Neler yeni

Evde Kal Türkiyem 💕

Korona virüs ve sebep olduğu COVID-19 hastalığından kendinizi ve çevrenizdekileri korumak için, T.C. Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı 14 Kural'a uymanızı önemle rica ederiz.

Daha Fazlası

Sponsorluk Anlaşması 🎭

Öneri, istek, görüş, reklam ve sponsorluk, anlaşmaları hakkında bilgi almak için, iletişim sayfamızı kullanabilirsiniz.

Daha Fazlası

Forum Kuralları! 🤔🤔

Forum İsitme! kendine özgü kuralları olan, sınırsız özgürlük vaat etmeyen, akla her gelenin söylenmesinin ve isteyenin dilediği gibi davranmasının söz konusu olmadığı bir ortamdır.

Daha Fazlası
  • Merhaba Ziyaretçi, Forumumuz ücretsizdir. Herhangi bir kar amacı gütmemektedir. Amacımız; İşitme Cihazı kullanıcılarının, İşitme Engellilerin hayatını kolaylaştırmak ve bilgilendirmektir. Ayrıca bu kitlelere hizmet verecek olan Odyolog ve Odyometrist arkadaşlara destek olmak içindir. Bizlere destek olmak için Abone olup tavsiye etmeyi unutmayınız.
  • Değerli Forum Kullanıcılarımız; Şikayet kısımlarında açılan asılsız şikayetlerden forumumuz sorumlu değildir. Asılsız şikayet yapan kişiler için forum kullanıma kapatılacak ve mesajları silinecektir. Asılsız şikayet yapan kişilere ait bilgiler resmi kanalla forumumuzdan talep edildiğinde ilgili kuruma teslim edilecektir.

Odyoloji Sektörü İçin Yeni Bir Uyarı​


Bir çocuğun işitme kaybı yaşamasının nedeni yalnızca genetik faktörler veya doğuştan gelen sağlık sorunları olmayabilir. Günümüzde aşılarla büyük ölçüde önlenebilen bazı bulaşıcı hastalıklar da kalıcı işitme kaybına yol açabiliyor. Son dönemde dünyanın farklı bölgelerinde yeniden gündeme gelen kızamık salgınları, işitme sağlığı alanında önemli bir soruyu beraberinde getiriyor: Aşılama oranlarındaki düşüş, önlenebilir işitme kayıplarının yeniden artmasına neden olabilir mi?

12 Ekim 2026 tarihinde Hearing Health & Technology Matters platformunda yayımlanan ve Barry A. Freeman ile Jerry L. Northern tarafından kaleme alınan çalışma, bu soruyu odyoloji mesleğinin sorumlulukları açısından ele aldı. Araştırmacılar, bulaşıcı hastalıkların yeniden yaygınlaşmasının yalnızca enfeksiyon hastalıkları uzmanlarını değil, odyologları ve işitme sağlığı hizmeti sunan diğer meslek gruplarını da ilgilendirdiğine dikkat çekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin (CDC) güncel verileri de konunun ciddiyetini ortaya koyuyor.

Aşıyla Önlenebilir Hastalıklar İşitme Sağlığını Nasıl Etkiliyor?​

İşitme kaybı farklı nedenlerle ortaya çıkabilen bir sağlık sorunudur. Genetik özellikler, yaşlanma, yüksek sese maruz kalma, bazı ilaçlar ve çeşitli hastalıklar işitme sistemini etkileyebilir.

Ancak işitme kaybının daha az konuşulan nedenlerinden biri bulaşıcı enfeksiyonlardır.

Özellikle kızamık, kabakulak ve kızamıkçık, işitme sistemi üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilen viral hastalıklar arasında yer alır.

Bu enfeksiyonlar bazı durumlarda iç kulak yapılarını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilir. Oluşan iltihabi süreçler, orta kulak sorunları ya da sinir sistemi komplikasyonları işitme fonksiyonlarında bozulmaya neden olabilir.

Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Bu hastalıklara yakalanan herkes işitme kaybı yaşamaz. Ancak bazı hastalarda işitme kaybı kalıcı olabilir.

Kızamık: Orta Kulak Enfeksiyonundan Kalıcı İşitme Kaybına​

Kızamık, oldukça bulaşıcı bir viral hastalıktır. Ateş ve deri döküntüsü gibi belirtilerle tanınmasına rağmen, bazı hastalarda ciddi komplikasyonlar oluşturabilir.

CDC verilerine göre kızamık geçiren çocuklarda orta kulak enfeksiyonları görülebilir. Bu enfeksiyonlar işitmeyi geçici olarak etkileyebildiği gibi, bazı ağır durumlarda kalıcı hasara da neden olabilir.

Kızamığın nadir fakat ciddi komplikasyonlarından biri de ensefalittir. CDC, yaklaşık her 1.000 kızamık vakasından birinde akut ensefalit gelişebildiğini bildirmektedir.

Sinir sistemini etkileyen bu tür komplikasyonlar, bazı hastalarda işitme dahil farklı nörolojik işlevler üzerinde kalıcı sonuçlar bırakabilir.

Bu nedenle kızamık, yalnızca döküntülü bir çocukluk hastalığı olarak değerlendirilmemelidir.

Kabakulak: Tek Taraflı İşitme Kaybı Gözden Kaçabilir​

Kabakulak, tükürük bezlerini etkileyen viral bir enfeksiyondur. Genellikle kulak çevresinde ve çene bölgesinde şişlikle kendini gösterir.

Hastalığın nadir görülen komplikasyonlarından biri sensörinöral, yani iç kulak veya işitme siniriyle ilişkili işitme kaybıdır.

Kabakulak sonrasında meydana gelen işitme kaybı tek veya çift taraflı olabilir. Bazı hastalarda kalıcı hale gelebilir.

Özellikle tek taraflı işitme kayıpları çocuklarda kolayca fark edilmeyebilir.

Bir çocuk günlük konuşmaları sürdürebilir ancak gürültülü ortamlarda konuşmaları anlamakta, sesin yönünü belirlemekte veya sınıf ortamında öğretmenini takip etmekte zorlanabilir.

Bu durum, enfeksiyon öyküsü bulunan çocuklarda işitme değerlendirmesinin önemini artırmaktadır.

Kızamıkçık: Doğumdan Önce Başlayan İşitme Kaybı Riski​

Kızamıkçık, çocuklarda ve yetişkinlerde çoğu zaman hafif belirtilerle seyredebilir. Ancak gebelik döneminde geçirilen kızamıkçık enfeksiyonu, gelişmekte olan bebek açısından çok daha ciddi sonuçlar doğurabilir.

Özellikle gebeliğin ilk aylarında gelişen enfeksiyon, konjenital rubella sendromuna (doğumsal kızamıkçık sendromu) neden olabilir.

Bu sendromda işitme kaybının yanı sıra göz, kalp ve diğer organlarla ilgili doğumsal sorunlar görülebilir.

Dünya Sağlık Örgütü, konjenital rubella sendromunun en önemli sonuçları arasında işitme bozukluğu ve sağırlığı da göstermektedir.

Bu nedenle kızamıkçığa karşı bağışıklığın korunması, yalnızca annenin değil, doğacak çocuğun işitme sağlığı açısından da önem taşımaktadır.

Dünyada Kızamık Vakaları Yeniden Gündemde​

Son yıllarda bazı ülkelerde aşılama oranlarının düşmesi ve aşılanmamış grupların birikmesi, kızamık salgınlarının yeniden ortaya çıkmasına zemin hazırladı.

CDC'nin 9 Ekim 2026 tarihinde güncellediği verilere göre ABD'de, 2026 yılının başından 8 Ekim'e kadar 4.080 doğrulanmış kızamık vakası bildirildi.

Aynı kurumun verilerine göre ABD'de anaokulu çağındaki çocukların kızamık, kabakulak ve kızamıkçık (MMR) aşısıyla aşılanma oranı, 2019-2020 eğitim dönemindeki %95,2 seviyesinden 2025-2026 döneminde %92,4'e geriledi.

Kızamık gibi son derece bulaşıcı hastalıklarda toplum düzeyinde yüksek korunma sağlanabilmesi için genellikle en az %95 düzeyinde iki doz aşılama kapsamı hedeflenmektedir.

Avrupa'daki veriler ise farklı bir tablo ortaya koyuyor.

DSÖ ve UNICEF'in 11 Şubat 2026 tarihli açıklamasına göre, DSÖ Avrupa Bölgesi'nde 2024 yılında 127.412 olan kızamık vaka sayısı, 2025 yılında 33.998'e geriledi.

Bu önemli düşüşe rağmen kuruluşlar, bazı topluluklarda devam eden aşılama eksiklikleri nedeniyle yeni salgınların ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor.

Dolayısıyla dünya genelinde bütün ülkeler için aynı yönde ilerleyen tek bir salgın tablosundan söz etmek doğru değil. Ancak belirli bölgelerdeki aşılama açıklarının bulaşıcı hastalıkların yeniden yayılması açısından risk oluşturduğu açıkça görülüyor.

Bilimsel Araştırmalar Gelecekte Nasıl Bir Risk Öngörüyor?​

2025 yılında JAMA dergisinde yayımlanan bir epidemiyolojik modelleme çalışması, ABD'de çocukluk dönemi aşılama oranlarındaki değişimlerin uzun vadeli etkilerini değerlendirdi.

Araştırmada, mevcut aşılama düzeylerine göre kızamık, kabakulak ve kızamıkçık aşılamasında %10 oranında göreli azalma yaşanması halinde, 25 yıllık dönemde yaklaşık 11,1 milyon kızamık vakası oluşabileceği tahmin edildi.

Bu sonuç, gerçekleşmiş vaka sayısını değil, belirli varsayımlar altında oluşturulmuş matematiksel bir senaryoyu ifade ediyor.

Modelleme, aşılamadaki değişimlerin toplum sağlığı açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. Ancak bu sayıdan doğrudan kaç kişinin işitme kaybı yaşayacağını hesaplamak mümkün değil.

Kızamık vakalarındaki olası artışın işitmeyle ilgili komplikasyonları da artırması biyolojik ve klinik açıdan makul bir endişedir. Bunun büyüklüğünü güvenilir biçimde belirlemek içinse doğrudan işitme sonuçlarını inceleyen epidemiyolojik araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır.

Bu Gelişme Odyoloji ve İşitme Sağlığı Sektörü İçin Neden Önemli?​

İşitme sağlığı hizmetleri çoğunlukla mevcut işitme kaybının belirlenmesi, değerlendirilmesi ve rehabilitasyonu etrafında şekilleniyor.

Oysa bu gelişmeler, işitme kaybının önlenmesi ile erken tanının da sektörün gündeminde bulunması gerektiğini hatırlatıyor.

Bulaşıcı hastalıklarla ilişkili işitme sorunlarının önlenmesi, yalnızca aşılama programlarının değil, erken tanı ve takip hizmetlerinin de birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.

Odyoloji uzmanları açısından viral enfeksiyon öyküsünün hasta değerlendirmesinde dikkate alınması, ani veya ilerleyici işitme kayıplarının zamanında araştırılması ve gerekli hastalarda uygun tıbbi yönlendirmelerin yapılması önem taşıyor.

Özellikle enfeksiyon sonrasında ortaya çıkan işitme değişiklikleri, çocuklarda konuşma ve dil gelişimini etkileyebileceğinden erken müdahale kritik önem taşıyor.

İşitme cihazı satış ve uygulama merkezleri açısından ise bu gelişme, hasta öyküsünün dikkatli alınması, risk işaretlerinin fark edilmesi ve uygun uzmanlara yönlendirme süreçlerinin güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

Buradaki amaç enfeksiyon hastalıklarının tanısını koymak veya tıbbi tedaviyi üstlenmek değil, işitme sağlığı hizmetleri içinde erken farkındalığı ve doğru yönlendirmeyi desteklemektir.

Türkiye Açısından Nasıl Değerlendirilmeli?​

Türkiye'de işitme sağlığının korunması ve işitme kayıplarının erken belirlenmesi amacıyla yürütülen önemli ulusal programlar bulunuyor.

Bunların başında Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Programı ve Okul Çağı İşitme Tarama Programı geliyor.

Yenidoğan İşitme Tarama Programı, 2004 yılında pilot uygulamalarla başlamış ve 2008 yılından itibaren 81 ilde uygulanmaya başlanmıştır.

Sağlık Bakanlığının belirlediği hedefler kapsamında bebeklerin ilk bir ay içerisinde işitme taramalarının tamamlanması, işitme kaybı şüphesi bulunanlara ilk üç ay içinde tanı konulması ve ihtiyaç duyan bebeklerde altı aylık olmadan önce uygun işitsel müdahalenin başlatılması amaçlanıyor.

Sağlık Bakanlığı tarafından 2026 yılında yayımlanan Çocuklarda İşitme Kaybı Klinik Rehberi de erken tanı ve müdahalenin çocukların dil, iletişim ve akademik gelişimi açısından önemini vurguluyor.

Türkiye'de Aşılama ve İşitme Sağlığı Birlikte Ele Alınmalı​

Türkiye'nin ulusal çocukluk dönemi aşılama programında yer alan KKK aşısı, kızamık, kızamıkçık ve kabakulak hastalıklarına karşı koruma sağlıyor.

Ulusal takvimde KKK aşısı 12. ayda ve 48. ayda uygulanıyor. Aşısı eksik çocuklar için yapılacak değerlendirme ve tamamlayıcı uygulamalar sağlık otoritelerinin güncel önerilerine göre yürütülüyor.

Eylül 2026'da çocukluk dönemi aşılama takviminde yapılan güncelleme de rutin aşılamanın izlenmesi ve ailelerin güncel aşı takvimine yönlendirilmesinin önemini bir kez daha gündeme getirdi.

Türkiye açısından değerlendirilmesi gereken temel konu, bulaşıcı hastalıklar nedeniyle yeni bir işitme kaybı dalgasının başladığını ileri sürmek değildir. Böyle bir sonuca varmak için yeterli ulusal odyolojik epidemiyoloji verisi bulunmamaktadır.

Asıl önemli olan, mevcut koruyucu sağlık hizmetlerinin ve işitme tarama sistemlerinin birbirini tamamlayacak şekilde yürütülmesidir.

Özellikle enfeksiyon öyküsü bulunan, işitme şüphesi gelişen veya konuşma ve dil gelişiminde gecikme gözlenen çocukların zamanında değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

İşitme Cihazı Satış ve Uygulama Merkezleri Nasıl Bir Yaklaşım Benimsemeli?​

Türkiye'deki işitme cihazı satış ve uygulama merkezleri, işitme kaybı bulunan bireylerin uzun dönem takibinde önemli bir hizmet noktasıdır.

Bu merkezlerde görev yapan meslek mensupları açısından aşağıdaki yaklaşımlar öne çıkmaktadır:

  1. Hasta öyküsünün dikkatli değerlendirilmesi: Özellikle çocuklarda yakın dönemde geçirilen enfeksiyonlar ve sonradan fark edilen işitme değişiklikleri kayıt altına alınmalıdır.
  2. Erken yönlendirme: Yeni gelişen, ani veya açıklanamayan işitme kayıplarında hastalar gecikmeden kulak burun boğaz uzmanına yönlendirilmelidir. Ani işitme kaybı acil değerlendirme gerektirir.
  3. Aile bilgilendirmesi: İşitme sağlığının korunmasında enfeksiyonların önlenmesi ve düzenli sağlık kontrollerinin önemi bilimsel kaynaklara dayanarak anlatılmalıdır.
  4. Meslekler arası iş birliği: Kulak burun boğaz uzmanları, çocuk hekimleri, odyologlar, odyometristler ve ilgili sağlık kuruluşları arasındaki iletişim desteklenmelidir.
  5. Takip ve rehabilitasyon: İşitme kaybı tanısı almış çocuklarda uygun işitsel destek, cihaz uygulaması ve rehabilitasyon süreçlerinin gecikmeden yürütülmesine katkı sağlanmalıdır.
Bu yaklaşımlar, merkezlerin mevzuatla belirlenmiş görev ve yetki sınırları içinde uygulanmalıdır.

Koruyucu Sağlık Hizmetleri İşitme Kaybıyla Mücadelede Daha Fazla Önem Kazanıyor​

İşitme kaybıyla mücadele yalnızca yeni cihazların geliştirilmesi veya mevcut kayıpların rehabilite edilmesiyle sınırlı değildir.

Bazı işitme kayıplarının ortaya çıkmadan önlenebilmesi de toplum sağlığı açısından önemli bir kazanımdır.

DSÖ, kızamık, kabakulak, kızamıkçık ve menenjit gibi hastalıkların işitme kaybına neden olabileceğini ve uygun aşılama programlarının bu enfeksiyonlarla ilişkili işitme kayıplarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor.

Elbette aşılama bütün işitme kayıplarını önlemez. Genetik, yaşa bağlı veya farklı tıbbi nedenlerle ortaya çıkan işitme kayıpları varlığını sürdürmektedir.

Ancak önlenebilir enfeksiyonlara bağlı işitme kayıplarının azaltılması, özellikle çocukların yaşam boyu iletişim ve gelişim olanaklarının korunması açısından değerlidir.

İşitme Sağlığını Korumak, İşitme Kaybı Oluşmadan Başlar​

Aşıyla önlenebilir bulaşıcı hastalıkların yeniden ortaya çıkması, işitme sağlığı açısından göz ardı edilmemesi gereken bir halk sağlığı konusudur.

Kızamık, kabakulak ve kızamıkçık gibi hastalıkların işitme sistemi üzerinde oluşturabileceği etkiler uzun zamandır bilinmektedir. Güncel epidemiyolojik gelişmeler ise bu bilginin yeniden hatırlanmasını gerekli kılıyor.

Türkiye'de yürütülen aşılama, yenidoğan işitme taraması, okul çağı işitme taraması ve işitsel rehabilitasyon hizmetleri bu açıdan birbirini tamamlayan önemli uygulamalardır.

İşitme sağlığı sektörünün geleceğinde teknolojik gelişmeler kadar koruyucu sağlık hizmetleri, erken tanı, mesleki iş birliği ve toplumun doğru bilgilendirilmesi de önemli bir yer tutacaktır.

Çünkü işitme sağlığını korumanın en etkili yollarından biri, önlenebilir işitme kayıplarının hiç oluşmamasını sağlamaktır.

Kaynaklar​

  1. Freeman, B. A. & Northern, J. L. (2026). Audiologists and Vaccines: Preparing for the Resurgence of Vaccine-Preventable Hearing Loss. Hearing Health & Technology Matters, 12 Ekim 2026.
  2. Centers for Disease Control and Prevention (CDC). Measles Cases and Outbreaks. 9 Ekim 2026 güncellemesi.
  3. World Health Organization & UNICEF (2026). Measles Cases Dropped in Europe and Central Asia in 2025 Compared to the Previous Year, but the Risk of Outbreaks Remains. 11 Şubat 2026.
  4. World Health Organization (2026). Rubella. 15 Temmuz 2026.
  5. Centers for Disease Control and Prevention (CDC). Mumps Symptoms and Complications.
  6. Centers for Disease Control and Prevention (CDC). Clinical Overview of Measles.
  7. JAMA (2025). Modeling Reemergence of Vaccine-Eliminated Infectious Diseases Under Declining Vaccination in the US.
  8. World Health Organization. Deafness and Hearing Loss.
  9. T.C. Sağlık Bakanlığı (2026). Çocuklarda İşitme Kaybı Klinik Rehberi.
  10. T.C. Sağlık Bakanlığı (2026). Çocukluk Dönemi Aşılama Takviminde Yeni Düzenleme. 4 Eylül 2026.
  11. T.C. Sağlık Bakanlığı. Yenidoğan İşitme Taraması Programı.
Editoryal not: Bu makale 15 Ekim 2026 itibarıyla erişilebilen bilimsel ve kurumsal kaynaklara dayanılarak özgün biçimde hazırlanmıştır. Tıbbi tanı veya kişisel tedavi önerisi niteliğinde değildir.