Neler yeni

Evde Kal Türkiyem 💕

Korona virüs ve sebep olduğu COVID-19 hastalığından kendinizi ve çevrenizdekileri korumak için, T.C. Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı 14 Kural'a uymanızı önemle rica ederiz.

Daha Fazlası

Sponsorluk Anlaşması 🎭

Öneri, istek, görüş, reklam ve sponsorluk, anlaşmaları hakkında bilgi almak için, iletişim sayfamızı kullanabilirsiniz.

Daha Fazlası

Forum Kuralları! 🤔🤔

Forum İsitme! kendine özgü kuralları olan, sınırsız özgürlük vaat etmeyen, akla her gelenin söylenmesinin ve isteyenin dilediği gibi davranmasının söz konusu olmadığı bir ortamdır.

Daha Fazlası
  • Merhaba Ziyaretçi, Forumumuz ücretsizdir. Herhangi bir kar amacı gütmemektedir. Amacımız; İşitme Cihazı kullanıcılarının, İşitme Engellilerin hayatını kolaylaştırmak ve bilgilendirmektir. Ayrıca bu kitlelere hizmet verecek olan Odyolog ve Odyometrist arkadaşlara destek olmak içindir. Bizlere destek olmak için Abone olup tavsiye etmeyi unutmayınız.
  • Değerli Forum Kullanıcılarımız; Şikayet kısımlarında açılan asılsız şikayetlerden forumumuz sorumlu değildir. Asılsız şikayet yapan kişiler için forum kullanıma kapatılacak ve mesajları silinecektir. Asılsız şikayet yapan kişilere ait bilgiler resmi kanalla forumumuzdan talep edildiğinde ilgili kuruma teslim edilecektir.

İşitme Kaybında Büyük Farkındalık Açığı: İnsanlar İşitmeyi Önemsiyor, Sorunu Yeterince Tanımıyor​

İnsanlar iyi işitmenin hayatları için önemli olduğunu biliyor. Buna rağmen işitme kaybının ne anlama geldiği, hangi sonuçlara yol açabileceği ve hangi çözümlerin bulunduğu konusunda ciddi bilgi eksiklikleri devam ediyor. 2026 yılında yayımlanan uluslararası bir araştırmanın ortaya koyduğu bu çelişki, işitme sağlığı sektörünün önümüzdeki yıllardaki en önemli meselelerinden birinin yalnızca teknoloji değil, farkındalık ve doğru bilgilendirme olacağını gösteriyor.

MED-EL tarafından yaptırılan ve 10 ülkede 10 binden fazla yetişkinle gerçekleştirilen araştırma, insanların işitmeyi büyük ölçüde iletişim, sosyal bağlar ve hayata katılım üzerinden değerlendirdiğini ortaya koyuyor. Buna karşılık toplumun işitme kaybını yeterince anlamadığı düşüncesi de oldukça yaygın.

Bu sonuç aslında sektör açısından önemli bir soruyu gündeme getiriyor:

İnsanlar işitmeyi bu kadar değerli görüyorsa, işitme kaybı ortaya çıktığında neden aynı hızla harekete geçilmiyor?

Araştırma ne söylüyor?​

Araştırma, Mart 2026'da Research Without Barriers tarafından Arjantin, Avusturya, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Meksika, İspanya, Birleşik Krallık ve ABD'de toplam 10.039 kişiyle gerçekleştirildi. Katılımcılar özellikle işitme kaybı yaşayan kişiler arasından seçilmedi. Genel toplumun işitme sağlığına bakışı araştırıldı.

Sonuçlarda birkaç nokta özellikle dikkat çekiyor.

Katılımcıların yaklaşık yüzde 70'i iyi işitmenin temel değerini iletişim, sosyal katılım ve başkalarıyla bağlantı kurabilmekle ilişkilendiriyor.

Buna karşılık yaklaşık üçte ikisi toplumun işitme kaybı hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığını düşünüyor.

İşitme teknolojilerine yönelik yaklaşım ise sanıldığı kadar olumsuz değil. Katılımcıların yüzde 85'inden fazlası klinik olarak ihtiyaç duymaları halinde işitme cihazı veya işitme implantı gibi bir çözümü kesinlikle ya da muhtemelen değerlendireceklerini belirtiyor.

Ancak yaklaşık yüzde 60'lık bir kesim, işitme cihazları ve işitme implantlarıyla ilgili toplumsal damgalanmanın hâlâ tamamen veya kısmen devam ettiğini düşünüyor.

Yani ortaya ilginç bir tablo çıkıyor:

İnsanlar işitmek istiyor. Teknolojiye tamamen kapalı değiller. Fakat işitme kaybının kendisi hâlâ yeterince anlaşılmıyor.

Koklear implant konusunda bilgi açığı daha da belirgin​

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri koklear implant farkındalığıyla ilgili.

Katılımcıların yalnızca yüzde 21'i koklear implantın nasıl çalıştığını tam olarak bildiğini söylerken, yüzde 42'si koklear implantı daha önce hiç duymadığını belirtiyor.

Burada mesele yalnızca koklear implant değil.

Bu sonuç, insanların işitme kaybının derecesine ve tipine göre farklı rehabilitasyon seçeneklerinin bulunduğunu yeterince bilmediğini düşündürüyor.

İşitme cihazı, koklear implant, diğer implant sistemleri, yardımcı dinleme teknolojileri ve işitsel rehabilitasyon birbirinin alternatifi olan tek tip ürünler değil. Farklı ihtiyaçlara yönelik farklı çözümler.

Toplum bunların arasındaki farkı bilmiyorsa kişinin kendi durumu hakkında doğru zamanda yardım araması da zorlaşıyor.

İşitme kaybının görünmez olması farkındalığı zorlaştırıyor​

İşitme kaybının önemli özelliklerinden biri çoğu zaman dışarıdan fark edilmemesi.

Bir kişinin konuşmayı takip edebilmek için ne kadar yoğunlaştığı, gürültülü bir ortamda söylenenleri anlamak için ne kadar zihinsel çaba harcadığı veya bazı sosyal ortamlardan neden uzaklaşmaya başladığı dışarıdan görülmeyebilir.

Hearing Health & Technology Matters tarafından araştırma üzerine yapılan söyleşide de bu konu özellikle vurgulanıyor. İşitme kaybı bazen yalnızca "sesi az duymak" şeklinde algılanıyor. Oysa iletişim, ilişkiler, çalışma yaşamı, sosyal katılım ve yaşam kalitesi üzerinde çok daha geniş etkileri olabiliyor.

Sorunun yavaş gelişmesi de başka bir güçlük yaratıyor.

Kişi zaman içinde televizyonun sesini biraz daha açabiliyor, karşısındakinden daha sık tekrar isteyebiliyor veya kalabalık ortamlardan uzaklaşmaya başlayabiliyor. Hem kendisi hem de çevresindekiler bu değişikliklere zamanla uyum sağlayabiliyor.

Bu nedenle işitme kaybı uzun süre bir sağlık ve iletişim problemi olarak tanımlanmadan günlük hayatın parçası haline gelebiliyor.

Damgalanma gerçekten hâlâ önemli mi?​

Araştırmanın genç yetişkinlerin de işitme cihazlarıyla ilgili damgalanmayı güçlü biçimde algılayabildiğini göstermesi dikkat çekici.

Bu bulgu ilk bakışta şaşırtıcı olabilir. Çünkü kulaklıkların ve giyilebilir teknolojilerin son derece yaygın olduğu bir dönemde işitme cihazlarının da daha kolay kabul edilmesi beklenebilir.

Ancak bilimsel literatür, damgalanmanın tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

2025 yılında yayımlanan geniş kapsamlı bir literatür incelemesinde işitme kaybı ve işitme cihazlarıyla ilişkili damgalanmanın farklı yaş gruplarında devam ettiği; özellikle yetişkinlerde yaşlılık, engellilik veya "farklı görünme" algısının cihaz kullanımına yönelik tutumları etkileyebildiği bildirildi.

Başka araştırmalar da bazı kişilerin işitme kaybını yaşlanmanın doğal ve müdahale gerektirmeyen bir sonucu olarak değerlendirebildiğini, maliyet ve cihazların faydasına yönelik kuşkuların profesyonel yardım aramayı geciktirebildiğini gösteriyor.

Dolayısıyla problem yalnızca cihazların büyüklüğü veya görünürlüğü değil.

Asıl mesele insanların işitme kaybına yüklediği anlam.

Bu gelişme neden önemli?​

Dünya Sağlık Örgütü'nün Mart 2026'da güncellediği verilere göre dünyada 1,5 milyardan fazla insan bir derece işitme kaybıyla yaşıyor ve yaklaşık 430 milyon kişinin işitme rehabilitasyonuna ihtiyacı bulunuyor.

2050 yılında herhangi bir derecede işitme kaybı yaşayan kişi sayısının yaklaşık 2,5 milyara, rehabilitasyona ihtiyaç duyanların sayısının ise 700 milyonun üzerine çıkabileceği tahmin ediliyor.

WHO ayrıca karşılanmamış işitme kaybının küresel ekonomik maliyetini yılda yaklaşık 1 trilyon dolar düzeyinde değerlendiriyor.

Dolayısıyla işitme kaybı artık yalnızca KBB, odyoloji veya işitme cihazı sektörünün ilgilendiği dar bir alan olarak görülemez.

Yaşlanan nüfus, sosyal katılım, çalışma yaşamı, sağlıklı yaşlanma ve sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğiyle ilişkili önemli bir halk sağlığı konusu haline geliyor.

İşitme sağlığı ile beyin sağlığı arasındaki ilişki de daha fazla konuşuluyor​

Son yıllarda işitme kaybı ile bilişsel sağlık arasındaki ilişki de giderek daha fazla araştırılıyor.

2024 Lancet Demans Komisyonu işitme kaybını demans açısından değiştirilebilir risk faktörlerinden biri olarak değerlendirmeye devam ediyor. Ancak burada önemli bir bilimsel ayrım yapmak gerekiyor: Bir risk faktörüyle ilişki bulunması, tek başına doğrudan neden-sonuç ilişkisi anlamına gelmiyor.

ACHIEVE randomize kontrollü araştırmasında da tüm çalışma grubunda işitme müdahalesinin üç yıllık bilişsel gerileme üzerinde anlamlı bir genel fark oluşturduğu gösterilemedi. Buna karşılık bilişsel gerileme riski daha yüksek olan alt grupta işitme müdahalesinin olumlu etkileri görüldü.

Bu nedenle "işitme cihazı demansı önler" gibi kesin ifadeler bilimsel olarak doğru değil.

Daha doğru mesaj şu:

İşitme sağlığı, sağlıklı yaşlanmanın dikkate alınması gereken parçalarından biri haline geliyor.

Türkiye açısından neden daha da önemli?​

Uluslararası araştırmadaki yüzdeleri doğrudan Türkiye'ye uygulamak doğru olmaz.

Çünkü Türkiye, MED-EL araştırmasının yapıldığı 10 ülke arasında bulunmuyor. Ayrıca araştırma hakemli bir klinik çalışma değil, MED-EL tarafından yaptırılmış bir kamuoyu ve pazar araştırmasıdır.

Buna rağmen ortaya koyduğu sorun Türkiye açısından son derece anlamlı.

Çünkü Türkiye hızla yaşlanıyor.

TÜİK verilerine göre 65 yaş ve üzerindeki nüfus 2025 yılında yaklaşık 9 milyon 583 bin kişiye ulaştı ve toplam nüfusun yüzde 11,1'ini oluşturdu. TÜİK'in ana nüfus projeksiyonu gerçekleşirse 65 yaş üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payı 2050 yılında yüzde 23,1'e ulaşabilir.

Bu değişim, işitme sağlığı hizmetlerine duyulan ihtiyacın önümüzdeki yıllarda artabileceğine işaret ediyor.

Türkiye'de çocukluk taramaları güçlü bir başlangıç sağlıyor​

Sağlık Bakanlığı'nın ulusal tarama programlarında Yenidoğan İşitme Taraması Programı ile Okul Çağı Çocuklarda İşitme Tarama Programı açık biçimde yer alıyor.

Bu, erken çocukluk dönemindeki işitme kayıplarının tespiti açısından son derece önemli.

Ancak aynı ulusal tarama programları listesinde rutin yetişkin işitme taraması ayrı bir ulusal program olarak yer almıyor.

Tam da burada yaşlanan nüfusla birlikte yeni bir tartışma alanı ortaya çıkıyor:

Yetişkinlerde ve özellikle ileri yaş grubunda işitme kontrolü ne zaman rutin sağlık takibinin bir parçası haline gelmeli?

WHO'nun 2026 yılında WHOears isimli düşük maliyetli işitme tarama uygulamasını toplum ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde kullanılmak üzere devreye alması da dünyada erken taramaya verilen önemin arttığını gösteriyor.

Türkiye'deki işitme sektörü için asıl mesaj ne?​

Araştırmadan çıkarılabilecek en önemli sektörel sonuç, sorunun yalnızca "daha fazla cihaz satmak" olmadığıdır.

Hatta konu yalnızca cihaz üzerinden anlatıldığında işitme sağlığının gerçek değeri küçültülmüş olur.

Türkiye'deki işitme merkezleri, odyologlar, odyometristler, KBB hekimleri, üniversiteler, meslek kuruluşları ve diğer paydaşlar açısından önümüzdeki dönemin önemli çalışma alanı işitme okuryazarlığını artırmak olmalıdır.

Bunun birkaç temel ayağı var:

İnsanlara işitme kaybının yalnızca "sesi az duymak" olmadığı anlatılmalı.

"Duyuyorum ama anlamıyorum" şikâyetinin de değerlendirilmesi gereken önemli bir işaret olabileceği konusunda toplum bilinçlendirilmeli.

İşitme cihazı ile koklear implant gibi farklı çözümlerin hangi durumlarda gündeme geldiği sade bir dille açıklanmalı.

İşitme cihazı kullanan kişilerin yalnızca cihaz teslim edilen müşteriler olmadığı, doğru uygulama, ayarlama, takip, bakım ve rehabilitasyon gerektiren bireyler olduğu daha iyi anlatılmalı.

Ve en önemlisi, işitme kontrolünün yalnızca problem büyüdükten sonra yapılan bir işlem değil, sağlıklı yaşlanmanın doğal parçalarından biri olduğu algısı güçlendirilmelidir.

Sektörün iletişim dili de değişmeli​

Araştırmanın belki de en değerli mesajlarından biri şu:

İnsanlar işitmeyi teknik terimlerle değil, insanlarla kurdukları bağlantı üzerinden değerlendiriyor.

Bu nedenle toplumla iletişim kurarken yalnızca kanal sayısı, yapay zekâ, mikrofon teknolojisi, işlemci hızı veya cihaz boyutu anlatmak yeterli değil.

Teknoloji önemlidir ama kişinin esas sorusu çoğu zaman bundan daha basittir:

"Torunumun söylediğini anlayabilecek miyim?"
"Toplantıda konuşulanları takip edebilecek miyim?"
"Eşimle tekrar rahatça sohbet edebilecek miyim?"
"Kalabalık ortamda kendimi konuşmanın dışında hissetmeye devam edecek miyim?"

İşitme sağlığının gerçek değeri tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Önümüzdeki büyük mücadele teknoloji değil, farkındalık olabilir​

İşitme teknolojileri son yıllarda önemli ölçüde gelişti. Cihazlar küçüldü, bağlantı seçenekleri arttı, ses işleme sistemleri ilerledi ve farklı derecelerdeki işitme kayıpları için daha fazla rehabilitasyon seçeneği ortaya çıktı.

Ancak en iyi teknoloji bile kişinin problemini fark etmediği, kabul etmediği veya hangi uzmana başvuracağını bilmediği durumda yeterli değil.

2026 araştırmasının verdiği temel mesaj bu nedenle oldukça açık:

Toplum işitmenin değerini biliyor ancak işitme kaybını aynı ölçüde tanımıyor.

Türkiye'nin hızla yaşlanan nüfusu düşünüldüğünde bu farkındalık açığını azaltmak, yalnızca işitme cihazı sektörünün ticari geleceği açısından değil, toplum sağlığı açısından da önemli hale geliyor.

Belki de önümüzdeki dönemin en önemli sorusu "daha iyi işitme cihazını nasıl üretiriz?" sorusundan önce şudur:

İnsanların işitmelerindeki değişikliği daha erken fark etmelerini ve doğru zamanda profesyonel destek almalarını nasıl sağlayabiliriz?

Kaynaklar:

  1. Hearing Health & Technology Matters, We Value Hearing – So Why Is Hearing Loss Still So Misunderstood?, 7 Ekim 2026. Kaynağı görüntüle
  2. MED-EL / hearbetter, Global Survey Reveals Hearing Loss Awareness Gaps, Cochlear Implant Misconceptions, and Ongoing Hearing Device Stigma, 2026.
  3. World Health Organization, Deafness and Hearing Loss, 3 Mart 2026. WHO kaynağı
  4. Dünya Sağlık Örgütü, WHOears işitme tarama uygulaması, Haziran 2026.
  5. TÜİK, İstatistiklerle Yaşlılar 2025.
  6. TÜİK, Nüfus Projeksiyonları 2023-2100.
  7. T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, Ulusal Tarama Programları.
  8. Ekberg K. ve ark., işitme kaybı ve işitme cihazı damgalanmasına ilişkin bilimsel çalışmalar, International Journal of Audiology.
  9. Livingston G. ve ark., Dementia prevention, intervention, and care: 2024 report of the Lancet standing Commission, The Lancet.
  10. Lin F.R. ve ark., ACHIEVE randomize kontrollü araştırması, The Lancet.