

ASHA’nın yetişkin işitsel rehabilitasyon klinik rehberi de kişi merkezli bakımda hastanın ihtiyaçları, değerleri ve tercihleri doğrultusunda karar sürecine aktif katılımını temel unsurlardan biri olarak değerlendiriyor.

NICE'ın yetişkin işitme kaybı rehberi de odyolojik değerlendirme sonrasında kişinin iletişim ihtiyaçlarının, seçeneklerinin, beklentilerinin ve hedeflerinin birlikte konuşulmasını ve tercihlerinin kişiselleştirilmiş bakım planına dahil edilmesini öneriyor. İlk kez işitme cihazı değerlendiren kişilerde katılımı artıracak yöntemlerin kullanılmasını da tavsiye ediyor.

Yani yeni WSA araştırmasının bulduğu etkinin bir bölümü “doğru sesi bulmaktan”, bir bölümü ise insana gerçekten fikrinin sorulmasından kaynaklanıyor olabilir.

İnsanlara kendi kulakları hakkında söz hakkı vermenin işe yarayabileceğini keşfetmemiz biraz trajikomik, ama bilim bazen oldukça temel gerçekleri rakamla kanıtlamak zorunda kalıyor.

İlk satış kararı ile uzun dönem başarısı birbirine karıştırılmamalı​

Araştırmanın belki de en önemli sınırlaması burada.

Çalışmanın temel sonucu conversion, yani danışanın işitme cihazı edinimine geçip geçmemesi.

Bu önemli bir ölçüt. Çünkü işitme kaybı olduğu halde cihazdan yararlanabilecek birçok kişi rehabilitasyon sürecine hiç başlamıyor.

Ancak cihaz satın almak başarı hikâyesinin yalnızca başlangıcı.

Esas sorular daha sonra geliyor:

Kullanıcı cihazı her gün takıyor mu?

Altı ay sonra hâlâ kullanıyor mu?

Gürültülü ortamda daha iyi iletişim kurabiliyor mu?

Beklentileri karşılandı mı?

Cihaz iade oranı düştü mü?

Takip randevularında daha az sorun yaşıyor mu?

Yaşam kalitesinde anlamlı bir değişiklik oldu mu?

Mevcut WSA sonuçları bunların hiçbirini henüz kanıtlamıyor. Hearing Health & Technology Matters da çalışmanın uzun dönemli kullanım, memnuniyet veya cihazı kullanmaya devam etme üzerinde üstünlük gösterip göstermediğinin henüz bilinmediğini özellikle belirtiyor.

Bu ayrım Türkiye'deki sektör açısından da önemli.

Çünkü satış dönüşümünün yükselmesi ile rehabilitasyon başarısının yükselmesi aynı şey değildir.

İşitme cihazının ses karakteri gerçekten markalar arasında değişebilir mi?​

Modern işitme cihazlarının tamamı temel olarak işitme kaybını kompanse etmeye çalışsa da üreticilerin bunu yaparken kullandığı sinyal işleme stratejileri aynı değil.

Kompresyon mimarisi, kanal yapısı, yönlülük, gürültü azaltma stratejileri, transient yönetimi, çevresel seslerin korunma derecesi, konuşma vurgulama sistemleri ve otomatik ortam sınıflandırmaları cihazın algılanan ses karakterini etkileyebilir.

WSA’nın programı da özellikle iki farklı yaklaşımı karşılaştırıyor. Şirket Widex'i daha doğal ve çevresel dengeyi koruyan bir ses yaklaşımıyla, Signia'yı ise özellikle karmaşık ortamlarda konuşmayı daha belirgin hale getiren bir işlemeyle konumlandırıyor. Bu tanımlar üreticinin kendi ürün konumlandırması olduğundan bağımsız üstünlük kanıtı olarak görülmemeli.

Asıl önemli sonuç markaların hangisinin daha iyi olduğu değil.

Tek bir ses tasarımının herkese en iyi geleceğini varsaymak giderek daha zor hale geliyor.

Nitekim WSA’nın önceki çalışmalarında dinleyicilerin yaklaşık yüzde 40’ında iki farklı işleme yaklaşımından biri için güçlü ve tutarlı tercih bulunabileceği bildirilmişti. Yeni İspanya çalışmasındaki sonuçlar da benzer yönde.

Bu gelişme neden önemli?​

İşitme cihazı sektörü yıllardır kişiselleştirmeden söz ediyor. Ancak kişiselleştirme çoğunlukla odyogram, teknoloji seviyesi ve bazı yaşam tarzı sorularıyla sınırlı kalabiliyor.

Yeni araştırmanın önemi, kişinin sesi nasıl deneyimlediğini de ölçülebilir bir seçim değişkeni haline getirmeye çalışması.

Bu sektör için oldukça temel bir değişiklik olabilir.

Geleneksel model şöyledir:

İşitme testi yapılır, uygun cihaz belirlenir, cihaz kulağa takılır ve daha sonra kullanıcıdan geri bildirim alınır.

Ortaya çıkan yeni yaklaşım ise geri bildirimi sürecin daha erken aşamasına çekiyor:

Önce dinle.
Karşılaştır.
Tercihini ifade et.

Sonra klinik verilerle birlikte cihaz seçimine karar ver.

Bu, cihaz seçimini yalnızca teknik bir reçeteleme sürecinden çıkarıp daha katılımcı hale getirebilir.

Ancak bunun değerli olabilmesi için tercih testinin satış manipülasyonuna değil, klinik kararın kalitesini artırmaya hizmet etmesi gerekiyor.

Türkiye'deki işitme cihazı merkezleri açısından ne ifade ediyor?​

Türkiye’de bu araştırmadan alınabilecek en önemli mesaj belirli bir üreticinin Sound Preference aracını kullanmak değil.

Asıl ders daha geniş:

Hastaya farklı kaliteli ses deneyimlerini gerçekten karşılaştırma fırsatı vermek.

Bugün bir kişi işitme cihazı merkezine geldiğinde seçimin büyük bölümü bazen fiyat segmentleri, cihaz özellikleri, marka veya teknoloji seviyesi üzerinden anlatılıyor.

Oysa kullanıcı açısından ilk deneyim çoğu zaman çok daha basit:

“Bu ses bana nasıl geliyor?”
“Konuşma doğal mı?”
“Kendi sesim rahatsız ediyor mu?”
“Çevre fazla mı baskın?”
“Konuşma yeterince net mi?”
“Bu sesi saatlerce dinleyebilir miyim?”

Bu soruların standartlaştırılmış biçimde görüşmeye dahil edilmesi Türkiye’deki işitme merkezleri açısından değerli olabilir.

Çok markalı merkezler için ayrıca önemli bir sonuç var​

Araştırmanın sonuçları Türkiye'deki farklı üreticilerle çalışan bağımsız işitme merkezleri açısından özellikle düşündürücü.

Bir merkez yalnızca ürün teknik özelliklerini değil, farklı üreticilerin ses işleme yaklaşımlarını karşılaştırmalı olarak değerlendirebiliyorsa, kullanıcıya daha geniş bir seçim olanağı sağlayabilir.

Ancak bu, mağaza usulü “üç cihazı takalım, hangisini beğenirseniz onu alın” şeklinde yapılmamalı.

İyi bir karşılaştırma mümkün olduğunca benzer teknoloji seviyelerinde, uygun fiziksel fitting, gerekli kazanç doğrulaması ve aynı dinleme koşulları altında yapılmalı.

Aksi halde kişi aslında marka sesi değil; farklı dome, farklı receiver gücü, farklı kazanç seviyesi, farklı program veya yanlış yapılmış bir fitting arasındaki farkı karşılaştırıyor olabilir.

Sonra buna “müşteri X markasının sesini sevdi” demek bilimsel görünüşlü bir kumar olur.

Türkiye’de standart bir “ses tercihi görüşmesi” geliştirilebilir​

Bu çalışmanın sektör açısından en uygulanabilir sonucu pahalı bir yazılım satın almak olmak zorunda değil.

Merkezler kendi hasta kabul ve cihaz seçim süreçlerine kısa bir yapılandırılmış ses deneyimi bölümü ekleyebilir.

Örneğin kullanıcı farklı cihaz veya ses işleme yaklaşımlarını dinledikten sonra doğallık, konuşma netliği, dinleme rahatlığı, çevresel seslerin kabul edilebilirliği ve kendi sesinin algılanması gibi başlıkları değerlendirebilir.

Ancak ortaya çıkan skor doğrudan marka seçen algoritmaya dönüştürülmemeli.

Sonuç, işitme uzmanının şu tür bir görüşme yapmasını sağlamalı:

“Bu sesi neden daha rahat buldunuz?”

“Konuşma mı daha netti, yoksa çevre daha mı doğaldı?”

“Hangisini uzun süre dinleyebileceğinizi düşünüyorsunuz?”

“Gürültülü ortamda hangisi size daha az yorucu geldi?”

Bu cevaplar cihaz seçiminde kullanıcının beklentisini çok daha erken ortaya çıkarabilir.

Demo cihaz uygulamasının anlamı da değişiyor​

Türkiye’de birçok merkez demo cihaz kullanımını zaten uyguluyor.

Ancak demo çoğu zaman “cihazı deneyin, beğenirseniz alın” mantığıyla yürütülebiliyor.

Yeni bulgular bunun daha sistematik hale getirilebileceğini düşündürüyor.

Demo sürecinde yalnızca “duydunuz mu?” sorusu yerine farklı boyutlar değerlendirilebilir.

Kullanıcının sessiz ortam, konuşma, kalabalık ortam, televizyon, araç içi, telefon ve kendi sesi konusundaki deneyimleri kaydedilebilir.

Böylelikle takip görüşmesinde bellekten:

“Nasıl, memnun kaldınız mı?”

demek yerine somut deneyimler üzerinden konuşulabilir.

Bu aynı zamanda satış sürecini daha profesyonel hale getirir. Çünkü kullanıcıya seçenek sunmakla onu seçeneklerin arasında yalnız bırakmak aynı şey değildir.

Daha fazla satış mı, daha doğru seçim mi?​

WSA araştırmasının başlığındaki “conversion” kelimesi doğal olarak ticari dünyanın dikkatini çekiyor.

Yaklaşık 5 yüzde puanlık fark büyük bir işletme ağı açısından önemli olabilir.

Ancak işitme sağlığı merkezlerinin bu sonucu yalnızca satış tekniği olarak okuması yanlış olur.

“İki sesi dinletelim, satış oranımız yükselsin.”

yaklaşımı araştırmanın en değerli tarafını kaçırır.

Daha doğru yaklaşım şudur:

Kullanıcının karar sürecine katılımını artırırsak, cihazın ona uygunluğunu daha iyi anlayabiliriz. Bunun sonucunda bazı kişiler işitme cihazı kullanmaya daha güvenli biçimde karar verebilir.

Bunun uzun vadede daha yüksek memnuniyet ve daha düşük iade oranı sağlayıp sağlamadığı ise henüz kanıtlanmayı bekliyor.

2023 tarihli sistematik inceleme ve meta-analizde işitme cihazı sahiplerinin yaklaşık yüzde 62’sinin cihazlarını düzenli kullandığı, reddetme veya kullanmamanın sık nedenleri arasında yetersiz algılanan fayda ve rahatsızlık bulunduğu bildirilmişti. Araştırmalar arasındaki heterojenlik çok yüksek olduğu için bu oran evrensel bir sabit olarak görülmemeli, ancak cihazı satın almanın tek başına başarılı rehabilitasyon anlamına gelmediğini açık biçimde hatırlatıyor.

Ses tercihi gerçek kulak ölçümünün alternatifi değildir​

Bu konunun yanlış anlaşılmaması gereken bir diğer yönü de doğrulama süreçleri.

Kişiselleştirilmiş işitme uygulamasında subjektif tercih önemlidir, fakat kullanıcının beğenisi objektif fitting yöntemlerinin yerine konulmamalıdır.

Bir cihaz kulağa hoş gelebilir ancak gerekli frekanslarda yetersiz kazanç sağlıyor olabilir.

Başka bir cihaz ilk dakikalarda daha belirgin veya yabancı gelebilir ancak konuşma spektrumunun daha büyük bölümünü erişilebilir hale getiriyor olabilir.

Bu yüzden ideal yaklaşım: objektif doğruluk + subjektif deneyim + gerçek yaşam sonucu üçlüsünü birlikte değerlendirmektir.

İşitme cihazı uygulamasının geleceği muhtemelen bu üç alanı birbirine rakip görmek yerine birleştirmek olacak.

“En iyi marka” sorusunun neden basit bir cevabı olmayabilir?​

Tüketicilerin en sık sorduğu sorulardan biri:

“En iyi işitme cihazı markası hangisi?”

Yeni ses tercihi araştırmaları bu sorunun neden sorunlu olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Teknik olarak çok başarılı iki cihazdan biri bir kişinin beklentileriyle daha iyi eşleşirken diğeri başka bir kullanıcı için daha uygun olabilir.

Dolayısıyla “en iyi cihaz” kavramını yalnızca ürün üzerinden tanımlamak yerine: Bu kullanıcı için, bu işitme kaybında, bu yaşam koşullarında ve bu ses tercihinde en uygun çözüm hangisi? diye sormak daha anlamlı.

Bu aynı zamanda bağımsız işitme merkezlerinin önemli mesleki sorumluluklarından biri. Katalog sıralamak kolaydır. İnsan ile teknolojiyi doğru eşleştirmek asıl uzmanlık gerektiren kısım.

İşitme cihazı seçiminde kullanıcının kulağına daha fazla söz hakkı geliyor​

WSA tarafından yayımlanan iki yeni çalışma, ses tercihini sistematik biçimde değerlendiren danışmanlık süreçlerinde işitme cihazı edinimine geçiş oranının ortalama yaklaşık 5 yüzde puan daha yüksek olduğunu gösteriyor. İspanya’da fark 4,3, Kuzey Amerika’da 5,8 yüzde puan olarak bildirildi ve toplam sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulundu.

Aynı zamanda danışanların yaklaşık yüzde 40’ının farklı ses tasarımlarından biri için belirgin tercih gösterebilmesi, “herkes için tek doğru ses” yaklaşımını sorgulatıyor.

Buna karşın mevcut çalışma üretici destekli, henüz uzun dönemli memnuniyet ve cihaz kullanımını göstermiyor ve yayımlanan araştırma özetindeki bilgiler nedensellik iddiası kurmak için yeterli değil.

Dolayısıyla sonuçları abartmadan okumak gerekiyor. Ama sektör açısından mesaj yine de güçlü:

İyi bir işitme cihazı uygulaması yalnızca kullanıcıya ne duyması gerektiğini söylemek değildir. Kullanıcının nasıl duymayı tercih ettiğini anlamak da sürecin parçası olabilir.

Türkiye’de bunun karşılığı daha fazla ürün göstermek değil; cihaz seçimini daha yapılandırılmış, karşılaştırmalı, kişi merkezli ve ölçülebilir hale getirmektir.

Eğer bu yaklaşım uzun dönemli bağımsız çalışmalarla da doğrulanırsa geleceğin işitme cihazı uygulamasında odyogramın yanında başka bir veri daha rutin hale gelebilir:

Kullanıcının kendi ses tercihi

Kaynaklar​

Hearing Health & Technology Matters. Can Sound Preference Influence Hearing Aid Adoption? New WSA Studies Suggest It Can. 13 Ekim 2026. Araştırma sonuçları, sınırlılıklar ve uzun dönemli sonuçlara ilişkin değerlendirme.

WSA. Addressing Hearing Aid Sound Preference Improves Conversion: Research Summary. Ekim 2026. İki klinik çalışmanın örneklem, yöntem, istatistiksel sonuç ve dönüşüm farklarını özetleyen araştırma dokümanı.

WSA A/S. New WSA Clinical Studies Link Sound Preference to Higher Hearing Aid Conversion. 12 Ekim 2026. İspanya, ABD ve Kanada çalışmalarına ilişkin şirket açıklaması.

Marcos-Alonso S. ve ark. Factors Impacting the Use or Rejection of Hearing Aids: A Systematic Review and Meta-Analysis. Journal of Clinical Medicine, 2023. İşitme cihazı kullanımı ve reddini etkileyen faktörlerin sistematik incelemesi.

Manchaiah V. ve ark. Factors influencing hearing aid use, benefit and satisfaction in adults: a systematic review of the past decade. 2023. İşitme cihazı kullanımı, fayda ve memnuniyetini etkileyen odyolojik ve odyoloji dışı faktörlerin değerlendirilmesi.

Picou EM. Consumer Survey on Hearing Aid Benefit and Satisfaction. 2.109 kullanıcıyla yapılan araştırmada ses kalitesi, konfor ve diğer özelliklerin memnuniyet ve algılanan faydayla ilişkisi.

Keidser G. ve ark. Listening Preferences of New Adult Hearing Aid Users: A Registered, Double-Blind, Randomized, Mixed-Methods Clinical Trial of Initial Versus Real-Ear Fit. Kullanıcı tercihi ile fitting doğrulaması arasındaki ilişkiye dair randomize çalışma.

American Speech-Language-Hearing Association. Clinical Practice Guideline on Aural Rehabilitation for Adults With Hearing Loss. Kişi merkezli bakım, ortak karar verme ve bireysel tercihlere dayalı işitsel rehabilitasyon önerileri.

National Institute for Health and Care Excellence (NICE). Hearing loss in adults: assessment and management. Kişiselleştirilmiş bakım planı, kullanıcı tercihleri, cihaz seçimi ve takip önerileri.