Neler yeni

Evde Kal Türkiyem 💕

Korona virüs ve sebep olduğu COVID-19 hastalığından kendinizi ve çevrenizdekileri korumak için, T.C. Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı 14 Kural'a uymanızı önemle rica ederiz.

Daha Fazlası

Sponsorluk Anlaşması 🎭

Öneri, istek, görüş, reklam ve sponsorluk, anlaşmaları hakkında bilgi almak için, iletişim sayfamızı kullanabilirsiniz.

Daha Fazlası

Forum Kuralları! 🤔🤔

Forum İsitme! kendine özgü kuralları olan, sınırsız özgürlük vaat etmeyen, akla her gelenin söylenmesinin ve isteyenin dilediği gibi davranmasının söz konusu olmadığı bir ortamdır.

Daha Fazlası
  • Merhaba Ziyaretçi, Forumumuz ücretsizdir. Herhangi bir kar amacı gütmemektedir. Amacımız; İşitme Cihazı kullanıcılarının, İşitme Engellilerin hayatını kolaylaştırmak ve bilgilendirmektir. Ayrıca bu kitlelere hizmet verecek olan Odyolog ve Odyometrist arkadaşlara destek olmak içindir. Bizlere destek olmak için Abone olup tavsiye etmeyi unutmayınız.
  • Değerli Forum Kullanıcılarımız; Şikayet kısımlarında açılan asılsız şikayetlerden forumumuz sorumlu değildir. Asılsız şikayet yapan kişiler için forum kullanıma kapatılacak ve mesajları silinecektir. Asılsız şikayet yapan kişilere ait bilgiler resmi kanalla forumumuzdan talep edildiğinde ilgili kuruma teslim edilecektir.

Şiddetli Tinnitusta Yeni Bir Umut: Derin Beyin Stimülasyonu İki Yıllık Takipte Etkisini Korudu

Şiddetli Tinnitusta Yeni Bir Umut: Derin Beyin Stimülasyonu İki Yıllık Takipte Etkisini Korudu​

Tinnitus tedavi araştırmalarında dikkat çekici bir gelişme: Maastricht Üniversitesi Tıp Merkezi'nden araştırmacılar, tedavilere dirençli ve yaşam kalitesini ciddi şekilde bozan tinnitus hastalarında, beynin işitsel yollarında yer alan medial genikulat cisme uygulanan derin beyin stimülasyonunun (DBS) uzun dönem sonuçlarını değerlendirdi. İki yıllık takip, yöntemin bazı hastalarda sağladığı tinnitus azalmasının zaman içinde devam edebileceğine ilişkin önemli bir sinyal ortaya koyuyor.

Ancak sonuçların doğru yorumlanması gerekiyor. Araştırma yalnızca çok küçük bir hasta grubunu içeriyor ve çalışma, tinnitus için derin beyin stimülasyonunun henüz deneysel aşamada olduğunu gösteriyor. Buna rağmen çalışma, tinnitusun yalnızca kulaktan kaynaklanan bir problem olmadığı; beynin işitsel ağlarındaki değişikliklerin de hastalığın devamlılığında önemli rol oynayabileceği yönündeki anlayışı güçlendiriyor.

Tinnitus neden yalnızca "kulakta çınlama" değildir?​

Tinnitus, dışarıdan herhangi bir ses kaynağı bulunmadığı halde kişinin çınlama, uğultu, vızıltı, ıslık veya benzeri bir ses algılamasıdır.

Tinnitusun başlangıcında çoğu zaman işitme sistemindeki bir hasar bulunabilir. Yaşa bağlı işitme kaybı, yüksek sese maruz kalma, bazı ilaçların ototoksik etkileri veya diğer iç kulak sorunları işitsel girdinin azalmasına yol açabilir.

Ancak önemli soru şudur:

Kulaktan gelen işitsel bilgi azaldığında beyin ne yapar?

Araştırmalar, merkezi işitsel sistemin bu azalmış girdiyi telafi etmeye çalışırken nöral aktivitesini yeniden düzenleyebildiğini gösteriyor. Spontan sinirsel aktivitedeki artış, inhibisyon mekanizmalarındaki değişiklikler ve işitsel ağların yeniden yapılanması tinnitus algısının ortaya çıkmasına veya kalıcı hale gelmesine katkıda bulunabilir.

Bu nedenle günümüzde tinnitus, yalnızca "kulaktaki bir sorun" olarak değil, işitsel sistem ile beynin çok sayıda bölgesini içeren karmaşık bir nörolojik ağ bozukluğu olarak da değerlendiriliyor.

Araştırmacılar neden beynin bu bölgesini hedefledi?​

Yeni çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, araştırmacıların beynin medial genikulat cismi (medial geniculate body – MGB) adı verilen çok küçük bir bölgesini hedeflemesi.

MGB, talamus içerisinde bulunan ve işitsel sistem açısından kritik öneme sahip bir aktarma merkezidir.

Basitleştirmek gerekirse işitsel bilgi:

İç kulak → işitsel sinir → beyin sapı → alt kollikulus → medial genikulat cisim → işitsel korteks

şeklindeki merkezi işitsel yolun farklı istasyonlarından geçer.

Dolayısıyla MGB, kulağın ürettiği işitsel sinyaller ile beynin sesi bilinçli olarak algıladığı kortikal bölgeler arasında önemli bir bağlantı noktasıdır.

Araştırmacıların hipotezi şu:

Eğer tinnitusla ilişkili anormal sinirsel aktivite bu işitsel ağ içerisinde devam ediyorsa, MGB'nin elektriksel olarak modüle edilmesi bu anormal aktivitenin baskılanmasına veya yeniden düzenlenmesine yardımcı olabilir.

Bu yaklaşım, tinnitus tedavisinde oldukça farklı bir bakış açısını temsil ediyor.

Amaç yalnızca tinnitus sesini maskelemek değil; tinnitusun oluşmasına katkıda bulunan sinirsel devreyi doğrudan değiştirmek.

Derin beyin stimülasyonu (DBS) nedir?​

Derin beyin stimülasyonu, beynin belirli bölgelerine cerrahi olarak elektrot yerleştirilmesi ve bu elektrotlar aracılığıyla kontrollü elektriksel uyarılar verilmesi yöntemidir.

DBS özellikle Parkinson hastalığı gibi bazı hareket bozukluklarının tedavisinde uzun süredir kullanılan bir nörocerrahi yöntemdir.

Sistemin temel bileşenleri şunlardır:

  • Beynin hedef bölgesine yerleştirilen elektrotlar
  • Elektrotları cilt altından stimülatöre bağlayan kablolar
  • Genellikle göğüs bölgesine yerleştirilen bir impuls jeneratörü
Cihaz, belirlenen elektriksel parametrelerle hedef bölgedeki sinirsel aktiviteyi modüle eder.

Tinnitus araştırmasında ise amaç hareket bozukluğundaki gibi kas hareketlerini düzeltmek değil, işitsel ağlardaki anormal sinirsel aktiviteyi değiştirmektir.

Maastricht araştırması nasıl gerçekleştirildi?​

Bu çalışmanın arkasındaki Maastricht Üniversitesi Medical Centre ekibi, MGB'yi tinnitus için hedefleyen araştırmaları birkaç yıldır sürdürüyor.

2023 yılında ekip, iki taraflı MGB'ye DBS uygulanmasının ardından dirençli tinnitusunda belirgin düzelme görülen bir hastayı vaka raporu olarak yayımlamıştı.

Bunun ardından 2026 yılında yayımlanan fizibilite çalışmasında dört hasta değerlendirildi.

Bu hastaların tamamında:

  • kronik,
  • şiddetli veya çok şiddetli,
  • standart tedavilere dirençli tinnitus
bulunuyordu.

Araştırma, iki taraflı MGB DBS'nin güvenliği ve uygulanabilirliğini değerlendirmek üzere tasarlandı. Hastalar, aktif stimülasyonun açık veya kapalı olduğu farklı dönemleri içeren çift kör, çapraz geçişli bir tasarımda takip edildi.

Tinnitus şiddetini değerlendirmek için Tinnitus Functional Index (TFI) kullanıldı.

TFI'da 13 puan veya daha fazla azalma, klinik açıdan anlamlı bir değişim olarak kabul edildi.

İlk sonuçlar ne gösterdi?​

İlk fizibilite çalışmasının sonuçları dikkat çekiciydi.

Dört hastanın üçünde tinnitus yakınmalarında TFI açısından iyileşme görüldü. Ancak yanıt her hastada aynı değildi.

Bir yıllık takipte iki hastada TFI skorundaki azalma klinik olarak anlamlı düzeye ulaştı:

  • Bir hastada TFI 69'dan 10'a geriledi.
  • Başka bir hastada 78'den 59'a geriledi.
  • Üçüncü hastada 54'ten 47'ye düşüş görüldü ancak bu değişim klinik anlamlılık sınırına ulaşmadı.
  • Dördüncü hastada ise 65'ten 71'e yükselerek tinnitus yükünün kötüleştiği görüldü.
Bu sonuçlar bize önemli bir şeyi gösteriyor:

DBS herkeste aynı sonucu vermiyor.

Hatta araştırmacılar, tedaviye yanıt vermeyen hastada elektrotların MGB'nin merkezinden diğer hastalara kıyasla daha uzakta olduğunu bildirdi. Bu durum, elektrotların hedef bölgeye milimetrik doğrulukta yerleştirilmesinin gelecekteki tedavi başarısı açısından kritik olabileceğini düşündürüyor.

İki yıllık takip neden önemli?​

Tinnitus tedavisinde kısa süreli bir iyileşme tek başına yeterli değildir.

Bir tedavinin gerçekten klinik değer taşıyabilmesi için şu soruların yanıtlanması gerekir:

Etkisi devam ediyor mu?

Beyin zaman içerisinde tedaviye alışıyor mu?

Stimülasyonun etkisini koruyabilmek için elektriksel uyarının sürekli artırılması gerekiyor mu?

İmplant uzun süre güvenli kalabiliyor mu?


2026 yılında Journal of Neurology'de yayımlanan yeni çalışma tam olarak bu uzun dönem sorusuna odaklanıyor.

"Deep brain stimulation of the medial geniculate body for refractory tinnitus: a 2 year follow-up" başlıklı çalışma 4 Ağustos 2026 tarihinde yayımlandı. Çalışma bir "Letter to the Editors" formatında yayımlandı ve iki yıllık takip verilerini raporladı.

Bu çalışma, önceki MGB-DBS araştırmasının ardından yöntemin iki yıllık süreçte güvenlik ve tinnitus üzerindeki etkisinin devamlılığını değerlendirmesi bakımından önem taşıyor.

Kaynak haber, hastaların kronik stimülasyon altında iki yıllık takipte elde edilen faydanın devam ettiğini ve ciddi yeni güvenlik sinyali ortaya çıkmadığını bildiriyor. Ancak burada önemli bir bilimsel sınırlama var: yayımlanan makalenin tam metnine erişim sınırlı olduğundan, iki yıllık sonuçların ayrıntılı hasta bazlı TFI değişimlerini mevcut açık kaynaklardan doğrulamak mümkün değil. Bu nedenle bilimsel olarak en doğru ifade, "iki yıllık takip olumlu ve sürdürülebilir bir etki sinyali ortaya koyuyor" şeklinde olacaktır; "tinnitus tamamen ortadan kaldırıldı" demek doğru değildir.

Tedavi güvenli mi?​

Burada da haber başlığından daha temkinli olmak gerekiyor.

Önceki dört hastalık fizibilite çalışmasında kalıcı stimülasyona bağlı geri dönüşsüz yan etki görülmedi. Cerrahiye bağlı yan etkiler ise geçiciydi ve iki hafta içerisinde düzeldi.

Bununla birlikte bu sonuç, DBS'nin risksiz olduğu anlamına gelmez.

Çünkü beynin derin bölgelerine elektrot yerleştirilmesi:

  • beyin cerrahisi gerektirir,
  • kanama ve enfeksiyon gibi cerrahi riskler taşır,
  • elektrotun yanlış konumlandırılması durumunda istenmeyen nörolojik etkiler oluşturabilir,
  • stimülasyon parametrelerine bağlı yan etkilere yol açabilir.
Nitekim önceki çalışmada stimülasyon şiddeti artırıldığında karşı tarafta karıncalanma, elektriklenme hissi, kulak ağrısı, çene ağrısı, omuz kaslarında gerginlik, baş dönmesi ve baş ağrısı gibi geçici etkiler bildirilmişti.

Dolayısıyla "DBS tinnitus için güvenli bir tedavidir" ifadesi yerine, mevcut kanıt düzeyine uygun olarak "küçük bir hasta grubunda uygulanabilir ve kabul edilebilir bir güvenlik profili göstermiştir" demek daha doğrudur.

Tinnitus tedavisinde yeni bir dönemin habercisi mi?​

Bu araştırmanın asıl önemi yalnızca birkaç hastanın tinnitusunun azalması değil.

Çalışma, tinnitusun tedavisinde giderek güçlenen bir bilimsel düşünceyi destekliyor:

Tinnitusun kaynağı her zaman kulağın kendisi değildir.

İşitme kaybı veya kokleadaki hasar tinnitusun başlamasında önemli bir tetikleyici olabilir. Fakat tinnitus kronikleştiğinde, merkezi sinir sistemindeki değişiklikler hastalığın devamında önemli rol oynayabilir.

Bu nedenle gelecekte tinnitus tedavilerinin yalnızca:

  • sesi maskeleme,
  • işitmeyi destekleme,
  • psikolojik başa çıkmayı kolaylaştırma
üzerinden değil, aynı zamanda tinnitusla ilişkili sinir ağlarının aktivitesini yeniden düzenleme üzerinden geliştirilmesi mümkün olabilir.

Bu yaklaşım "nöromodülasyon" olarak adlandırılan daha geniş araştırma alanının bir parçasıdır.

DBS, tinnitus için tek nöromodülasyon yaklaşımı değil​

Derin beyin stimülasyonu, tinnitus araştırmalarında incelenen tek nöromodülasyon yöntemi değil.

Araştırmacılar ayrıca:

  • transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS),
  • transkraniyal doğru akım stimülasyonu (tDCS),
  • vagus siniri stimülasyonu,
  • bimodal nöromodülasyon,
  • çeşitli periferik elektriksel stimülasyon yöntemleri
üzerinde de çalışıyor.

Bu yöntemlerin önemli bir bölümü DBS'den farklı olarak invaziv değildir veya çok daha az invazivdir.

Örneğin bimodal nöromodülasyonda işitsel uyarılar ile vücudun başka bir bölgesine verilen hafif elektriksel uyarılar birlikte kullanılarak beynin işitsel ve somatosensoriyel ağlarının yeniden düzenlenmesi amaçlanıyor. Ancak bu yöntemlerde de hasta seçimi, tedavi protokolü ve uzun dönem etkinlik açısından araştırmalar devam ediyor.

DBS ise bu yöntemlerden tamamen farklı bir kategoriye giriyor; çünkü doğrudan beyin dokusuna elektrot yerleştirilmesini gerektiriyor.

Neden henüz tinnitus hastalarına rutin olarak uygulanmıyor?​

Buradaki en önemli nokta budur.

İlk sonuçların umut verici olması, DBS'nin şu anda tinnitus için standart tedavi olduğu anlamına gelmiyor.

Amerikan Tinnitus Association da DBS'yi, özellikle çok şiddetli ve tedaviye dirençli tinnitus vakaları için araştırılan deneysel ve invaziv bir yaklaşım olarak tanımlıyor. Mevcut küçük çalışmalar ve vaka raporları bazı hastalarda fayda sinyali gösterse de cerrahi ve nörolojik riskler nedeniyle yöntemin rutin kullanıma girmesi için daha güçlü kanıtlara ihtiyaç bulunuyor.

Özellikle şu aşamalar gerekiyor:

Daha fazla hasta



Çok merkezli çalışmalar



Daha uzun takip



Kontrollü ve tercihen sham kontrollü araştırmalar



Hangi tinnitus hastalarının tedaviden fayda göreceğinin belirlenmesi



En uygun beyin hedefinin ve stimülasyon parametrelerinin belirlenmesi

Ancak bu aşamalar başarıyla tamamlanırsa DBS'nin klinik uygulamadaki gerçek yeri daha net ortaya çıkacaktır.

Elektrotun konumu neden bu kadar önemli?​

Araştırmanın belki de en ilginç bulgularından biri, tedaviye yanıt vermeyen hastada elektrotların MGB merkezinden daha uzakta bulunmasıydı.

Bu bulgu, gelecekte tinnitus DBS'sinin yalnızca "beyne elektrot yerleştirmek" şeklinde düşünülmemesi gerektiğini gösteriyor.

MGB yalnızca birkaç milimetrelik bir yapı ve çevresinde farklı işlevlere sahip başka talamik bölgeler bulunuyor.

Dolayısıyla:

Hedefi doğru belirlemek + elektrodu doğru yerleştirmek + doğru elektriksel parametreleri seçmek

tedavinin başarısında kritik olabilir.

Bu nedenle yüksek çözünürlüklü beyin görüntüleme tekniklerinin ve kişiye özel nöroanatomik hedeflemenin gelecekte daha büyük önem kazanması bekleniyor.

Bu araştırma işitme kaybı olan kişiler için ne anlama geliyor?​

Burada önemli bir yanlış anlaşılmanın önüne geçmek gerekiyor.

Bu araştırma:

"İşitme kaybınız varsa beyninize elektrot takılacak."

anlamına gelmiyor.

Araştırmaya dahil edilen hastalar, standart tedavilere dirençli, ağır ve kronik tinnitus yaşayan çok özel bir gruptu.

Dolayısıyla işitme cihazı, tinnitus danışmanlığı, bilişsel davranışçı terapi, ses terapileri veya uygun hastalarda koklear implant gibi günümüzde kullanılan yaklaşımlar geçerliliğini koruyor.

Özellikle işitme kaybı ile birlikte tinnitus yaşayan kişilerde işitmenin rehabilitasyonu hâlâ önemli bir klinik yaklaşımdır.

DBS ise şu anda bunların yerine geçen bir tedavi değil.

Araştırmanın en önemli sınırlaması: Hasta sayısı​

Bilimsel açıdan bu çalışmayı değerlendirirken en önemli uyarı hasta sayısıdır.

Önceki fizibilite çalışmasında yalnızca 4 hasta bulunuyordu. Bu dört hastanın üçünde tinnitus yakınmalarında iyileşme görülürken bir hastada iyileşme olmadı ve tinnitus skoru kötüleşti.

Dört kişilik bir çalışma bize "bu tedavi kesinlikle işe yarıyor" sonucunu veremez.

Bize ancak şunu söyleyebilir:

Bu yaklaşım araştırılmaya değer bir sinyal gösteriyor.

İki yıllık takip ise bu sinyalin kısa süreli bir etkiden ibaret olmayabileceğini değerlendirmek açısından önemlidir.

Ancak kesin etkinlik oranını, hangi hastaların yanıt vereceğini ve uzun dönem riskleri belirlemek için çok daha geniş çalışmalar gerekmektedir.

Tinnitus tedavisinin geleceği: Kulağı değil, beyni de hedeflemek​

Tinnitus araştırmalarında son yıllarda yaşanan en önemli değişimlerden biri, araştırmacıların soruyu değiştirmesidir.

Eskiden temel soru daha çok:

"Kulakta tinnitus sesini ne oluşturuyor?"

şeklindeydi.

Bugün ise soru giderek:

"Tinnitus algısını beyindeki hangi sinirsel ağlar oluşturuyor ve bu ağlar yeniden düzenlenebilir mi?"

şeklinde soruluyor.

MGB'ye yönelik DBS çalışmaları bu yaklaşımın en radikal örneklerinden biri.

Eğer gelecekte araştırmacılar tinnitusun hangi beyin devrelerinde oluştuğunu ve hangi hastalarda hangi devrenin baskın olduğunu güvenilir biçimde belirleyebilirse, tedaviler de daha kişiselleştirilmiş hale gelebilir.

Belki bir hasta için işitme rehabilitasyonu yeterli olurken, başka bir hasta için bimodal nöromodülasyon; çok küçük ve özel bir hasta grubunda ise derin beyin stimülasyonu gündeme gelebilir.

Sonuç: Umut verici, ancak henüz deneysel​

Maastricht Üniversitesi araştırmacılarının MGB'ye yönelik derin beyin stimülasyonu çalışmaları, tinnitus araştırmaları açısından önemli bir gelişmedir.

2026 yılında yayımlanan iki yıllık takip çalışması, daha önce elde edilen olumlu sonuçların uzun dönemde de sürdürülebileceğine ilişkin önemli bir sinyal sunuyor.

Ancak bilimsel açıdan doğru mesaj şudur:

Derin beyin stimülasyonu henüz tinnitus için kanıtlanmış veya rutin kullanılan bir tedavi değildir.

Mevcut veriler, özellikle standart tedavilere yanıt vermeyen çok ağır tinnitus hastalarında MGB'nin gelecekte önemli bir tedavi hedefi olabileceğini düşündürüyor.

Önceki fizibilite çalışmasında dört hastanın üçünde tinnitus yakınmalarında iyileşme görülmesi ve ciddi kalıcı stimülasyon kaynaklı yan etki saptanmaması umut verici olsa da, hasta sayısının çok küçük olması sonuçların genellenmesini engelliyor.

Dolayısıyla bugün için bu araştırmayı bir "tinnitus tedavisi bulundu" haberi olarak değil, tinnitusun beynin işitsel ağları üzerinden tedavi edilebileceğine ilişkin giderek güçlenen bilimsel kanıtlardan biri olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Belki de bu araştırmanın en önemli mesajı şudur:

Tinnitus kulağın içinde başlayan bir sorun olabilir; ancak kronikleştiğinde onu sürdüren mekanizmaların önemli bir bölümü beynin işitsel ağlarında bulunabilir.

Ve gelecekte tinnitus tedavisinin en büyük sıçramalarından biri, sesi bastırmaktan ziyade sesi üreten veya sürdüren sinirsel devreyi yeniden düzenlemek olabilir.

Bilimsel kaynak​

Babakry S, Hellingman CA, Devos JVP, et al. Deep brain stimulation of the medial geniculate body for refractory tinnitus: a 2 year follow-up. Journal of Neurology. 2026;273(9):505. DOI: 10.1007/s00415-026-14055-x.

Babakry S, Devos JVP, Hellingman CA, et al. Deep brain stimulation of the medial geniculate body for refractory tinnitus: A feasibility study. Neurotherapeutics. 2026;23(1):e00783.