Neler yeni

Evde Kal Türkiyem 💕

Korona virüs ve sebep olduğu COVID-19 hastalığından kendinizi ve çevrenizdekileri korumak için, T.C. Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı 14 Kural'a uymanızı önemle rica ederiz.

Daha Fazlası

Sponsorluk Anlaşması 🎭

Öneri, istek, görüş, reklam ve sponsorluk, anlaşmaları hakkında bilgi almak için, iletişim sayfamızı kullanabilirsiniz.

Daha Fazlası

Forum Kuralları! 🤔🤔

Forum İsitme! kendine özgü kuralları olan, sınırsız özgürlük vaat etmeyen, akla her gelenin söylenmesinin ve isteyenin dilediği gibi davranmasının söz konusu olmadığı bir ortamdır.

Daha Fazlası
  • Merhaba Ziyaretçi, Forumumuz ücretsizdir. Herhangi bir kar amacı gütmemektedir. Amacımız; İşitme Cihazı kullanıcılarının, İşitme Engellilerin hayatını kolaylaştırmak ve bilgilendirmektir. Ayrıca bu kitlelere hizmet verecek olan Odyolog ve Odyometrist arkadaşlara destek olmak içindir. Bizlere destek olmak için Abone olup tavsiye etmeyi unutmayınız.
  • Değerli Forum Kullanıcılarımız; Şikayet kısımlarında açılan asılsız şikayetlerden forumumuz sorumlu değildir. Asılsız şikayet yapan kişiler için forum kullanıma kapatılacak ve mesajları silinecektir. Asılsız şikayet yapan kişilere ait bilgiler resmi kanalla forumumuzdan talep edildiğinde ilgili kuruma teslim edilecektir.

Araştırma Koklear implantasyon cerrahisi uygulanan 36 hastanın analizi

Merhabalar

Aşağıda Ediz Yorgancılar, Müzeyyen Yıldırım, Ramazan Gün, Salih Bakır, Vefa Kınış, Musa Özbay, Faruk Meriç, İsmail Topçu ‘nun yapmış olduğu “Koklear implantasyon cerrahisi uygulanan 36 hastanın analizi” başlıklı özgün araştırma bulunmaktadır.

ÖZET

Amaç:
Çalışmamızın amacı iki taraflı sensörinöral tip işitme kaybı sebebiyle koklear implantasyon yapılan hastaları etiyoloji, cerrahi yöntem ve komplikasyonlar açısından analiz etmektir.

Gereç ve yöntem: Kasım 2010 ile Şubat 2012 arasında koklear implantasyon yapılan toplam 36 hasta yaş, cinsiyet, işitme kaybı sebebi, cerrahi yaklaşım ve komplikasyonlar açısından retrospektif olarak incelendi.

Bulgular: Hastaların yaşları 1 ile 52 arasında idi (15 bayan (% 41.7), 21 erkek (% 58.3). Otuz üç hasta çocuk (ortalama yaş 4.2±1.8), kalan üç hasta erişkin idi (29, 45, 51 yaşlarında). Çocuk hastaların tümü doğuştan işitme kaybı idi (31 hasta idiyopatik, 1 hasta Goldenhar sendromu, 1 hasta ektodermal displazi). Erişkin hastalar ise iki taraflı temporal kemik kırığına, kronik otitis media operasyonuna ve menenjite bağlı işitme kayıpları sebebiyle opere edildiler. Otuz dört hastaya mastoidektomi-posterior timpanotomi ve genişletilmiş yuvarlak pencere metoduyla implantasyon yapıldı. Bir hasta ise suprameatal yaklaşımla opere edildi. Açık radikal mastoidektomi kavitesi olan bir hastaya ise iki seanslı implantasyon yapıldı. Üç hastada perilenf sızıntısı gelişti. Hastalarımızın hiçbirinde minör ve major komplikasyon gelişmedi. Kliniğimizde başlangıç olarak seçilmiş hastalarda implantasyon uygulamıştır.

Sonuç: Sınırlı sayıdaki hasta grubumuza rağmen koklear implantasyonun çocuk ve erişkinlerdeki ileri işitme kayıplarında etkili bir tedavi yöntemi olduğu sonucuna varıldı. Sunulan hasta serisinde düşük komplikasyon oranları ile koklear implantasyonun güvenli ve düşük morbiditeli bir yöntem olduğu görüldü.

GİRİŞ

Koklear implant, işitme cihazlarından fayda görmeyen ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan hastalara yardımcı olmak için tasarlanmış elektronik bir işitme cihazıdır. Bu cihaz ses enerjisini elektik sinyallerine dönüştürerek kokleadaki spiral ganglion hücrelerini direk olarak uyarmayı amaçlar.1 Koklear implant, iki kısımdan oluşur: dış ve iç ünite. Dış ünite (ses işlemcisi) ses dalgalarını alan bir cihaz olup bu ses dalgalarını analiz edip sayısal olarak kodlar ve vericiye gönderir. Verici bu kodları deri altındaki alıcıya radyo frekansı ile iletir. İç ünitedeki işlemci bu kodlanmış sinyalleri elektrik sinyallerine dönüştürerek kokleaya yerleştirilmiş olan elektrot dizinine ulaştırır. Elektrot dizini ise bu sinyalleri spiral ganglion hücrelerine iletir ve ses algılanır. Koklear implant ilk olarak 1960’lı yıllarda House tarafından uygulanmıştır.2 Ardından teknolojinin gelişmesine paralel olarak daha gelişmiş sistemler geliştirilmiştir. Günümüzde birçok merkezde koklear implantasyon başarıyla uygulanmaktadır. Türkiye’de de halen 32 merkezde yürütülen koklear implant uygulamalarına her geçen gün yeni bir merkez daha eklenmekte ve her yıl bu merkezlerde yüzlerce koklear implant uygulaması yapılmaktadır.3

Koklear implant cerrahisi gerek ameliyat sırasında gerekse ameliyat sonrası erken ve geç dönemde önemli komplikasyonları olabilen bir cerrahidir. Bu cerrahiyi uygulayan cerrahlar çok çeşitli anatomik farklılıklarla ve cerrahi zorluklarla karşılaşabilmektedirler. Bu sebeple bu cerrahinin sonuçlarının sunulması ve karşılaşılan problemlerin paylaşılmasının faydalı olacağına inanıyoruz. Bu makalenin amacı koklear implant cerrahisi uyguladığımız hastaları ve bu cerrahiye yeni başlayan bir klinikte karşılaşılan problemleri sunmak, ayrıca dikkat edilmesi gereken noktaları vurgulamaktır.

GEREÇ VE YÖNTEM

Ekim 2010-Şubat 2012 tarihleri arasında kliniğimizde iki taraflı total işitme kaybı tanısıyla koklear implant cerrahisi uygulanan 1-52 yaşları arasında 36 hasta [15 bayan (% 41.7), 21 erkek (% 58.3)] retrospektif olarak incelendi. Bütün olgular preoperatif dönemde ayrıntılı öykü alımı, tam bir kulak burun boğaz muayenesi, otoakustik emisyon, beyin sapı odyometrisi, temporal kemik bilgisayarlı tomografisi, manyetik rezonans görüntüleme, çocuk nörolojisi ve çocuk psikiyatrisi konsültasyonları ve dil yaşı tespitleri yapıldı. Tüm tetkikler sonrasında koklear implant konseyi tarafından aile ile görüşüldü ve uygun hastalara koklear implant uygulamasına karar verildi. Tüm hastalar preoperatif dönemde her iki kulağa en az 6 ay işitme cihazı uygulaması yapılıp eğitim programına alındı. Ayrıca daha önce aşılaması yapılmamış hastalara preoperatif dönemde Streptococcus pneumoniae ve Hemophilus influenzae tip b aşıları yapıldı. Effüzyonlu otitis media saptanan hastalar preoperatif dönemde mutlaka tedavi edilerek koklear implant uygulamasına alındı.

Cerrahi Teknik

Koklear implant uygulaması genel anestezi altında yapıldı. Tüm ameliyat boyunca fasiyal sinir fonksiyonları monitorize edildi. Tüm hastalarda postauriküler sulkusun 1 cm arkasından yapılan cilt insizyonu uygulandı. Klasik uygulamada küçük ve kenarları dik bir mastoid kavite oluşturulup inkus kısa kolu-fasiyal sinir ve korda timpani arasından posterior timpanotomi yapıldı. Yuvarlak pencerenin görülmesinin ardından tectulum (yuvarlak pencere nişi üzerindeki kemik balkon) turlanarak yuvarlak pencere membranı ortaya kondu. Tüm hastalarda implant iç ünitesi için kranial kemikte yatak hazırlandı. Ardından yuvarlak pencere anteroinferior kısımdan genişletilip kokleostomi açıldı ve ardından kokleostomi sahasına %1 sodyum hyaluronik asit ve/veya prednisolon uygulandı (Resim 1). İmplant yatağa yerleştirilip Sennaroğlu ve ark.’nın4 tarif ettiği şekilde tek sütür tekniği ile tespit edildi. Toprak elektrot olan tip cihazlarda toprak elektrot temporal kas altına yerleştirildi. İmplant elektroları kokleaya yerleştirildi (Resim 2). Daha sonra kokleostomi ile elektrot arasındaki açıklık perikondrium ile kapatıldı. Odyoloji uzmanı tarafından, uygulanan cihaza ait yazılım desteği ile elektrotların dirençleri, elektriksel stapes refleks eşikleri ve uyarılmış aksiyon potansiyelleri test edildi. Daha sonra ciltaltı ve cilt 3/0 absorbe olan sütür materyali ile kapatıldı. Olgulara ameliyat sonrası antibiyotik tedavisi başlandı.

Posterior timpanotomi yolu ile yuvarlak pencerenin bulunamadığı durumda, anterior tabanlı timpanomeatal flep hazırlandı. Anulusun posterosüperiorundan orta kulağa girildi, skutum küret ile alınarak inküdostapedial eklem ve yuvarlak pencere ortaya kondu. Dış kulak yolu arka üstüne laterale doğru tur yardımıyla oluk açıldı. Lateralde dış kulak yoluna mastoidektomi kavitesine uzanan elektrotun içinden rahatça geçebileceği bir delik açıldı. Elektrot mastoid kaviteden uzatılıp açılan delikten geçirilip dış kulak yolundan implantasyon yapıldı ve oluğa yerleştirildi. Sonraki aşamalar klasik uygulamadaki şekilde gerçekleştirildi.

Mastoid kavitesi olan hastada ise birinci seansta radikal mastoidektomi kavitesine cul de sac (mastoid kavitenin tüm epitelinin soyularak tuba östakinin tıkanıp kavitenin yağ ile oblitere edilip dış kulak yolunun kapatılması) yapıldı. Altı ay sonra postauriküler insizyonla kavite açılıp implantasyon uygulandı (Resim 3 ve 4). Sonraki aşamalar klasik uygulamadaki şekilde gerçekleştirildi.

Resim 1 yuvarlak pencere kokleostomisi görüntüsü.png
Resim 1. Mastoidektomi-posterior timpanotomi ile yuvarlak pencere kokleostomisi görüntüsü (Beyaz ok: kokleostomi)

Resim 2 implantasyon son¬rası görünümü .png
Resim 2. Resim 1’deki olgunun implantasyon sonrası görünümü (Beyaz ok: tam insersiyon yapılmış elektrot)

Resim 3 Mastoidektomi kavitesine implantasyon .png
Resim 3. Mastoidektomi kavitesine implantasyon (Beyaz ok: yuvarlak pencereye kokleostomisi. Yıldız: Fasiyal dirsek)

Resim 4 implantasyon son¬rası görünüm.png
Resim 4. Resim 3’teki olgunun implantasyon sonrası görünümü (Beyaz ok: tam insersiyon yapılmış elektrot. Yıldız: promontoryum)

Resim 5 bilgisayarlı tomografik görüntü.png
Resim 5. Tip 2 inkomplet partisyon anomalisinin aksiyal kesit bilgisayarlı tomografik görüntüsü (Beyaz ok: koklea)

BULGULAR

Toplam 36 hastadan 33 hasta çocuk, 3 hasta erişkin idi. Çocuk 33 hastanın ortalama yaşı 4.2±1.8 idi. Erişkin hastalar ise 29,45 ve 51 yaşındaydılar. Hastaların etiyolojiye göre dağılımlarında 31 olgu idiyopatik doğumsal işitme kaybı, 2 olgu sendromik konjenital işitme kaybı [(1 hasta Goldenhar sendromu (oküloaurikülovertebral displazi) ve 1 hasta ektodermal displazi)] idi. Erişkin hastalardan biri kafa travmasına bağlı her iki temporal kemikte transvers kırık sonrası her iki kulakta total işitme kaybı, biri bakteriyel menenjit sonrası hızlı ilerleyip totale giden her iki kulakta işitme kaybı, diğeri ise kronik otite bağlı radikal mastoidektomi sonrası total işitme kaybı olan hastalardı. Hastaların hepsinde preoperatif radyolojik incelemelerde normal koklea anatomisi tespit edilmişti. Altı hastada (%16) preoperatif effüzyonlu otitis media saptandı ancak cerrahi müdahaleye gerek kalmadan hastalardaki orta kulak effüzyonu medikal tedavi ile iyileşti. Hastaların 34’üne (mastoidektomi, posterior timpanotomi ve yuvarlak pencere kokleostomisi yolu ile implantasyon yapılırken bir hastada [Goldenhar sendromlu (oküloaurikülovertebral displazi) hasta] dış kulak yolundan, bir hastada açık mastoid kaviteden implantasyon yapıldı. Goldenhar sendromlu hastada operasyon sırasında posterior timpanotomide fasiyal sinirin bir miktar yüksek yerleşimli olduğu izlendi ve posterior timpanotomi yapılmasına rağmen yuvarlak pencereye ulaşılamadı. Bu sebeple aynı seansta dış kulak yolunda implantasyona geçildi ve implantasyon yapıldı. Bir hastamızda ise ilk ameliyatta kanamaya bağlı görüş zorluğu sebebiyle yuvarlak pencere bulunamadığından ikinci seansa bırakıldı ve ikinci seansta başarılı şekilde implantasyon yapıldı. Hastaların hepsinde uyarılmış aksiyon potansiyelleri alındı. Hastaların 35’ine tam insersiyon yapılırken bir hastada 2 elektrot ilerletilemedi. Toplam üç hastada kokleostomi sonrası perilenf sızıntısı izlendi. Hastalarımızın hiçbirinde postoperatif takip sürecinde erken veya geç komplikasyon izlenmedi ve implant kaybı olmadı. Ortalama takip süresi 8±3 (1-14) ay idi.

TARTIŞMA

Koklear implantasyon cerrahisinin bir klinikte uygulanabilmesi için öncelikle altyapının tam olarak hazırlanması gereklidir. Preoperatif dönemde işitme kaybı yakalanan çocuklara etkin bir takip ve eğitim programının sağlanması esastır. Ayrıca radyoloji birimleriyle ilişkilerin artırılması ve temporal kemik radyolojisi konusunda gerekirse fikir ve bilgi paylaşılması ile koklea anomalileri ve temporal kemik anatomisindeki olası anatomik farklılıkların önceden tespit edilmesi sağlanmalıdır. Ailelerin konu hakkında aydınlatılması ve implantasyon sonrası dönemde yapılması gerekenlerin net bir şekilde anlatılması ve motive edilmesi gerekmektedir. Nitekim bölgemizdeki çoğu aile implantasyondan sonraki sürecin önemini kavrayamamaktadır. Kliniğimizde implant öncesi süreçler dikkatle yapılmakta ve ancak uygun adaylara implantasyon yapılmaktadır.

Koklea anomalileri, internal akustik kanalın ve endolenfatik kanalın genişliği preoperatif bilgisayarlı tomografi ile dikkatlice incelenmelidir. Kliniğimizde koklea anomalileri için Sennaroğlu ve Saatçi’nin 5 sınıflamasını kullanmaktayız. Bu sınıflamasına göre bu anomaliler; Michel deformitesi (komplet iç kulak aplazisi), koklear aplazi, ortak kavite (koklea ve vestibül ortak kavite halinde), tip 1 inkomplet partisyon anomalisi (koklea boşluk şeklinde septaları yok ve vestibülde genişleme), tip 2 inkomplet partisyon anomalisi (koklea bazal kıvrımı var, orta ve apikal kıvrım kist şeklinde) ve hipoplazik koklea (normalden küçük koklea) olarak ayrılmaktadır. Tip 2 inkomplet partisyon anomalisi gözden kaçabilecek anomalilerdendir (Resim 5). Bu sebeple radyolojik değerlendirmede koklea kıvrımlarına dikkat edilmelidir. İnternal akustik kanal genişliğinin 1.5 cm’den dar olduğu olgularda vestibülokoklear sinirin varlığını göstermek için ve koklear ossifikasyon şüphesi olan olgularda ise koklea içi boşluğun değerlendirilmesi amacıyla manyetik rezonans görüntüleme önerilmektedir.6 Kliniğimizde tüm hastalara ayrıntılı temporal kemik tomografisi ve gereken olgularda manyetik rezonans görüntüleme tetkikleri uygulanmaktadır. Koklea anomalisi olan olgularda yapılan implantasyonlarda komplikasyon oranları arttığından ve ek cerrahi tecrübe gerektirdiğinden, koklear implantasyona başlayan kliniklerin öncelikle koklea anomalisi olmayan hastalarla başlanmasını önermekteyiz.

Sendromik işitme kaybı olan hastalarımızdan birisi Goldenhar sendromu diğeri ektodermal displazi tanısı konmuştu. Goldenhar sendromu (oküloaurikülovertebral displazi) sebebi bilinmeyen yüz, kulak deformiteleri, epibulbar lipodermoidler, koloboma ve vertebral anomalilerle giden bir sendromdur.7 Bu sendromda çeşitli kulak bulgularına rastlanabilmektedir.7 Bunlar kulak kepçesi bozukluğu ve kulak önünde kalıntı cilt ekleri olabileceği gibi orta kulak ve kemikçik anomalileri, iç kulak anomalileri de görülebilmektedir. Hastamızda yapılan tetkiklerde her iki kulakta total işitme kaybı mevcuttu. Radyolojik değerlendirmede ise koklea ve vestibülokoklear sinir tam olarak gelişmişti ve orta kulak anomalisi izlenmemekteydi. Hastamızın kulak kepçesi önünde kalıntı cilt ekleri mevcuttu. Ancak operasyon sırasında yüksek yerleşimli fasiyal sinir olduğu görüldü ve dış kulak yolunda implantasyon yapıldı. Ektodermal displazi ektodermal kökenli en az iki organda bozukluk ile tanımlanan büyük bir genetik hastalık grubudur.8 Bu hastalıkta da çok çeşitli kulak bulguları olabilmektedir.8 Hastamızda bölgesel albinizm, diş bozuklukları, terleme problemleri ve total işitme kaybı mevcuttu. Radyolojik değerlendirmede ise koklea ve vestibülokoklear sinir tam olarak gelişmişti ve orta kulak anomalisi izlenmemekteydi. İmplantasyon mastoidektomi-posterior timpanotomi yolu ile problemle karşılaşılmadan gerçekleştirildi. Sendromik işitme kayıplı hastalarda her ne kadar radyolojik görüntülemeler normal sınırlarda olsada ameliyatlarda problemlerle karşılaşılabileceğini bu sebeple dikkatli olunması gerektiğini düşünmekteyiz.

Koklear implantasyonda implantasyon yaşı implantasyondan sağlanacak fayda açısından çok önemlidir.9,10 Waltzman ve Kohen 11 iki yaştan önce implante edilen çocuklarda konuşma gelişiminin iki yaştan sonra yapılanlara oranla daha iyi olduğunu göstermişlerdir. Bizim serimizde ortalama implantasyon yaşının büyük olmasının sebebi implantasyon üst yaş sınırında olan hastalara öncelik vermemizden kaynaklanmaktadır.

Koklear implant uygulamasına yeni başlayan merkezlerde cerrahi aşamada çeşitli zorluklarla karşılaşılabilir. Bu sebeple yeni başlayan kliniklerde bu cerrahiyi uygulayan tecrübeli cerrahların eşliğinde ilk uygulamaların yapılmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz. Genel olarak koklear implantasyon cerrahisine yeni başlayan bir cerrahın dikkat etmesi gereken başlıca cerrahi noktalar şunlardır: dik açılı küçük mastoid kavite hazırlanması, dış kulak yolu arka duvarının yeterince inceltilmesi, posterior timpanotominin yeterli genişlikte yapılması, yuvarlak pencerenin mümkün olan her hastada ortaya konmaya çalışılması, posterior timpanotomide önce incudostapedial eklemin görülüp sonra inferiora yuvarlak pencereye yönlenilmesinin gerekliliği, implantasyonun oldukça yavaş olarak yapılması ve kokleostomi çevresinin perikondrium veya kas ile çok iyi kapatılması, effüzyonlu otitis media varlığında mukozal ödem ve konjesyona bağlı kanamalar sebebiyle görüş zorlanacağından ameliyat yapılmaması sayılabilir.12

İmplant iç ünitesinin tespit edilmesi implantın stabilizasyonu açısından önemlidir. Bu amaçla kemiğe tur yardımıyla yatak hazırlayıp sütür tespit yapılabildiği gibi bu uygulamayı değişik tekniklerle yapan klinikler de mevcuttur.13 Balkany ve ark.14 subperiostal cep oluşturarak yatak hazırlamadan ve sütürle tespit etmeden yaptıkları implantasyonlarda herhangi bir komplikasyona rastlamamışlardır. Bunun yanında yatak hazırlarken dura zedelenmesi sonucu intrakraniyal komplikasyonlar nadir de olsa görülmüştür.15 Ancak bu uygulamaları karşılaştıran bir çalışma literatürde mevcut değildir. Kliniğimizde kemik yatak açıp Sennaroğlu ve ark.’nın 4 tanımladığı şekilde tek sütür ile tespit yöntemi uygulanmaktadır. Bu uygulamayla olgularımızda herhangi bir komplikasyona rastlanmamıştır.

Koklear implantasyonda kalıntı işitme rezervlerinin korunması önemlidir. Bu sebeple yapılan çalışmalarda yuvarlak pencere yolu ile implant uygulamasının önemi her geçen gün daha çok vurgulanmaktadır.16 Yuvarlak pencere yolu ile skala timpani içerisine yapılan implant elektrodu uygulamalarının kokleada en az hasara yol açtığı bildirilmiştir.17 Adunka ve ark.18 yuvarlak pencere ile yapılan uygulamaların bazal kıvrımda dahi travma yapmadan gerçekleştirildiğini göstermişlerdir. Biz de kliniğimizde her hastada yuvarlak pencereyi ortaya koymaya çalışmaktayız ve tektulumu turlayıp yuvarlak pencereyi ön ve aşağısına doğru tur ile bir miktar genişletip implantasyonu uygulamaktayız. Bu teknikle şu ana kadar alınan sonuçlarımız başarılı olup literatürle uyumludur.19

Koklear implantasyonun daha çok kabul gören klasik uygulama şekli mastoidektomi- posterior timpanotomi yolu ile yapılan uygulamalardır. Ancak dış kulak yolundan timpanomeatal flep oluşturulup yuvarlak pencereye ulaşarak uygulama da yapılabilir. Dış kulak yolundan implantasyonu Kronenberg ve ark.20 tanımlamıştır. Yapılan çalışmalarda bu yol ile implant uygulamasının en az klasik yöntem kadar güvenli olduğu gösterilmiştir.21,22,23 Kliniğimizde öncelikle mastoidektomi ve posterior timpanotomi yolu ile implantasyon yapılmakta ancak posterior timpanotomiden yuvarlak pencereye ulaşılamayan olgularda dış kulak yolundan implantasyon uygulanmaktadır. Bu yol ile yapılan bir hastamızda implant sonrası herhangi bir komplikasyon gelişmemiştir.

Koklear implantasyon kronik otitis medialı ve mastoid kaviteli hastalarda da uygulanabilmektedir.24 Özellikle mastoid kavitesi olan hastalarda infeksiyonu kontrol altına almak ve cihaz atılımını önlemek önem taşır. Bu amaçla oluşturulan mastoid kavitede hiç epitelyum bırakmadan temizlenir, tuba ağzı tıkanır ve kavite yağ ile oblitere edilip dış kulak yolu kapatılarak cul de sac oluşturulur. İmplantasyon kolestatom veya infeksiyon varlığına göre ilk veya ikinci seansta yapılabilir.25 Serimizdeki mastoid kavitesi olan hastamızda iki seanslı uygulama tercih edilmiştir.

Koklear implantasyonun intraoperatif komplikasyonları kanama, fasiyal sinir ve korda timpani yaralanması, perilenf sızıntısı, elektrot hasarı, elektrodun yanlış yerleşimidir. Postoperatif komplikasyonlar ise seroma, hematom, aerosel, flep nekrozu, ağrı, infeksiyon, labirentit, menenjit, fasiyal veya timpanik sinir uyarılması, çınlama, baş dönmesi ve implant çalışmaması olarak sayılabilir.26,27 Koklear implantasyon cerrahisinin komplikasyon oranı %8-18 olarak bildirilmiştir.28 Hastalarımızın üçünde perilenf sızıntısı görülmüştür. Perilenf sızıntısını komplikasyon olarak görmeyip ameliyat bulgusu olarak değerlendiren otörler mevcuttur.29 Perilenf sızıntısı ile karşılaşılan olgularda kokleostominin çok iyi kapatılması ve gerekirse lomber drenaj yapılması önerilmektedir.26 Fibrin yapıştırıcılar veya özel tıkaç şekilli implant cihazları sızıntıyı önlemek için kullanılabilir.

Koklear implantasyon teknolojinin gelişmesine paralel olarak gelişen bir cerrahidir. Bu cerrahiyi uygulamaya başlayacak kliniklerin bu gelişmeleri takip ederek en güvenli şekilde uygulama yapmaları gereklidir. Ülkemizde koklear implantasyon endikasyonu olan hastaların sistematik olarak belirlenmesi ve bu uygulamaların yaygınlaşıp hastaların yaşadıkları bölgelerde implantasyonun yapılmasının önemli olduğunu düşünmekteyiz.

KAYNAKLAR

1. Öğüt F, Engin EZ. Koklear implantlar ve konuşma işlemci stratejileri. Türkiye Klinikleri Cerrahi Tıp Bilimleri Dergisi Kulak Burun Boğaz. Koklear İmplantasyon Özel Sayısı 2006;2(10):7-14.
2. Altay B, Kondrot A. Koklear implantın tarihçesi ve ülkemizdeki gelişimi. Türkiye Klinikleri Cerrahi Tıp Bilimleri Dergisi Kulak Burun Boğaz. Koklear İmplantasyon Özel Sayısı 2006;2(10):1-6.
3. Koklear İmplant Derneği web sitesi: http://koklearimplantdernegi.org.tr/index.php?pid=4
4. Sennaroglu L, Sarac S, Turan E. Modified minimal access surgery for MedEl and Clarion cochlear implants. Laryngoscope 2005;115(5):921-4.
5. Sennaroglu L, Saatci I. A new classification for cochleovestibular malformations. Laryngoscope 2002;112(12):2230- 41.
6. Balkany TJ, Hodges AV, Eshraghi AA, et al. Cochlear implants in children-a review. Acta Otolaryngol 2002;122(4):356- 62.
7. Scholtz AW, Fish JH, Kammen-Jolly K, et al. Goldenhar’s syndrome: congenital hearing deficit of conductive or sensorineural origin? Temporal bone histopathologic study. Otol Neurotol 2001;22(4):501-5.
8. Shin JJ, Hartnick CJ. Otologic manifestations of ectodermal dysplasia. Arch Otolaryngol Head Neck Surg 2004;130(9):1104-7.
9. Snik AF, Makhdoum MJ, Vermeulen AM, Brokx JP, van den Broek P. The relation between age at the time of cochlear implantation and long-term speech perception abilities in congenitally deaf subjects. Int J Pediatr Otorhinolaryngol 1997;41(2):121–31.
10. Manrique M, Cervera-Paz FJ, Huarte A, Molina M. Advantages of cochlear implantation in prelingual deaf children before 2 years of age when compared with later implantation. Laryngoscope 2004;114(8):1462–9.
11. Waltzman SB, Cohen NL. Cochlear implantation in children younger than 2 years old. Am J Otol 1998;19(2):158–62.
12. Olgun L. Koklear implant cerrahisi. Türkiye Klinikleri Cerrahi Tıp Bilimleri Dergisi Kulak Burun Boğaz. Koklear İmplantasyon Özel Sayısı 2006;2(10):37-40.
13. O’Donoghue GM, Nikolopoulos TP. Minimal access surgery for pediatric cochlear implantation. Otol Neurotol 2002;23(6):891-4.
14. Balkany TJ, Whitley M, Shapira Y, et al. The temporalis pocket technique for cochlear implantation: an anatomic and clinical study. Otol Neurotol 2009;30(7):903–7.
15. Gosepath J, Maurer J, Mann WJ. Epidural hematoma after cochlear implantation in a 2.5-year-old boy. Otol Neurotol 2005;26(2):202–4.
16. Friedland DR, Runge-Samuelson C. Soft cochlear implantation: rationale for the surgical approach. Trends Amplif 2009;13(2):124-38.
17. Derinsu U, Serin GM, Akdaş F, Batman Ç. Cochlear implantation: is hearing preservation necessary in severe to profound hearing loss? J Craniofac Surg 2011;22(2):520-2.