Neler yeni
  • Merhaba Ziyaretçi, Forumumuz ücretsizdir. Herhangi bir kar amacı gütmemektedir. Amacımız; İşitme Cihazı kullanıcılarının, İşitme Engellilerin hayatını kolaylaştırmak ve bilgilendirmektir. Ayrıca bu kitlelere hizmet verecek olan Odyolog ve Odyometrist arkadaşlara destek olmak içindir. Bizlere destek olmak için Abone olup tavsiye etmeyi unutmayınız.
  • Değerli Forum Kullanıcılarımız; Şikayet kısımlarında açılan asılsız şikayetlerden forumumuz sorumlu değildir. Asılsız şikayet yapan kişiler için forum kullanıma kapatılacak ve mesajları silinecektir. Asılsız şikayet yapan kişilere ait bilgiler resmi kanalla forumumuzdan talep edildiğinde ilgili kuruma teslim edilecektir.

Çocuk Test Yöntemleri

ÇOCUK TEST YÖNTEMLERİ

Pediatri hem çocuk sağlığı hem de çocuk hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır. Doğumdan itibaren yetişkinlik çağına kadar çocuklardan odyolojik problemlerin ve buna bağlı uyumsuzluk ve konuşma özürlerinin incelenmesi (odyoloji olarak) bunların sonucunun incelenerek gereken rehabiltasyonu ve habilitasyonu (konuşma terapisi, konuşma eğitimi aile eğitimi vb..) ile uğraşan Odyoloji’nin uzmanlık dalıdır.

Bir bebekte İşitme kaybını yanlış değerlendirmektense hiç değerlendirmemek daha iyidir. Yanlış teşhis koymak bir yerde bebeğin hayatıyla oynamak demektir. Çocuklar incelenirken yetişkinlerde kullanılan metotları uygulamıyoruz. Benzer fakat daha değişik testlere tabii tutuyoruz. Bir çocuğun yaş dönemlerinde nasıl davranım verdiğini bilirsek bir kaybı olan çocuğun tespit etmemiz daha kolaylaşır.

Normal işiten bebek ya da çocuğun aylar ve yaşlara göre nasıl davranım gösterdiğini bilmemiz gerekir. Norma veya normal olmayanları ilk bakışta ayırabilmemiz için bu şarttır. İşitmesinde problem olmayan fakat konuşamayan çocuklarda vardır. Konjenital İşitme kaybının birçok sebebi vardır ancak bizde yapılan araştırmalara göre %90’ını akraba evliliğine bağlı İşitme kayıplarıdır.

Yeni doğanlarda, bebek ve küçük çocuklarda İşitmeye ilişkin bozuklukların ortaya çıkarılması Odyoloji’nin en zor işidir. Normal işten çocuk yaş olarak ilerledikçe yetişkinlere uygulanan kurallar onlar içinde geçerli olmaya başlar. Çocuğun İşitme siteminin değerlendirilmesinde önemli olan normal işiten çocukta, İşitme sisteminde bozukluk olan çocuğu ayıracak bir davranış kriteri geliştirmektir. Bize yol gösterecek olan bu davranım kriterine sahip olmamızdır. Normal çocuğun doğumdan itibaren yaşlara göre İşitsel uyaranlara göre davranımının nasıl olduğunu bilmemiz gerekir.

Normal olan 1-3 aylık bebeği ele alırsak, duruş ve büyük hareketleri istirahat halinde başı bükük arkaya doğru, iki kolu birden bükülü yukarıya doğru vaziyettedir. Bacakları yine bükülü, dizleri ayrık, ayak tabanları içe bakacak vaziyette, elleri yumuk ve baş parmağı içe doğru bükük vaziyettedir. Kolları bacaklarından daha hareketlidir. Kollar ve bacaklar titrektir. Yanağına dokunduğunuzda başını o tarafa çevirir, kulağına dokunduğunuzda zıt tarafa çevirir. Kol ve bacakları uzanmış duruma getirdiğinizde el ve ayak parmakları yelpaze gibi açılır. Oturma pozisyonuna getirildiğinde başı arkaya düşer, oturtulduğunda bu sefer başı öne düşer. Başını dik tutamaz.

Görme ve daha ince davranışlarda, pencere veya duvar varsa anlamsız olarak oraya bakar. Çok yakından 2.5 cm’den ışıklı kalemle gözüne bakılırsa gözünü yumar. Birazcık uzaktan 12 cm’den ışıklı kalemi kısa süre takip edebilir veya orta hattan sağa sola oyuncağı kısa süre takip edebilir. Anne beslerken annenin yakınındaki yüzüne bakmaya başlar.

İşitme ve konuşma davranışına gelince; yüksek sese sıçrar. Buna biz startle reflex’i diyoruz. Ya da gerginleşir, katılaşır bir an gözünü kırpabilir, balını çevirmeden gözlerini yuvalarında çevirir. El ve ayak parmaklarını yelpaze gibi açabilir, ağlayabilir. Açsa ağlar. Halinden memnun olduğunda küçük gırtlak sesleri çıkarır.

Sosyal davranışları; genellikle emme davranışları gösterirler. 5-6 haftalıkken gülümsemeye başlar, ellerini genelde yumar, elleri açıkken avucuna dokunursanız parmağınızı sıkar, ağlarken yerinden alırsanız ağlamayı keser. Bu dönemde anne bebeği beslerken veya yıkarken başından destekler.

3-6 AYLIK:

Bu dönemde duruş ve büyük hareketler: yatarken baş orta hattadır, kolları ve bacakları daha yumuşaktır. Eller, birazcık daha gevşek olarak durur. Kollarını sallar. Ayaklarını, bacaklarını değiştire değiştire nadiren ikisini birden kullanarak tekme atar. Bel bölgesi hariç oturur pozisyonda sırtını dik tutar. Başını birkaç sn. dik tutar. Omuz ve başını kaldırır.

Görsel ve özel davranışları: görsel olarak daha tetiktedir. Yakınındaki insan yüzüyle ilgilenir. 15-20 cm den çıngırağını bir yönden diğer yöne doğru takip edebilir. Biberonunu tanır ve yaklaştırıldığında ister.

İşitsel özellikleri: Ani yüksek ses ürkütücüdür. Ağlar başını çevirir, gözlerini kırpar, anne sesine göre durur ve gülümser. Rahatsız edilirse ağlar. 3-5 cm uzaktan görüş açısından uzakta zil çalınırsa susar ve sese döner. Yıkanırken banyo musluğunun sesine-suya karşı tepkide bulunur.

Sosyal davranışları: Beslenirken gözlerini kırpmadan annesinin gözüne fixe eder, aşina yüzlere gülümser, birtakım sesler çıkarır. Banyo ve yemek hazırlıkları yapılırken bu hareketleri tanır ve ona göre davranım gösterir. Anne artık onu giydirirken omuzlarından destekler.

6 ve 9 AYLIK:

Bu dönemdeki duruş ve büyük hareketler:
Arka üstü yatarken başını yastıktan kaldırabilir. Destekle oturur, yerinden alınması için kollarını uzatır, dönebilir, oturtulduğunda göğsünü ve başını aşağıya bırakabilir, kaldırabilir.

Görsel ve özel davranışları: Görsel açlık içerisindedir. Başını ve gözlerini büyük bir istekle her tarafa çevirebilir. Şaşılık varsa normal değildir, fark edilebilir. Oyuncağı elinden düşerse onu unutabilir.

İşitsel davranım: odanın öteki ucundan annesinin sesini duyunca hemen döner, ahenkli melodili ses çıkarır. Oynarken yüksek sesle güler, rahatsız olunca çığlık atar. Kulağından 15cm mesafede bebekler için uygulanan testlere bölgeden lokalizasyon tepkide bulunur. Verdiği cevaplar gecikmiş olabilir.

Sosyal davranışlar: elleri küçük oyuncaklara yetişir, genellikle iki elini kullanır. Her şeyi ağzına götürür. Ayaklarını çok enteresan görür ve onları yakalamaya çalışır. Ses çıkarmak için çıngırağını sallar. Yabancıların yanında sessizleşir. nadiren de utangaç davranır

9 AYLIK DÖNEM:

Duruş ve Büyük Hareketler:
10-15 dk yerde yalnız oturabilir, yerden oyuncağını almak için vücudunu yana çevirebilir. Tutunarak birkaç dakika ayakta kalabilir, eğilemez. Ayakta tutulacak olursa bacaklarını değiştire değiştire amaç olarak hareket eder.

Görme Davranım: Herşeyi gözleriyle inceler, küçük objeleri yakalamak için uzanır ve yakalamaya çalışır. Objeleri eliyle malupta eder. El göz koordinasyonu başlar. Düşürdüğü oyuncağı yerde aramaya çalışır. 3.5 m mesafe aradan canlı hareketlerini birkaç sn.ye izler.

İşitsel ve konuşma: iletişim kurmak için sesler çıkarır. Bu sesleri bebekler aslında 3 ay ve 12 ay arasında her dönemde daha geliştirerek çıkarırlar. Bu döneme gığıldama denir. (Babbling=gığıldama) ilgi çekmek için bağırır, sesini dinler sonra yeniden bağırır. Ritmik sesler çıkarır. Bu devrede yavaş yavaş bir iki basit kelimenin manasını kavrar. Büyüklerin onlarla oynarken çıkardığı sesleri taklide çalışır. Kulağından 90 cm uzakta kulak seviyesinin hem altındaki hem de üstündeki sesleri hemen lokalize eder.

Sosyal davranışları: Beslenirken ellerini biberona koyar, kaşığı yakalamaya çalışır, rahatsız olduğunda başını arkaya atar. Yabancıları ayırt eder, tanımadığı bir yetişkinden yüzünü saklar. Herşeyi ağzına götürür. Bardağından su içer, kendinden birşey istenirse verir ancak dengeli şekilde veremez. Saklambaç oynar. Artık destek belindedir.

12-15 AYLIK:

Dönemde Duruş ve Büyük Hareketler
: Süresiz olarak kendi kendine oturabilir, ellerin ve ayakları üzerinde emekler, tutunarak kalkıp oturabilir. Kendi başına birkaç sn. ayakta durabilir.

Görme ve Özel Davranışlar: Oyuncak küp, ip, ekmek, bisküvi kırıntılarını yakalayabilir. (baş ve işaret parmağı yardımıyla) Kasıtlı olarak oyuncaklarını parmağı ile gösterir. Ev halkını 6 m uzaktan görünce tanıyabilir. Her iki elini serbestçe kullanabilir, birini tercih etmeyi öğrenmiştir.

İşitme ve Konuşma Davranışları: İsmini bilir, seslenince döner bakar, ahenkle gığıldar. Genel konuşmadaki bazı sesleri anlar, anladığını ifade eden bazı tepkilerde bulunur. Sözleri işarete döküldüğünde daha iyi analar. Otur denildiğinde oturur. Objeler kendisinden istenirse bilinçli olarak verir.

Sosyal davranışlar: az bir yardımla bardağından su içebilir, çiğner, kendi kendine kaşığı tutamaz. Anneye daha bir yakınlaşmıştır. Pabucunu giyerken ayağını uzatır. Objeleri daha az sıklıkla ağzına götürür, salya kontrolü başlamıştır. Çıkartılan sesleri zevkle dinler. Sosyal iletişim kurar. Kendisini büyüklerin görebileceği yerde oynamak ister. Desteksiz ayakta durabilir.

15 AYLIK:

Duruş ve Büyük Hareketleri:
Ayakları birbirinden iyice uzakta, kollarını bükülü olarak başının ya da omuzunun hizasında tutarak titrek bir vaziyette yürümeye başlar. Çoğunlukla düşer kendini arka üstü atar ve oturma pozisyonuna geçer. Kendi başına ayağa kalkabilir, merdiven çıkabilir. Yerden oyuncakları almak için eğilebilir.

Görme davranışları ve daha ince hareketleri: Kendine gösterilirse kalemle karalama yapar, kitaptaki resimlere ilgi ile bakabilir. Masadan hızla çekilen bir oyuncağı takip edebilir. İstediği oyuncağı gösterip, emreder tarzda ister, pencereden bir kaç dk. ka bakarak olayları izleyebilir.

İşitme ve Konuşma davranışları: Bu dönemde fonik (sese ait) birimleri kullanarak yüksek sesle serbestçe kendi kendine birşeyler söyler. Bu birazcık daha gelişmiş olur. İstediği bir oyuncağı yada şahsı parmağı ile gösterebiliyor. Daha fazlasını onlar kavrar.

Sosyal Davranışlar ve Uyum: Annesi bardağı verirken elini uzatır alır kaşıkla yemek yiyebilir, bunu düzenli şekilde yapamaz. Kaşığın ters dönmesini engelleyemez. Altının ıslandığını haber verir. herşeyi ağzına götürmez. Bu dönemde çok hareketli ve meraklıdır. Herşeyi araştırır. Elinin erişebildiği herşeyi eller. Rasyonel olarak lamildir yani sebepsiz ağlar, güler. Araştırma sürecinde tehlikelerden korunmak için anneye ihtiyacı vardır.

18 AYLIK:

Duruş ve Büyük Hareketleri
: Kolayca yürür, istediği yerde durur. Ayakları hala hafif ayrı durumdadır. Artık kolları aşağıdadır. Gözleri yerde fixedir. 1-2 m koşabilir. Engellerden sıyrılamaz. Bebeğini ayısını kucağında taşıyabilir. Kendi iskemlesine arka arkaya gelip oturabilir. İskemlelere önce tırmanıp sonra döner ve oturur. Ayakta iken düşeden yerden eğilerek oyuncağını alabilir.

Görsel ve Özel Davranışları: Boncuk ve iğne gibi küçük objeleri görür görmez alır. Bu defa kâğıt kalemle kendiliğinden karalama yapabilir. Basit resimli kitapları sever, renkli kısımları tanır, parmağını koyar, sayfaları 2’şer 3’er çevirebilir. Dışarıda ilgi çekici bir oje varsa işaret edebilir. Ellerinin birini kullanmada tercih yapmaya başlar.

İşitsel Davranışlar: Kendi kendine oynarken anlamsız şekilde konuşur. Anlamlı kullandığı 6 ile 20 kelime vardır. Küçük çocuk şarkıları ve tekerlemelerinden hoşlanır. Kendinin veya bebeğinin saçını, burnunu, gözünü, pabucunu gösterebilir.

Sosyal Davranışlar: Masa başında duran bardağını iki eliyle tutup, dökmeden içebilir. Bardağı anneye geri verir veya masaya geri koyar. Kaşıkla döke saça yemek yiyebilir. Şapkasını, pabuç ve çoraplarını çıkarabilir. Tuvalet ihtiyacını bununla ilgili davranışları ifade edebilir. Büyük tuvalet ihtiyacında yavaş yavaş belirtmeye başlar. Artık oyuncaklarını ağzına götürmez. Büyüklerinden öğrendiği hareketleri taklit eder. Yalnız başına oynayabilir ama büyüklerle birlikte olmayı tercih eder.

2 YAŞ:

Duruş ve Büyük Hareketler
: Ayaklarını tüm tabanına basarak yürür ve istediği zaman durabilir, yere çömelebilir, kalkabilir. kapıyı açmak için iskemleye çıkar. Merdivenden inip çıkarken tutunarak iner çıkar.

Görsel Davranışlar: Minik objeleri düzgün şekilde yakalarlar. 6’lı kule yapabilir. Kâğıt kalemle dairevi şekiller çizebilir. Sevdiği kitaplarda en ufak detayı bile görebilir. Bir defa göstermeyle aile fertlerini fotoğraftan tanır. El tercihi kesinlikle kazanmıştır.

İşitme ve Konuşma Davranışları: Konuşma sesleri belirginleşir. 50 ve daha fazla kelime bilir. Kendi isminden bahseder. Yüksek sesle manalı sesler söyler. Devamlı çevredeki objelerin adlarını söyler. Çocuk şarkılarına, tekerlemelerine katılır.

Sosyal Davranışlar: Kendi kendine suyunu içer. geri masanın üstüne koyar. Döküp saçmadan kaşıkla yemek yer. Mükemmel olarak çiğner. Tuvalet ihtiyacını zamanında sesle belirtir. Kapının kolunu çevirir, açar. Basit öğren yap faaliyetlerini kopya eder. Bu devirde oyuncaklarını pek fazla paylaşma fikri gelişmemiştir. Başka çocuklara gösterilen alakayı kıskanır. Sevgi, korku durumlarında anne baba vs.. sımsıkı sarılır. Öfkesi çabuk dağılır. Kendisinin olan şeyleri şiddetle savunur.

2.5 YAŞ ÇOCUĞU:

Duruş ve Büyük Hareketler:
Bu dönemde merdivenlerden yukarı tutunmadan çıkabilir. Merdivenden inerken tutunur. Çocuk bahçelerinde de tırmanma aletine çıkmaya çalışır. 2 ayağı üzerinde hoplayabilir.

Görsel Davranışlar: Artık tek gözü açıkken küçük objeleri yakalayabilir.7’li kule kurabilir. T.V. harflerini taklit eder. Bir kez gösterildiğinde resimden kendisini de tanır.

İşitsel Davranışlar: 200 ve fazlası kelime vardır. Adını, soyadını bilebilir. Yine ekolali (Echolalia) mevcuttur. Ne, nerede diye başlayan birçok soru sorar. Bazı zamirler kullanmaya başlar. (Ben, sen gibi) Genellikle bu yaş grubunda kekemelik görülür. Hikâyeler dinler, birkaç çocuk şarkısı söyleyebilir.

Sosyal davranışlar; artık beceri ile kaşığını kullanır, çatal da kullanmaya başlar. Tuvalete kendi gidebilir. Çamaşırlarını indirir ancak kaldıramaz. Geceleri kaldırılırsa altını ıslatmaz. Çok aktiftir. İstediğini yaptırmazsa öfke krizleri geçirir. Duygusal olarak büyüklerine bağlıdır. Oynayan çocukları izler. Paylaşma duygusu gelişmemiştir.

3 YAŞ:

Duruş ve Büyük Hareketler:
iki ayağını da merdiven çıkarken alternatif olarak kullanır, ancak inerken alternatif olarak kullanamaz. Çocuk bahçesinde tırmanma aletlerine kolaylıkla tırmanır. 3 tekerlekli bisiklete binebilir, geniş köşelerden dönebilir. Tek ayaküzerinde kısa bir süre durabilir.

Görsel Davranışlar: Tek gözle küçük objeleri yakalar. 9’lu kule yapar. Daire yapabilir. V.T. ye ilaveten H.P. harflerini kopya eder. Adam resmi çizmesi istenildiğinde başını çizer. Nadiren diğer kısımlarını yapar. Renkleri eşleştirir. Genelde kırmızı ve sarıyı eşleştirir. Mavi ve yeşili karıştırır. Makasla kesim yapabilir.

İşitsel davranışlar: Kelime hazinesi gelişmiştir, bebeğimsi konuşma kısmen devam eder. İsminin tamamını, cinsiyetini bazen yaşını söyleyebilir. Çoğul eklerini kullanabilir, zamirleri kullanır. Basit cümle ve konuşmaları becerir. Kim, nerede ile başlayan bol soru sorar. Büyük bir zevkle masal diner ve defalarca anlattırır.

Sosyal Davranış: Çatal ve kaşık kullanır. Tuvalette çamaşırlarını kaldırıp indirebilir. Düğme ilikleme vs.. de anne ye ihtiyaç vardır. Geceleri altını ıslatmaz. Davranışlarında çocuklara karşı sevecen bir pozisyon sergiler. Ev işlerinde anneye yardım edebilir. Etrafı düzenli tutmaya çalışabilir. Hayalle gerçeği karıştırarak oyunlar oynar. Arkadaşları ile oynayabilir. Oyuncaklarını paylaşması gerektiğini anlamıştır. Kendinden küçük kardeşleri varsa onlara sevecen davranır.

4 YAŞ:

Duruş ve Büyük Hareketler:
Keskin köşelerden dönebilir, merdivenlerden iki ayağını alternatif olarak kullanarak inip çıkabilir. Ağaca tırmanabilir. 3 tekerlekli bisiklete ustalıkla biner. Tek ayağı üzerinde sıçrayarak gidebilir. Belden aşağı dizlerini bükmeden eğilip, düşmeden yerdeki objeleri alabilir.

Görsel Davranışlar: Tek gözle bile minicik objeleri yakalayabilir. 10’lu kule yapar. 6 blokla 3 basamak yapabilir. (Nasıl yapılacağı gösterilirse) R.L.Y.S. bir takım bu gibi harfleri kopya edebilir. V,T,H,P, yi çizebiliyordur, diğer harflerde gösterilirse onları da kopya edebilir. 4 temel rengi eşleştirip isimin söyler. (Kırmızı, sarı, mavi, yeşil)

İşitsel Davranışlar: Konuşması tamamıyla anlaşılabilir. Bazı harfleri birinin yerine diğerini kullanır. (Mutfak=musdak, krem=klem) Öğretilirse adına soyadına, ilaveten ev adresini, yaşını söyleyebilir. Yine sorular sorar. Ne ile, niçin vb.. kelimelerin manasını bu dönemde sürekli söyler. Hikâyeler dinler ve anlatır. Hayal gücü engellenmemeli.

Sosyal Davranışlar: Öğretilirse bıçakta kullanabilir. Yemeğini bir eliyle yiyebilir. Kendi kendine elini yıkar, kurular, dişlerini fırçalar, giyinip, soyunabilir. Düğmelerini yapamaz. Kendi istediği gibi rahatlıkla hareket eder. Oynamak için diğer çocuklara yaklaşır. Bazen uysal, bazen agresiftir. Oyun kurallarına riayet eder. Kendinden küçükleri düşünür. Zaman kavramı belirir.

5 YAŞ:

Duruş ve Büyük Hareketleri:
Parmakları üzerinde koşabilir, tırmanmada, koşmada aktiftir. İki ayağı üzerinde zıplar, müzikte oynar. İki eliyle tutma hareketi yapar.

Görsel Davranışlar: El, göz koordinasyonu gelişmiştir. Blokları inşa eder. Kare ve üçgeni taklit eder. Diğer harflere ilave eder. Bildiği harfleri kopya etmeden çizebilir. Adam resmini, başın, gövdesini, bacaklarını çizebilir. Gözü, burnu vs. çizemez. Bir işaret parmağı ile diğer parmaklarını sayar. 4 rengi eşleştirir.

İşitme Konuşma: S ve T seslerinde bocalama gösterir. Ev adresini doğum gününü bilir ve soyut kavramları gelişmeye başlamıştır. Somut cisimleri cümle içinde kullanarak tarif eder.

Sosyal Davranışlar: Çatalı, Kaşığı kullanır. Genel davranışları daha kontrollüdür. Bağımsızlaşmıştır, plan yapar ve uygular. Daha karmaşık oyunlar oynar(seksek). Günün saati ile günlük programı arasında bağlantı kurar. Kendinden küçüklere ve hayvanlara karşı daha sevecendir.

Anne-Babalar çocuğun İşitme kayıplı olup olmadığını çok geç tespit edebiliyorlar. Genelde yurdumuzda çocuk okula başlayasıya kadar İşitme kayıplı olduğu fark edilemiyor. Okula başladıktan sonra ise çeşitli meslek gurupları çocuktaki bu özrü fark edebilirler ( Öğretmen, Odyolog, Nöroloji uzmanı, Pediatrist, KBB uzmanı vs. ) . Birinci olarak tespit edenler pediatristlerdir. İkinci olarak ise KBB uzmanı tetkikler sonucu İşitme kaybını ortaya koyabilirler. Nörologlar ise İşitme kaybının çocuk üzerinde etkisi olan uyumsuz davranışların incelenmesiyle ortaya çıkar. Çocukta mental bir gelişme söz konusuysa psikiyatristler işin içine girer. Konuşma otologları ise konuşamama veya konuşma bozukluklarıyla ilgilenir. Eğitimciler ve öğretmenler okula başlayan çocuktaki özrü fark edebilirler. İşitme kayıplı çocuklarla iletişim kurmak zordur. Sınıf faaliyetlerine katılmazlar, ilgisizdirler.

Çocuğun duymama nedeni doğrudan İşitme kaybına bağlı olmayabilir. Duygusal veya zihinsel bozukluğu olan bir çocukla, İşitme kayıplı çocuğu karıştırmak mümkündür. İşitme kayıplı çocuklarda bunu tespit etmek için çeşitli yöntemler ve metotlar geliştirilmiştir.

Metot;

1-) Çocuğun fiziksel, duygusal, zihinsel gelişimine uygun olması gerekir.
2-) İşitme kaybını doğuran başka bir sorunun olup olmadığını ortaya koyabilmelidir.

Birçok aile çocuğun konuşmadaki defektlerle (özürle) uzmana götürür. Yani ilk adım çocuğun konuşmaması ile atılır. Her konuşamayan çocuk, İşitme kayıplı değildir.

1-) Beyinde bir hasar varsa konuşamayabilir yada geç konuşur.
2-) Çocuğun duygusal geriliğide konuşmayı etkiler.
3-) İşitme bozukluğuna bağlı olabilir.
4-) Fiziksel gelişim geriliğine bağlı olabilir.
5-) Doğrudan merkezi sinir sistemine bağlı nedenlerden (afazi vb.) konuşamayabilir.

Klinisyen, çocukta bunlardan hangisine bağlı olarak konuşmanın meydana gelmediğini araştırmalıdır. Bunların birkaçı bir arada bulunabilir. İşitme kaybının belirlenmesinde çeşitli ses uyaranları kullanılır. Diğer bölgelerde hasar olup olmadığı da araştırılır. Bizzat bu işi ortaya çıkarabilecek bir uzmana başvurulmalıdır. Kısa süreli bir uyarana cevap verip, uzun süreli bir uyarana cevap vermeyebilir.

İşitme bozukluğu ile lisan arasında bir bağıntı kurabilir. Lisan iletişim kurmanın bir şeklidir. Konuşma gelişimi döneminde lisanın içine aldığı duygu ve düşüncelerle konuşma, jest-mimik, yazma işaret lisanı, pandomim ve sanat( müzik-resim ) vs. iletişim kurulabilir.

Konuşma için iki kriter öne sürülmüştür.

Bir lisan dili olarak konuşma;
1-) Ses çıkarma
2-) Artikülasyon’u kapsar

Bunlar tek başına anlamsızdır. Karşısındakinin anlayacağı şekilde telaffuz edilmelidir. Çocuk doğumdan itibaren duyar fakat konuşamaz. Neden konuşamaz ? Çocuk bilinçsiz olarak ses çıkarabilir, çıkardığı seslerin konuşmada bir anlamı olması gerekir ve kullandığı kelimelerin toplumda bir anlamı olması gerekir. o halde İşitme bozukluğu ile lisan arasındaki ilişki nedir? İşitme kaybı olan çocuğun sergilediği bozukluk bir lisan bozukluğu olacaktır. Lisan olayı ham organik( fiziksel) hemde psikolojik bir süreçtir. Bunların birbiriyle etkileşimi söz konusudur.

1592583350131.png

Periferik sinir sistemi ile ilgili örnek; sinirsel İşitme bozukluğu ve bu sebeple ortaya çıkan bir konuşma bozukluğu ve bu sebeple ortaya çıkan bir konuşma bozukluğu

Merkezi sinir sistemi ile ilgili örnek; Afezi nedenle konuşma bozukluğu
Psikolojik örnek; Çocuk psikolojisine bağlı konuşma bozukluğu

Bunlar birbirinden farklıdır. İşitme algısal bir mekanizmadır. Buna biz reseptif lisan diyoruz.

1-) Reseptif Lisan
2-) Ekspresif Lisan
3-) İçedönük bir Lisan

Reseptif lisan, bir konuşmayı ve dinleyiciyi gerektirir. Konuşma ise Expresif lisanı ifade eder. İşitme ile konuşma arasında bir alışveriş vardır. Konuşanında bir İşitmesi olmalıdır. Kişinin kendi sesini duyması gerekir.

Algısal Lisan; diğer bir kişinin dediğini anlamadır( Reseptif lisan ).
Expresif Lisan; anladığını, algıladığını karşıdakine ifade etmektir.

İçe dönük Lisan; kendi kendine konuşma, düşüncede olan konuşmadır. Sözel davranışları ifade eden imajları kapsar.

Lisanı kavramak için doğan çocuğun belli bir süre lisanı alması-algılaması gerekir. Sonra sembolleri kendi yeteneği ile anlaması gerekir. İçe dönük lisan başlar. Konuşmaya yönelik sembolleri belli bir süre duyup anladıktan sonra bunlar ekspretif olarak kullanılmaya başlanır. İşitsel algılamada bir bozukluk söz konusu ise sözel lisan kullanması-ifadesi aynı derecede etkilenecektir. Duygusal bozukluğu olanlarda aynı şey söz konusudur. Problemler farklı olduğu gibi çözümlerde birbirinden farklıdır.

Periferal için (periferal lisan bozukluğu için) örnek verirsek; Sensöri-neural İşitme bozukluğu, İletim tipi İşitme bozukluğu ve mixt tipi İşitme bozukluğu.........

Santrale örnek verirsek; Afazi, santral tipi İşitme kaybı, İşitsel - algısal bozukluk, mental bozukluk.................
Psikolojik olana örnek verirsek; çocuk şizofreni, çocuk otizmi, psikolojik İşitme bozukluğu, ankitisi’e dönemi bozukluğu.........

Afazinin özelliği, İşitsel olarak algılayamaz yada algıladığını kullanamaz. Afazilerin problemi İşitsel bozukluğuna bağlı olarak algıladığını kullanamamadır. Duygusal problemi olan çocuk algıladığını kullanamaz

Mental bozukluğu olanların lisan yetersizlikleri, zihin geriliğinin doğrudan yansımasıdır. Sonuç olarak doğrudan doğruya İşitsel bozukluk lisan algılaması ile direkt ilgili oluyor. Ayırıcı tanı yapmamız için neler gerekiyor. Çeşitli uzmanlık dalları ayrı ayrı yöntemlere baş vururlar. Uyuştukları bazı noktalar vardır.

Çocuklarda ayırıcı tanıda 3 basamak kullanılır.

1-) Ayırıcı Hikâye alınması
2-) Klinik gözlem
3-) Klinik muayene

Komple tanı konulması için bunların üçünün bir arada bulunması gerekir. Ayırıcı Hikâyede dört temel unsur

1-) Geçmişteki durum
2-) Çocuğun şimdiki durumu
3-) İleriki durum
4-) Sebebin tayini

Geçmişteki durum;

a-) Problemin yerleşmesini tayin eder
b-) Problemin şimdiki duruma etkisini tayin eder.
c-) Hangi sınıfa gireceğini tayin eder.

İleriki durum; İşitme bozukluğunun gelecekteki prognosunu verir. İllerde düzelme olup olmayacağını araştırır. Etyolojisinin tayininde, duruma neden olan etkenlerin ortaya çıkarılmasında etkilidir.

Bunlar komple tanı için birbirini destekler. Akılcı ve analiz edici bir şekilde değerlendirip ayırıcı tanıya gitmemizi sağlar. Hatalar ise geçmişteki durum ve şimdiki durum arasındaki ilgiyi kuramamak ve değerlendirememekten kaynaklanır. Yani İşitme kayıplı çocuk, o an İşitmez olmuş gibi muamele görürse ona yapacağımız yardım bir şey iade etmez. Burada bizim için önemli olan şey yaş’tır. Hangi yaşta İşitme kaybının ortaya çıktığı saptanmalıdır. Geçmişteki ve şimdiki durumu içine alır.

Anne tam olarak İşitme kaybının hangi dönemde olduğunu söyleyemiyorsa bu dört dönemden hangisinde İşitme kaybı olduğunu araştırmak gerekir. Lisan hangi yaşta kesilmiş bunu araştırırız. 3. yaşa kadar çocuk belli bir lisanı kazanmış duruma gelmiş olmalıdır. Hem sosyal hemde psikolojik açıdan farklılıklar gösterecektir. 3 yaşında menenjit sonucu İşitme kaybı olan çocuk, 7 yaşında bize getirilirse anamnez alınırken, İşitmenin kaç yaşında kaybedildiğini bilmemiz gerekir. Hiç konuşamaya bilir, duyduklarını, bildiklerini unutmuş durumda olabilir. Algılama, lokalizasyon gelişmemiştir. Hiç ses çıkarmayabilir.

Örn: Menenjit geçirmiş bir çocukta daha önceki dönemde, yani premental dönemdeki İşitme kaybı ile arasında çok fark olacaktır.

3 yaşındaki bir çocuk lisan kazanmıştır. 2-3 kelimeli cümleler kurar. Menenjitli bir çocukta konjenital olduğunu söyleyemeyiz. Bu çocuklarda hem sosyal hemde psikolojik açıdan farklılıklar gösterir. Eğer menenjit geçiren bir çocuk İşitmesini kaybetmez ve 7 yaşında hikâye alınmasında birtakım yanlışlıklar olur ise İşitmesinin bozulduğunu bilme durumundayız. Bu çocuk hiç konuşamaz haldede olabilir. Aynı zamanda İşitme hasara uğradığı gibi zihinsel gerilikte ortaya çıkabilir. Algılama vokalizasyon hiç gelişmemiş durumda da olabilir. Ayırıcı tanıda bunu ayırmak, sınırı koymamız gerekiyor.

Ayırıcı Tanıda Ne Gibi Adımlar Vardır?

Hikâye alınması;
Sıradan bir kişi yapamaz. Kliniksenin olması gerekir. Belirli bir dereceye kadar İşitme kaybının etyolojisini(sebebini), prognozunu ve nihayet eğitim konusunu değerlendirmeli ve durumu tayin etmelidir. Klinik muayene ile birleştirir. Klinik muayene için kullanılacak zaman hikâye tespitinde kullanılır. Hikâye aileden alınacaktır, kliniksen yararlı bilgileri toplayacak nitelikte olmalıdır. Hikâye almada zamanın dozunu ayarlamak gerekir. Alınan bilgilerde en iyi şekilde değerlendirilmelidir. Çoğu aile kuşkuludur. Bir hata yapmaktan çekinir. Bazende çocuklarının bu durumdan kendilerini sorumlu tutarlar, suçlayabilirler. Bu nedenle kliniksen aileden yararlı bilgileri toplamalıdır. İyi yaklaşım içinde olmalıdır. Bazen aileler kesinlikle bu olayın ne zaman ortaya çıktığını değerlendiremeyebilirler. Çocuktaki bu problemin aile farkında değildir. Hikâye almada birçok formlar kullanılır.

A-) Klasik Hikâye Formu: Tedavi ve rehabilitasyonu kapsayacak şekildedir.

- Tanımlayıcı bilgiler
- Prenatal, Natal, Postnatal
- Klasik hikâye
- İşitme ve İşitsel davranışlara ait hikâye
- Genetik
- Eğitim
- Lisan gelişim Hikâyesi
- Duygusal, Duygusal uyum, kişilik Hikâyesi

a-) Tanımlayıcı Bilgiler: Adı, soyadı, muayene tarihi, adres, baba mesleği, kardeşleri ve evde bulunan devamlı kişiler ve onlara ait bilgiler( hala - teyze vs. )......

b-) Prenatal, Natal, Postnatal: Bebeğe ait doğum öncesi, doğum sırası, doğum sonrası bilgileri içerir.

Doğum öncesine ait bilgiler; Örneğin; annenin hamileliğinde ilaç alıp almadığı, radyolojik tetkik yaptırıp yaptırmadığı, hamileliğinde travma, hastalık geçirmişmi? Hamilelik süresinin ne kadar olduğu?

Doğum sırası; Doğum şekli, doğumda travma olup olmadığı, anoksia olup olmadığı, kordon dolaşması, ne tip doğum olduğu, nerede doğum olduğu araştırılır.

Postnatal dönemde; Doğum ağırlığı, normal doğum ağırlığını ne zaman kazandığı, ne zaman doğduğu, zor doğummu olduğu, emme yutkunma güçlüğü var mı, sarılık geçirdi mi, kan uyuşmazlığı RH faktörü araştırılmalı.

c-) Hastalık Hikâyesi: Çocuğun o zamana kadar geçirdiği hastalıklar sorulur. Havale geçirdi mi, sinir sistemi hastalığı geçirdi mi, aşıları araştırılır. Ameliyet oldumu? Hatta tonsilit, otitis media geçirdi mi? Ailede İşitme engelli mental hastalıklar, alkolizm, sara gibi hastalıkların olup olmadığı sorulur.

d-) İşitme - İşitsel Davranışlara Ait Hikâyesi: Herhangi bir sese karşı reaksiyonu nasıl? İnsan sesine, hayvan sesine, araba, motorlu uçak sesine tepkisi nasıl? Yüksek ve hafif seslere karşı reaksiyonu, İşitme duygusu var mı, İşitmesi ile davranışı arasında bir ilişkisi var mı? Çevresel seslere ani reaksiyonu, beklenmedik tepkisi var mı? bunlar araştırılır.

e-) Genetik: Genel gelişimi, motor gelişimi, yürümesi, kaşık kullanması nasıl bunlar araştırılır. Merdivenlere hangi yaşta başlamış, bisikleti ne zaman kullanmaya başlamış? Denge problemi var mı? Kendine özgü davranışları varsa bunlar sorulur.

f-) Eğitim: Okula gidiyorsa, ana okuluna gitmiyorsa bakıcısı var mı, hala, teyze var mı? İşitme cihazı kullanıp kullanmadığı sorulur.

g-) Lisan Gelişimi: Çıkardığı sesleri, söylediği fon ve fonemler araştırılır. Kaç tane doğru kelimesi var bunlar araştırılır.

Hikâye alındıktan sonra Hikâyenin tanıksal yönden değerlendirilmesi yapılarak sınıflandırılması yapılır. Etyolojisi hakkında bilgi ediniriz.

Sınıflama Nelere Göre Yapılır ?

Lezyonun Yerine Göre: Yani İşitme bozukluğunun sebep olduğu bölge neresi? İşitme mekanizmasında mı yoksa İşitme sinirini mi kapsıyor buna göre sınıflandırılır.

İşitme Durumuna Göre: İşitme engeli veya ağır İşitme durumuna göre yapılabilir. Buna göre çocuğun İşitme kaybının derecesine göre olacak. Eğer lisan gelişimini direkt etkilemeyecek durumda ise ağır İşitme engeli denir. Eğer limitasyon yetersiz kalıyor, özel metodlar kullanmamız gerekiyor ise o zamanda İşitme engeli vardır denir.

Bir grup daha vardır. Önceden lisan gelişimi yönünden önemli aşama kaydetmiş ama daha sonrada ileri derecede İşitme kaybına uğramış kişilerde de İşitmesi engellenmiş denir.

Bir başka sınıflandırma şeklide Klasik sınıflamadır.

KLASIK SINIFLAMA: 2’ye ayrılır.

- Konjenital İşitme veya ağır İşitme
- Sonradan kazanılmış İşitme

a-) Konjenitaldan kastımız, doğum öncesi olarak kabul edilir. Yani çocuğun hemen doğumdan sonra İşitme engeli olduğu durumdur. Birtakım karışıklıklara neden olup, uyumsuzluklar ortaya çıkabilir. Herediterle karıştırılabilir.

b-) Sonradan da doğumdan sonra kabul edilir. Doğum sonrası herhangi bir zamanda olur.

Konjenital veya sonradan kazanılmış İşitme kayıplarında kronolojik şartlara bağlı olarak gelişmiş oluyor. Sebep( etyolojik ) içermiyor. Problemin kesin olarak saptanması gerekiyor. Etken tayininde de oluş zamanının herhangi bir zamanda hataya sebep olunulmamalıdır.

ÖRN: Otoskleroz sonradan kazanılmıştır, kalıtsaldır. Burada kalıtsallıkla karıştırılmamalıdır. Konjenital olarakta kazanılabilir. Ama herediterle mutlaka konjenital olmasını gerektirmez.

ÖRN: Rubella’ya bağlı İşitme kaybı olur. lman kızamığı diye bilinir. Eğer bu çocuk, bu hastalıktan etkilenmişse konjenitaldir, herediter değildir. Doğum öncesi kendini gösterir. Bu nedenle problemin oluş zamanını belirlemek çok önemlidir.

Diğer bir sınıflandırmada GENETIK’tir

GENETIK SINIFLAMA: 2’ye ayrılır.

- Endojen
- Ekzojen

a-) Endojen: Bütün ailevi nitelikleri kapsayan demektir.
b-) Ekzojen: Defektif genlere bağlı olmayan bütün koşulları kapsıyor.

Ailenin sebep faktörüne dayanmış oluyoruz. Ne kadarının, ne zamana kadar uzandığı önemli değildir. Buna göre Rubella ekzojendir, Otoskleroz endojendir.

Merkezi sinir sistemi harabiyeti mi yoksa psikolojik faktörler mi kapsıyor? Kalıtsal olarak değerlendirmeye girer.

Bir sınıflandırma daha yapmak mümkün. DOĞUM’a göre

DOĞUM’a GÖRE SINIFLAMA: Prenatal, natal, Postnatal içeren sınıflandırmadır. Bu dönemlerin hangisinde organizmaya maruz kaldığı, hangi dönemde ortaya çıktı diye üzerinde durulur. Bunları sayarsak Örn: Anoksi durumu, Rubellanın sebep olduğu toksik olayların olup olmadığı, virüs enfeksiyonları, genetik gelişimler. Bunların olup olmadığı araştırılır.

Değerlendirme:

Tanıtım:
Çocuğun kaydı alınır. İleriki incelemelere ışık tutar, kolaylaştırır. Bu da çocuğun eğitimi için temel bilgi içerir. Anne babanın yaşı, eğitimi sorulur. Ailesinde kalıtsal birtakım hastalık varsa, anne baba akraba ise araştırılır. Kalıtsal faktörler daha kolay geçer.

Perenatal, Natal, Postnatal Dönemi: Annenin geçirdiği hastalıklar, rubella veya başka ateşli hastalık geçirip geçirmediği, özellikle ilk 3 ay önemli. Bu dönemde emosyonel bozukluk var mı etkilidir. Fetus üzerinde kimyasal değişiklikler oluşturur. Erken doğum veya erken doğum sancıları olabilir.

Toksik durumlar, ilaç kullanıp kullanmadığı, ilaçları nasıl aldığı, ne kadar aldığı, doktor tavsiyesiyle mi aldığı, radyosyana maruz kalıp kalmadığı öğrenilir.

Natal Dönemde; Doğum esnasında meydana gelen zedelenme, merkezi sinir sisteminde birtakım bozukluklar oluşturabileceği gibi afazi denilen problemlere sebep olabilir. Genellikle iç kulağa ait İşitme bozuklukları buna bağlı olmakta. Kan dolaşımı bozulur ve ağır İşitme kayıplarına sebebiyet verir. Zor doğumlara bağlı olarak psikolojik sağırlıklardır. Ayrıca doğum süreside önemlidir. Bebeğin prematüre olması, doğum süresi, bazen prematüre durum düzeltilse bile santral problemler ortaya çıkabilir. Uzun süre doğumlarda genellikle anoks gelişir. Çocuğun intrauetrin dönemden çıkışı uyum içinde olur. Ortalama ilk doğum için 14-18 saat, daha sonrada 8-10 saat diye saptanmıştır. Doğum süresi çok önemlidir.

Diğer bir faktörde kuru doğum diye nitelendirilir. Normalden daha önce amnion kesesinin yırtılması ve sıvı dışarı akmasıdır. Fetüs kuru ortamda yaşamaya çalışmaktadır. Başta vücut ısı dengesi bozulur. Isı değişimide çeşitli patolojilere yol açar.

Doğum Sırası: Erken sezeryan sırasında meydana gelebilecek zedelenmeler. Intra uterun basınç farklılıkları olur. Kan dengesinin bozulması, intra uterunda a tipik pozisyonları, bebeğin forseps kullanılması direkt olarak merkezi sinir sistemi bozuklukları veya anoksi olabilir. Hücrelerin harabiyeti doğum sırasında siyanoz görülebilir. Sadece İşitme bozukluğu değil bununla birlikte daha başka problemlerde ortaya çıkabilir.

Postnatal; Zor nefes alıyorsa, nefes alma güçlüğü varsa, konvülsiyonları varsa, daha sonra birtakım bozuklukların alacağını gösteren belirtilerdir. Doğum esnasında kafa travmaları olmuşsa bu belirtileri bize gösterir. Mümkün olduğunca bu belirtiler erken dönemde saptanmalıdır.

Hastalık Hikâyesi: Viral enfeksiyonlar kalıcı hasarlara sebep olabilir. Örn: Yaşamın herhangi bir döneminde menenjit geçirmişse İşitme siniri üzerinde de büyük tahribat verir. Menenjit beyin dış zarının, menix’in iltihabı sonucu oluşan bir hastalıktır. Örn: Ensefalit, beyin, orta beyin ve aşağılarının bozulmasına sebep olur. Başka santral sinir sistemi hastalıklarına sebep olabilir. Bir takım mental problemler olur.

Epilepsi( Sara ) : Nörolojik bir hastalıktır, kızamık kabakulakların komplikasyonu olarak ortaya çıkar. Orta kulak iltihaplarında iletim veya mixt tipi işitme kayıpları ortaya çıkmaktadır. Üsye, otoskleroz, Otitis Media, Kolesteotoma’ya bağlı İşitme kaybı olabilir. Perseptif tip İşitme kayıplarına sebep olup ciddi bir şekilde lisan gelişimini etkilemez. Aşıların etkiside söz konusudur. Boğmaca, kabakulak, karma aşılar belli reaksiyonlar gösterir.

Kalıtsal Faktörler: Eğer aile fertlerinde ağır İşitme kaybı varsa, ailenin hangisinde( anneanne gibi ) II, III, derece akrabalarda da etkilidir. Eksojen, endojen araştırılır. Diğer kalıtsal hastalıklar sorulur. İlaç kullanımı, alkolizm, epilepsi var mı, bunlar araştırılıp sorulması gerekir.

İşitsel Davranışlar: Burada İşitme bozukluğu santral sinir sisteminin zedelenmesine bağlı yada periferik sinir sisteminde olan bozukluğa bağlı meydana gelmiş olur yada psikolojik sebeplere bağlıdır. Değerlendirme de farklıdır. Lisan bozuklukları da hangi gruba girdiği araştırılır. Farklı sendromlarda, farklı davranışlar gösterir. Örn: Yüksek ve hafif seslere karşı tepkileri nedir?

4 haftalık bir bebek zil sesi duyduğunda nasıl bir tepki gösterir. Görsel ile İşitsel davranışı arasında bir bağlantı var mı? 2-3 aylıkken bir ses duyduğunda davranışlarıyla değerlendirilebilir. Ani yüksek sese başka, hafif sese başka davranış gösterir. Bu davranışları gösteriyor mu veya ne zamana kadar gösterdi bunlar aileye sorulur. Örn: Bebek babling yapıyor mu? İlk önceleri bilinçsiz olabilir. Daha sonra bilinçli yapmaya başlar. 5-6 aylıktan sonra birdenbire babling kesilmişse bize faydalı ipuçları verecektir.

Çocuklar her zaman her defada aynı uyarıya karşı farklı farklımı, yoksa aynımı tepki veriyor, yoksa başka zaman hiçbir tepkide bulunuyor mu, bu bağlantının kurulması gerekir. Çok yüksek ses verdiğimizde ne gibi davranışlarda bulunuyor. Dokunsal bir titreşim verdiğinde bunlar birdenbire değerlendirilmelidir. Örn: Bazen duyar, bazen duymuyor denilebilir. İsmi söylendiğinde bakıyor. Kapıyı çarptığımızda bakmıyor denilebilir.

KLINIK GÖZLEM ve DAVRANIŞSAL SEMPTOMOLOJI

Periferal İşitme Engeli Nedenli Lisan Bozuklukları: Normal İşitsel davranışı olmayan çocuklarda ortak davranışsal semptomlar vardır. Çoğu karışık semptomlar olup birkaç semptom içerir. Mixt tiplerde bir bozukluk, diğer bozuklukları gölgeleyebilir, maskeleyebilir. Özellik gösteren semptomları saptamak gerekir.

1-) Sözel olmayan İletişim: Bu çocuklar iç duygu ve düşüncelerini jestlerle ve daha çok değişik hareketlerle ifade eder. Erken dönemde bebekte gözlenen babling, jestler, ekolali gelir. Jestler normal çocuğun kendini ifade etmesi için gerekli yaygın vücut hareketleridir. Buna vücut lisanı diyebiliriz. Örn: Bebek kollarını yukarı kaldırarak beni alın anlamına getirir. Bablingde zevk için çıkardıkları vokalizasyondur. İlk başta bir amaca yönelik değildir. 5-6 aylık dönemlerde babling, 1 yılda devam edebilir. Daha sonra bir mana kazanmaya başlar. Herhangi bir dönemde İşitmezliğe uğramasıyla babling kesilmesi bizim için tanısaldır.

İşitsel Yeteneği: Reseptif lisan önce gelir. Reseptif önceleri çok fazladır. Ekspresif aktivite çok daha sonra gelişir. Bu nedenle bu çocuğun ne söylediğinden çok nasıl söylediğidir. Yani anlamdan çok algısaldır. Diğer aile fertlerinden geçiş gösterirler. Periferal İşitme kaybı olanlarda çok çeşitlidir. Çocuğun gelişiminde tıkanıklara sebep olur. Duymadığı için belli nisbette diğer bütün çevresel sesleride algılamayacaktır. Biz ses lokalizasyonu ile görmenin sağlayamadığını kulak ile sağlıyoruz.

Çocuğun toplumda kendini yerleştirmesi ile periferal İşitme engelli olanınki çok farklıdır. Ağır işiten çocuk zorunlu davranışsal özelliklerden yoksun olacaktır.

Özet olarak İşitme, görmeden çok çevreyi bilinçli olarak kontrol etmemizi sağlar. Periferal İşitme kaybı olanlar bundan belirli ölçüde mahsur kalırlar.

Küçük Çocuklarda Periferal İşitme Kaybına Bağlı Davranış Semptomları:

1-
İlk olarak konuşmayı kazanamamışlardır. İşitme kaybına göre değişiktir. Bazılarıda gramer hataları yapabilir. Bazılarında konuşma anlamsızdır. Bazılarında ise sadece ses çıkarma vardır.

2- Vokalizasyonları karakteristik bir özellik taşır. Bu tonal kalitesinden gelir. Tipik bir tonal kaliteye sahiptir. Yani periferal İşitme engelli çocuk vokalizasyonu zevk için değil değişik amaçlı kullanır.

Mesela; bağırma, çağırma şeklindedir. Korktuklarında, kızdıklarında çıkardıkları bu sesler özel bazı vurgulara sahiptir. Kendi seslerini duyamazlar. Ama dokunsal olarak imitasyon yapabilirler. Bu da yaklaşık olarak 2 yaş gibi oluşur.

Örn: Titreşen bir objeyi tuttuklarında, daha sonraları bunları ses olarak ifade edebilirler. Bu lokalizasyonlar tanısal olarak düşünülürse;

a- Vokalizasyonları anlamsızdır.
b- Tonal kalitesi tipiktir, kendilerine özeldir.

İşitme kaybı nedenli fazla ise bozuklukta o kadar fazladır. Ses çıkarma melodisinde de değişiklikler vardır. İşitme kaybının derecesine göre değişiklik gösterir. Bu çıkardıkları ritmin şiddet ayarlaması da kendiliğinden otomatik olarak ayarlanır. Onun içinde çıkardıkları sesin perdesi kontrolsüz yüksektir. Daha çok da boğazdan sesler çıkarıyorlar. Ayrıca bu çıkarılan ses monotondur.

3- Jestleri iyi bir şekilde kullanırlar. Kendileri iyi kullandıkları gibi karşısındakilerinkiyle de kolay anlam çıkarırlar. Sembolik davranış olduğu için bazı duyularını belli etmek içinde bir araç olarak kullanırlar.

4- Duyabildiği sese uyumlu davranışta bulunurlar. Bu kalıntı İşitmeyi amaçlı kullanabilirler. İşitsel algı ile çevresi arasındaki ilişkiyi çok iyi amınsarlar. Öyleki bu kalıntı İşitme ve algısı ile bütün yaşantısı boyu anımsarlar. Kahkaha ve ağlaması tipiktir. Normal çocuklar gibi gülerler, fakat bunlarınki çok sıktır. Çünkü kendilerini böyle ifade ederler. İletişim kurarlar, İşitsel yönden eksik taraflarını görsel yönden giderirler. En ufak bir hareketi kolaylıkla algılayabilirler. Hatta görsel algıları mesafe algısında tek duyu araçlarıdır. Ancak bunlar karanlıkta kaldıkları zaman yada olaylar görüş açısı dışında olduklarında o zaman paniğe kapılıp davranışsal özelliği görsele bağlıdır. Adımları, ayaklarına bakarak yürürler. Küçük adımlarla ve devamlı gözlemek zorunda kalırlar. Eğer görsel engellendiğinde dokunsal duyuya ihtiyaçları fazlalaşır ve kendilerini kontrol edemezler.

5- Dokunsal algılarıda fazladır. El marifetleride gelişmiştir. Aktiftirler, her şeye dokunan bir yapı içerisindedirler. Hiperaktif olabilirler. Dikkat edilmezse şımarık çocuklarla karıştırılabilirler.

6- Motor davranışları karakteristiktir. Yürüyüşleri kendilerine özgüdür. Yürürken ayaklarına bakmadıklarında yürüyüşlerinde düzensizlik dengesizlik olur. İleride daha düzenli olurlar. Eğitilirlerse düzeltilmesi olasıdır.

7- Mimiklere daha fazla eğilim vardır. Normal çocuklardan daha fazla anlamlı bir şekilde gözlerler. Çok yakından ilgilenip takip ederler. Hatta dudak hareketlerini gözlerler.

8- Sosyal algılamaları da tipiktir. Çok yakın ilişki kurmaya çalışırlar. Sempati kurma eğilimlidirler. Bu iletişim kopuk olursa, eğer yeterince güdülendirilmezler ise çekinlik ve antisosyallik gösterirler.

9- Emosyonel yönden gerilik gösterirler. Psikotik davranışlar görülebilir. Bazılarında böyledir. Normaller gibi davranış gösterirler. Örn: Içini çekeçeke ağlayabilirler. Kızdıklarında tepinerek tepkilerini gösterirler. Afazi nedenli İşitme bozukluklarında periferallerden ayrılıp lisan bozukluklarına girerler.

Küçük çocukların ayırıcı tanısında büyük yer tutar. Erken yaş dönemlerinde lisan ve diğer genel gelişimlerini karmaşık bozukluk olarak gösterebiliriz. En fazla karıştırılan gruplardan biridir. İşitsel testleri afazi ile periferal engellileri ayırmada yeterli değillerdir. Bu nedenle kliniksenler davranış semptomlarını çok iyi bilmeli bu ikisini birbirinden ayırmalıdır.

1-) AFAZI: Beyindeki zedelenmeden ortaya çıkabilen konuşmanın tıkanıklığı anlamına gelebilir. Konuşma bozukluğundan ziyade lisan bozukluğuna girer. Başkalarının konuştuğu lisanı algılayabilmekte ve konuşabilmekte. Ayrıca kendi kendine düşünebilmektedir. İç lisanı kullanması periferal İşitme engeline veya mentale bağlı değildir. Bazı bilim adamlarına göre lisan fonksiyonunu normal kazanmışken, beyin zedelenmesi sonucu ortaya çıkan bir olay olmasıdır. Halbuki çocuklarda konjenitaldir. Her ne kadar bu olay prenatal olmuşsa da ortaya çıkması, tanı konulması daha sonraki dönemlerdedir. Çocuğun lisanı daha çok konuşmaya başladığı safhalarda saptanabiliyor. Konjenital olarak buna erişmiş oluyor.

Konuşmayı algılamada da afazi olabilir. Ama daha yaygın düşünülen kendini ifade edebilme konuşmadaki yetersizliktir.

2-) DISFAZI: Kısmi afazidir. Lisan sembolik olarak kullanılmamasıdır.

a-) Reseptif Afazi: Eğer tahribat ifraz edilen konuşma kapasite gelişimine neden olmuşsa buna denilir. Yani konuşma her ne kadar duyuluyorsa da duyan kişi tarafından anlaşılamıyor ve mana ifade etmiyordur. Duydukları sesler ile normal bir iletişim kuramamış olurdur. Duyarlar ama algılayamazlar.

b-) Expresif Lisan: Sözel iletişimde kullanılan lisanı yani konuşmayı yapamamaları . Eğer tahribat motor kısımda ise duyulan sembollerle ilgili yetersizlik oluşturmuşsa buna denilir. Böyle bir çocuk oldukça iyi anlar ama konuşamaz veya kesikli konuşur. Yani bunların konuşmasındaki bozukluklar doğrudan artikülasyondaki bozukluğa bağlı değildir.

c-) Santral yada Global Afazi: Eğer beyindeki bozukluk iç lisanın gelişmemesine neden olmuşsa buna denilir. Sembolleri ifade edemezler. Amaç içinde kullanamazlar.

BEYIN LEZYONLARINA BAĞLI İŞİTME ve LISAN BOZUKLUĞU:

Santral İşitmezlik:
Beyinde İşitme yolundaki lezyona bağlı İşitmenin olmamasıdır. Reseptif afaziden farkı tamamen lezyonun yeri ile ilgilidir. Reseptifte olay temporal lobda bunda ise medullada çekirdeklerden itibaren temporal loba kadar aradaki yolu kapsar.

Santral İşitme kaybında İşitsel impulslar iletilmesinde bir harabiyet olur. Reseptif impulsların yukarı ulaşır, ama ulaştıktan sonra arada değerlendirmede bir defekt oluşur.

İşitme Agnosia: Bunda daha çok çevresel seslerin ne anlama geldiğidir. Anlamada yoksundur. Zil çaldığında bunu duyar ama zil sesi olduğunu anlamada güçlük çeker. Reseptif afazide agnosia doğal olarak bulunur. Ama İşitsel agnosia’nın olduğunda reseptif afazi agnosia olması şart değildir.

Alexia: Görünüşü normal olmasına karşın yaşıtı olanları anlayamamasıdır. Sembolik bir bozukluktur, 6 yaşına gelmeden anlaşılamaz.

Agrofia: Yazıları anlayamıyor. Yazı lisanın kullanılamamasıdır. Motor bozukluğuna bağlı lisanı normal ama yazı lisanını kullanamamasıdır.

Dizateria: Motor bozukluğuna bağlı konuşma lisanını kullanamamasıdır. Afazi ile iç içedir. Lezyonun yerine göre kısmi konuşma tıkanıklılığıdır.

İşitsel Algısal Fonksiyon Bozukluğu: Algısal olarak meydana gelen bozukluktur. Örn: 2 sesi birbirine karıştırır. İnek sesi ile davul sesini birbirine benzetmekten kaynaklanır.

AFAZIYE AIT DAVRANIŞSAL BOZUKLUKLAR

- Konuşamazlar
- Vokalizasyonları tipik karaktere sahip değildir.
- Tipik kendiliğinden gelişmiş ses kullanırlar. Konuşma amaçlı değildir.
- Jestleri çok fazla kullanamazlar. Kullananları varsada afazinin ağırlık derecesine göredir.
- İşitmeleri amaca yönelik değildir. Dengeli olarak cevap veremezler. Örn: Kamyon sesini duyunca dönüp bakar ama kamyondan kaçmaz.
- Gülmeleri tipiktir. Afazinin ağırlığına bağlı kahkaha atmazlar.
- Hareket eden objelere veya görsel şeylere ilgileri yoktur.
- Motor davranışları tipiktir.
- Çoğunlukla antisosyaldir. Tanıdıklarına karşı biraz sempatiktirler.
- Emosyonel davranışları tipiktir. Geri kalmışlardır, gelişmemişlerdir. Algılayamadıkları, bazılarıda konuşamadıklarından emosyonel davranış bozuklukları gösterirler.
- Görsel ve İşitsel algılama bozuklukları, düzensizlikleri....
- Ekolali yaparlar, bu ekolalileri anlayıp taklit ettikleri değilde otomatik olarak yaparlar.
- Aktiviteyi bir amaç olmadan sürekli kullanırlar. Örn: Silgiyi bir ileri bir arkaya itip dururlar.

Bir konu konuşulurken esas konu ile ilgileneceği halde, bir defaya takılıp hep onunla ilgilenirler.

SANTRAL İŞİTME KAYIPLARINDA LISAN BOZUKLUKLARI

Mental Debisit Nedenli Lisan Bozuklukları( Zihinsel Gerilik ):
Bu grup genelde retardasyon yanında İşitsel bozuluklarıda bulunur. Çoğunlukla zihinsel gerilikle beraberde olabilir. Konuşmayla birlikte aynı oranda geridirler. Mental retardasyon derecesi ile İşitsel bozukluklarıda bulunur. Bu retardasyon derecesi ile İşitme bozukluğu arasında belirli bir gerilik vardır.

Genel olarak 3 grupta incelenir.

a-) Idiot
b-) Embesil
c-) Moronlar

A-) Idiotlar: Bu grubun içerisinde mental gerilik düzeyi bakımından en kötü olanlarıdır. IQ ortalaması 20 veya daha aşağıdadır. Örn: % yaşındaki bir çocuğun kronolojik yaş ı 5 olmasına rağmen mental yaşı 1 demektir. Bu geriliği olan birisi işitse bile konuşamaz, korunmaya muhtaçtır. Beslenme giyinme tamamen başkalarının yardımına ihtiyaç vardır. Bu ortalama avaraj olarak 1/5 oranında zeka seviyelerine göre sese reaksiyonları 1/5 kadardır.

B-) Embesil: IQ ortalaması 20-50 arasındadır, 1/2 oranındadır, İşitsel kayıplıdırlar. Konuşmayı kazanması mümkün ama okumayı öğrenemezler. İşitsel olarak cevap kapasiteleri mental kapasitelerine bağlıdır.

C-) Moronlar: IQ su 50-70 arasındadır. 7/2 ve 7/10 oranında gerilik gösterirler. Bunların kelimeleri kazanmaları 18 ay 2 yaş civarında olabilir. Konuşmayı kazanmaları mümkün, sınırlı okuma ve yazmaları vardır. Genellikle tahsilleri ilkokul düzeyinde kalır. Özel eğitime muhtaçtırlar. İşitsel cevapları mental kapasitelerine bağlıdır. Bunları eğitilebilen diye kabul edebiliriz. Aslında bizim gerçekten ilgilendiğimiz periferal İşitme kayıpları ile karıştırılan mental debisit nedenli lisan bozukluklarıdır.

Davranış Sendromları:

1-
İdiotlar dışında mental retardasyonu olanların büyük bir kısmı konuşmayı normalden daha ileri yaşta kazanırlar. Bu gerilik sadece lisanda değil genel genetik gelişimlernide kapsar.

2-) Vokalizasyonları, ses kaliteleri karakteristik değildir. Bunun nedeni tonal kalitesinde bir sorun yok. Mental debisit derecesine göre kısmi bir değişiklik gösterebilirler. Embesillerin %20’sinde vokalizasyon (konuşma) olmayabilir. Ama moronlarda vardır.

3-) İdiotlar hariç, sesi zevk için çıkarırlar. Yalnız kontrolsüz, dikkat çekmek için kullanırlar. Seside kullanmaları mental retardasyonlar ile yakından ilgilidir. Zeka seviyesi yüksek olanlar sesi bir amaca yönelik kullanabilirler.

4-) Jestleri mental gelişimin düzeyine bağlı olarak jestleri kullanırlar. Konuşmalarında ne derece tıkanma var ise jestlerini kullanmalarında da o derece tıkanmaları söz konusudur.

5-) Gülme, ağlamaları karekteristiktir. Tebessümleride dengeli değildir. Mental gerilik derecesine göre gülme ve ağlamaları dışında görünümleri çok tipiktir. Fakat çok ağır defektleri olanlarda Örn: İdiotlarda gülme yok. Yüz ifadelerini kullanabilirler. Diğer uyaranlara çok duyarlı değildir. Motor gelişimleri ile zeka gelişimleri sıkı iletişim içerisindedir. Yeme oturma kavrama gibi motor davranımları çok tipiktir. Kendilerine özgüdür. Sosyal algıları sınırlıdır, emosyonel ifadeleride karakteristiktir. İşitsel, görsel ve diğer algısal davranışları karakteristiktir. Lisan fonksiyonları tipiktir. Bunların hepsi zeka yaşı ile ilgilidir. Normallerle kıyaslandığında belirli ölçüde gerilik gösterirler.

Psişik Nedenli Lisan Bozukluğu Olanlar:

Böyle duygusal veya emosyonel bozukluğu olan çocuklar İşitme kapasitelerini kullanamaz. Çeşitli tipleri vardır, Genelde sensor yolda tahribat olmadığı halde, psikolojik yönden bozukluğu vardır. İşitmenin çevre ile iletişimde büyük ölçüde etkisi vardır. Çocuğun içe dönük ihtiyaçları ile çevresi arasında bir ilişki ortaya çıktığında İşitsel olarak bir bir derece geri çeker. Biz bu geri çekme olayını kulaklarını tıkama olarak nitelendirebiliriz. İşte çocuklarda psişik olarak, fonksiyonel olarak İşitme bozuklukları gelişebilir. Bazen çocuklarda konuşma gelişimi döneminde yakın çevresinin çocuğun kullanmadığı kelimeleri temkin etmeleri hatta cezalandırmaları dolayısıyla meydana gelebilir. Psişik nedenli lisan gelişiminde önemli rol oynar. Ödüllendirilmesi yada cezalandırılması rol oynar.

Örn: Çocuğun konuşma döneminde ailenin baskı sistemi neticesi kullanamaması kelimeleri kullandığında bunun tekrar etmemesi, söylememesi yüzünden cezalandırılması, cezalandırılacağı tehdidi çocuğu uzunca bir müddet sessizliğe sürükler. Çocuğun uzun bir süre, duyduğu ile konuşması arasında bir çelişki oluşturabilir. Bunun sonunda emosyonel bir bozukluğa itilmiş olabilir. Hangi kelimeleri kullanmasını bilememesi sürekli baskı yapacağından seçicilik yerine konuşmamayı tercih eder ve savunma mekanizması geliştirir. İşitme yolunu psikolojik olarak tıkayabilir. Bazı çocuklarda tüm sesleri duymamayı amaçlar, korku oluşturur.

Bu grupta olan çocuklar çok çeşitlidir.

- Çocukluk şizofreni
- Infaktik Otizm’i ..................inceleyelim.

1-) Çocukluk Şizofreni: Küçük yaşta ve daha sonraki dönemlerde ve yetişkinlikte görülebilir. Bazı bilim adamlarına göre bunlar bebeklik dönemlerinde çoğunlukla sesden aşırı derecede korkar ve ürkerler. Genelde bu tür çocuklar İşitsel uyarıcıdan kaçarlar. 1.5 - 2 yaş(18-24 ay) civarı ortaya çıkabilir. Aile periferal İşitmezliği olduğu yönde şüphelenir. Bebekliklerinde de sesden kaçan, korkan, sese ilgisi olmayan çocuklardır. Çevresi ile ilgisinden uzaktır. Bir takım İşitsel halisülasyonlar geliştirirler. Kendi iç dünyasında işittikleri sese cevap verirler.

2-) Infantik Otizm: Bu küçük yaşta oluşan psikozdur. Çocukluk şizofreninin bir tipidir. Bunlar periferal İşitme kaybı ile daha çok karışırlar. Formal İşitme testlerine tutarsız cevap verdikleri içindir. Çoğu kez klinikte de böyle olup yanlış tanı konulmasına sebep olabilmektedirler. Bunların emosyonel gelişimlerinin belli zamanı yoktur. Genelde aile ekonomik düzeyi yüksek olanlardır. Bu çocuklar duygusal açlık içerisindedirler.

Davranış Sendromları:

Genelde konuşmayı kazanamazlar. Genelde bu bir noktada emosyonel derecesine bağlıdır. Bazıları işareti kullanmayı reddederler. Ama çoğunlukla infantik otizm çok erken yaşta olmuşsa konuşamazlar, işaret kullanamazlar.

Vokalizasyon karekteristiktir. Total kalitesi tipik değildir. Sesi zevk için kullanmazlar. Bir amaca yönelik değildir. Yani sesi dikkat çekmek için kullanmazlar. Bunlar genellikle çevredeki objelerle bir uyum içindedirler. Ama şizofrenik olanlar objelerle ilgilenemezler. Ancak bazen uyumlu gibi görünselerde bu iç dünyalarıyla ilgili bir durumdur. Jestleri kullanamazlar, genellikle otistikler o talebi kullanamazlar. Yetişkin birisinin kendisi için o talebi yerine getirmesini ima ederler.

Örn: Kapalı bir kapının açılmasını istiyorlarsa gidip yetişkini getirirler ve elini kapının üzerine koyarlar. Bu şekilde kapının açılmasını ima ederler.

Içe dönük bir lisan vardır. Ama şizofren etrafındaki tüm şahısları, her şeyi iter, otistikte çevreye karşı uyumludur, otistik tutucudur, 6 saat oynayabilir. Sese reaksiyon göstermezler. İşitmeyi amaçsız kullanmazlar. Anneye sorulduğunda, işine geldiğinde duyar gibi tanımlama yapılır. Çok yüksek tonda ses verilse dahi tepki göstermezler. Informan seslere karşı daha çok tepki gösterirler. Sıcak tonda konuşulduğunda bir tebessüme rastlanabilir. Mırıldanırken yine aynı şekilde konuştuğunuzda mırıltısını keser.

Bazen komut verildiğinde reaksiyon alınabilir, motor davranıştır, ama emosyonel özellik göstermez. Kahkaha, gülme, ağlamaları karakteristiktir. Otistikte ağlasa bile göz yaşı olmaz. Şizofren de ise gülmeler gariptir. Hiç neden yokken ağlar, arkasından kahkaha atabilir. Hareketlere görsel uyarıcılara aşırı derecede hassas değildirler. Mimik kullanmazlar, facial ifadeleri yoktur, yüzyüze gelmekten çekinirler. Şizofren yüzüne bakar, ama bu bakış normal değildir, anlam ifade etmez. Otistikler şizofren kadar katı değildirler.

Motor davranışları karakteristiktir. Otistikler çok iyi davranış gösterirler, şizofreninkiler değişiktir, isteksizdir, depresiftir. Sosyal davranışları tipiktir, geridirler. Kişilerle ilişkileri yoktur, öyleki objelerin bile en sadelerini tercih ederler. Şizofrenler oyun aktivitelerine yatkın değildirler, yapmak için yaparlar.

Duygusal ilişkileri tipik çevreye ilgisizdir, aile bireylerine karşıda aynıdır. Öfkeleri, kızmaları yok denecek kadar azdır.

İşitsel görsel davranışları tipiktir. Dokunsal duyarlada ilgili değillerdir. Otistiklerde ekolalide kullanmazlar. Sözel olmayan lisan kullanırlar yada hep sessiz kalırlar. Şizofrende kısmen ekolali görülür.

Muayene Metot ve Yöntemleri:

İşitme kaybı olan çocukların büyük kısmında çok erken dönemlerde sözel gelişim yoktur. Bu gruba test uygulanmasıda çok zordur. Bu testleri, çocukların içerisinde bulundukları yaş göz önünde bulundurularak uygulamak gerekir. Sözel konuşma tıkanıklığı olduğu için lisanıda İşitsel olarak anlamaları güçlük oluşturacağından pek çoğu dinlemeye dayalı testlerin uygulanmaması gerekir. Bir kaç standardize testler uygulanır. Bir çoğuda mentel gelişim testlerini kapsamaktadır.

Bu testlerin

- Kolay anlaşılır olması gerekir.
- Çocuğun İşitsel kapasitesine hitap etmesi gerekir
- Çocuğun genetik durumuna uygun olması gerekir.
- Testin seçiminde teste verilebilecek cevabın çocuğun verebileceği en iyi cevap olarak alınması için ona göre düzenlenmesi gerekir.

Örn: İşitme testi verilecekse pek dinlemeye ağırlık vermemelidir. Çocuğun genel davranışını değerlendirecek nitelikte olmalı. Eğer biz sadece İşitsel uyaran istersek bir cevap alamazsak, gerçekte organik bir İşitme kaybı olsa bile yanlış değerlendirebiliriz veya bunun terside olabilir. Onun için bir bütün olarak davranışların metal kapasitesini ve duygusal durumunu değerlendirebilmek için uygun test yapmalıyız.

İşitme engelli olan çocuk otistik olarak bu grubu birbirine karıştırabilir. En büyük görev muayene esnasında tecrübeli kişi tarafından değerlendirilmeli ve kontrol altına alınmalıdır.

Bunların belirtileri;

- Hiperaktiftir
- Çekingendir
- Agresiftir
- Korkaktır
- Hastane fobisi vardır.

Küçük yaşlardan beri hastaneye götürüldüğünden onlara uygun düzenlenmeli, sözel olmayan iletişime son derece duyarlıdır. Davranış sorunu oldukça fazladır. Teste başlamadan önce test ortamında bir süre alışması sağlanmalıdır. Annesiyle birlikte olmasında fayda vardır. Standart tek düze bir test ortamından söz etmek çok zordur. Bazı temel prensipleri hariç her testte bu ortam geçerli değildir. Test davranışlarının değerlendirilmesinde kullanılan yöntemlerdir.

İşitsel testlerin büyük bir kısmı aşırı standardinizasyona tabi tutulmamıştır.

I. Amacı: Normal çocuklara göre çocuğun İşitsel davranışına göre diğer davranışlarla uyumlu olup olmadığını amaçlar.
II. Amacı: Ses uyarıcısına direkt olarak cevap verip vermediği gözlenmesinin sağlanmasıdır.

İşitsel kapasitenin genel muayenesinde 2 yöntem kullanılır.

- Formal testler
- Informal testler

Formal Testler: Bu yöntemde çocuktan belirli derecede, bazı standart aktif kooperasyon gereklidir. Belirli bir uyarana belirli bir davranış beklenir. Örn: Sessiz odada 0-4 aylık 50-70 dB şiddetteki sese (pure-tone olabilir) belli belirgin reflex vermesidir. Buna AROUSAL REFLEX’i denir. Çocukta yaşlarına göre belli bir davranış beklenir, kooperasyon izlenir.

Formal testte kullandığımız araçlar; Pure-tone, Odyo, Konuşma Impedansı, Diyapozon, Elektro kohlea grafi, ERA, EDA, gibi bütün bunların kullanılması uygulanan test yöntemidir. Belirli bir ortam düzenlenmesi şarttır. İlk başlarda formal yöntemlere daha çok ağırlık verilmekteydi, şimdi ise informal yöntemlerde kullanılır ve çeşitlerine göre güvenilirliği değişmektedir.

İnformal Testler: Belirli bir aktif kooperasyona gerek yoktur. İşitmenin hesaplanmasında indirek cevaplar verilir. Bu yöntemde kullanılan testlerin değişik tipleri varsa da belli başlıları da şunlardır.

- Ses çıkaran oyuncaklarla yapılan testler
- Çocuğun lokalizasyonu ve vokalizasyona dayalı testler
- Konuşma sesi ile yapılan testler
- Çocuğun konuşmayı anlamasına dayalı testler

Informal testler, formal olanlara göre, bütün iyi beklenen cevaplarla belirli bir ölçüde kesin bir davranış almamızı gerektirmiyor. Daha esnek kullanılan araçlarda çok çeşitlidir. Her ortamda uygulanabilen testlerdir. Normal standartlara uygun olmasada belli standartlara gidilmesi gerekiyor. Burada yapacağımız standartlandırmadır. Burada da mesafe, şiddet, frekans ayarlanmasıdır.

Bunlardan birincisi ses çıkaran objelerdir.

1-) Ses Çıkaran Objeler: Ses çıkaran aygıtların ses şiddetleri ses analizörü SLM ile saptanmalıdır. Örn: Kaynana zırıltısının çıkardığı ses 2400-6000 Hz olduğu, şiddetinin ise 75-85 dB civarında olduğu saptanmıştır. Zil’de diğer bir araçtır, 4000-6000 Hz ve şiddeti 85-108 dB arasında değişir.

Ses çıkaran aygıtları seçerkende bazı hususları dikkate almak gerekir.

a- Mümkün olduğunca konuşma frekanslarını kapsayan sesler seçilir, yada tek frekans içeren objeler seçilir.

b- Kullanılan frekanslar çocuğun genetik özelliklerine uygun olmalı Örn: Yaşına uygun olması gerekir. 4-5 aylık bir çocuk zil sesine reaksiyon gösterebilir. O zaman böyle bir oyuncak kullanılabilir.

c- Çocuğa ses çıkaran obje gösterilmemelidir. Arkada belli bir mesafede tutulmalıdır. Özellikle periferal İşitme engellilerde çok önemlidir.

d- Bu aygıtlardan çıkan ses, çıkardığı sese uygun olmalıdır.

2-) Vokalizasyon Taklit Testi: Muayene esnasında çocuğun vokalizasyon yapması beklenir. Çocuğun vokal kalitesi incelenmelidir. Tonal kalitesi bize geniş bilgi verir. Sonra kliniksen bu sesi taklit eder ve kısa bir süre de olsa davranışlarına ara verirse, verilen ses bizi duymasıyla ne derece sesleri duyduğu saptanmış olur.

Daha çok duygusal bozukluğu olan çocuklarda afazik ve mental debissitleri uygulanır. Özellikle bu çocukların çıkardıkları ses belli bir şiddette o anda çocuğun davranışında donma değişme gözlenir.

3-) Canlı Sesle Yapılan Testler: Çocuk kendi kendine oynarken bir takım sesler çıkarmasıyla oyun aktivitesini tamamen durdurmuşsa bu bize bilgi verir. Küçük çocuklar ba- ma- da- gibi anlamsız sesler çıkarır ve tekrarlar. Uygun ortamda verilen şiddete göre belirli tepki alınır (İşitme engelliler hariç)

Afazikler geçikmiş olarak cevap verir. Ancak İşitme engelliler engel derecesine göre reaksiyon gösterirler. Ba- ile ma- ‘yı ayıramazlar.

4-) Konuşmayı Anlamaya Yönelik Testler: Basit komutlarla canlı olarak verilen sesin çeşitli şiddetlerde uygulanmasıdır. Gözünü göster? Anne nerede? gibi sorular sorulur. Yumuşak bir ton ama söyleyiş tarzı ile otistiklerden cevap alınır. Afaziklerle, İşitme engellilerle engel derecesine göre şiddet arttırılmalıdır.

5-) Informal ve Formal Birarada Karıştırılarak Yapılan Testler: Bu ikisi genelde serbest sahada veya sessiz oda içerisinde çeşitli yaş gurubu için pure-ton veya çevresel sesler canlı veya banttan verilerek uygulanabilir. Bir test yöntemide budur. Test ortamı belirli bir şekilde düzenlenmeli, şiddet ve ses atanitörü, amplifikatör ve 2-3 hoparlör bulunmalıdır. 1. hoparlörde 30dB, diğerinden 40 dB ses verildiğinde ( ayrı ayrı frekanslarda ) çocuğun her ikisinde de baktığında çocuğun buna olan tepkisi saptanır.

6-) İşitsel Algı Testleri: Informaldir, özellikle afazili çocukların ayırıcı tanısında kullanılır. Sadece test çevre seslerinden uzakta yapılır. Örn: Müzikli bir sistem püre-ton ses verildiğinde çocuğun bunu algılaması beklenir.

7-) Dokunma, Vibrasyon ve Görsel Belirti Diyebileceğimiz Testler: Çocuk oynarken temasta bir tepki beklenir. II.’de de vibrasyon hareketi yapılır. Bunu hissettiğinde bir davranış beklenir. Kendi kendine oynarken görsel bir uyaran beklenir. Yine belirli bir davranış bu çocuğun hangi gruba bağlı olduğunu anlatır. Genelde (-) cevabı beklenir. İnformalde olsa hangi test uygulanırsa uygulansın elde edilen yanıtlar bir form halinde yazılmalı ve topluca İşitmesi hakkında karar vermemiz sağlanmış olunur veya hangi gruba girdiğini belirleriz. Bu çocukların incelenmesinde bir muayene metoduda lisanın değerlendirilmesidir. Bu informal olarak yapılır.

:cool: Obje Testleri: İnformal açıdan bakarsak yine burda kullanacağımız bir takım araçlardır. Bunlarda çocuğun oyuncaklarıdır. Bu objeler ( oyuncaklar ) çocuğun günlük kullanımına göre, günlük kullanma sıklığına göre seçilirler. Bunda da lisanı test ederken

- Içe dönük lisan testi
- Reseptif lisan ( Algısal )
- Expresif lisan ( konuşulan )

a-) İçe dönük lisan: O objenin aşinalığına göre yapılan testlerdir. Çeşitli oyuncaklar belirli bir

sonuçla sıralanarak belli bir zaman içerisinde yapılarak, düzenlenecek objelerin sayısı saptanarak verilir ve özel bir iletişim kullanılmıyor. Özel bir açıklama yapılmadan sonuçlar değerlendirilir. Örn: Kız çocuğu olsun. Bu çocuğa mutfak malzemeleri oyuncak olarak verilirse ondan sonrada bunları sıralaması istenirse anneyi ocağın başına veya yatak odası ile ilgili bir obje verdiğimizde oraya yerleştiriyorsa içe dönük lisan gelişmiş denilir.

b-Reseptif lisan ( Algısal ) : Komutlar ve gittikçe zorlaşan cümleler verilir. Bu cümleler kullanılırken ilk başta yüzüne bakması istenir. Test oyun içinde yapılır. Ses azaltılıp çoğaltılır. Bazen dudak okuma ile yapılır ve davranışlarda ona göre değerlendirilir.

c-) Expresif lisan testi ( Konuşulan ) : test ortamı doğal şekilde düzenlenmelidir, objelerin isimlendirilmesi şeklinde yapılır, oyun içinde yapılır. Sesin tonal kalitesi önemlidir, eğer İşitme engelli ise o objeyi söyleyemiyeceklerdir, öğrenmişse söyleyebilir. Yada onu gördüğünde ses çıkarır. Eğer vokalizasyon yapamıyorsada jestleriyle ifade eder. Eğer çocuk afazik ise o objeye bildiği başka bir isim verecektir. Afazi olan bir çocuk bildiği kelimeyi kullanmada güçlük çekerler. Psikolojik sağırlarda ise bütün objeleri iter.

Bunların yapılması 2 amaca yöneliktir.

I. Amaç: Çocuğun psikolojik gelişimi ile İşitme gelişimi arasında bir uyum var mı? bunu saptamalı
II. Amaç: Çocuk bu dört ana gruptan hangisine giriyor.

Bu gruplara ait davranışlar gözlenerek saptanır. Biz daha çok periferal İşitme bozukluklarını da testlerden geçirip hangi yerde olduğunu tespit etmemizi araştırıyoruz. Bu testleri anlayan uzman odyologlar uygulayabilir. Daha çok normal standart olanlara göre hazırlanmıştır. Ancak periferal İşitme bozukluklarına görede uygundur. Çocuğun kooperasyonuna görede test seçilmelidir.

- Sosyal gelişime ait testler
- Mental gelişime ait
- Motor gelişime ait testler
- Duygusal gelişime ait testler

1-) Sosyal Gelişime Ait Testler: Bütün bu çocuklarda sosyal yetenek bu gelişimin temel taşıdır. Bu doğrudan doğruya sosyal yetenek İşitme engelli olanın ayırıcı tanısı ile ilgilidir. Bunun için kullanılan testin adı Vineland Soc. Maturity Scala ( Vinelant Sosyal Gelişim Scalası ). Bu testin uygulanmasında çocuğun neleri değerlendirilir? 6 kategoriye ayrılır.

a-) Kendi kendisine yardım edebilmesi ( beslenme, giyinme gibi )
b-) Hareket gücü konusunda
c-) İş görme becerisi
d-) Kombinaksiyonu
e-) Kendini yönlendirebilmesi
f-) Sosyalizasyon

Bunların hepsi doğumdan yetişkinliğe kadar gelişim evrimini verir. Genel olarak bu test çocuğun kendi kendini, başkalarının onu önemsemesi, bağımsız olması, başkalarından yardın isteme düzeyini inceler.

2-) Mental Gelişime Ait Testler: Bu testler lisanın kazanılması için mental düzeyin araştırılmasında yeterli olup olmadığı için yapılan testlerdir. Bunlardan bazıları şunlardır.

- Catell
- Ontorio
- Nebreska

- Catell: Minimum lisan gelişimi gerektirdiği için bu çok uygundur. 2-30 aylık bütün çocuklara, İşitme engellilere uygulanabilir. Zaman sınırı vardır, bu dezavantajdır.

- Ontorio: Okul yetenek testi. 2 yaş ile yetişkinlik arası uygulanan yine cevap gerektirmeyen İşitme engellilerde kullanılır.

- Nebreska: Bu da küçük yaş gurubu için, çocuğun öğrenim durumunu araştırır.

- Qoodenough: 4 yaş ve üzeri olanlarda kullanılır. Daha çok kişilik testidir. Sadece İşitme engelli değil diğer problemli çocuklarıda kapsar. Sözel lisanı değiştirmez, bunun esasıda insan figürü çizmektir.

- Wısc: 5 yaş ve üzeri olanlarda kullanılır. Performansı ve zeka düzeyi ölçülür.

3-) Motor Kapasite Değerlendirilmesi: Ayırıcı tanıda sık kullanılır. Periferal İşitme engelinde denge problemi vardır. Afazik olanlarda denge konusunda bozukluk göstermezler. Bozukluk denge ile ilgili değildir. Motor koordinasyon bozukluğu vardır. El, göz gibi... 2 test kullanılır.

- Latere Vite
- Rayt

Latere Vite: Serebral demons arasında bir ilişki incelenir. Sağ veya sol ayak tercihi, 8-12 ayda el tercihi başlar, ortaya çıkar, 2 yaşından sonra kesinlik kazanır.

Rayt Testi: Denge testi, düz bir şey üzerinde yürüme

Emosyonel: Klinik gözlem sonucunda değerlendirilir. Çevre, oyuncak ve kişilerle ilişkileri incelenir.

ÇOCUKLARDA TEST YÖNTEMLERI

KÜÇÜK ÇOCUK ve BEBEKLERIN TEST YÖNTEMLERI:


Çocuklarda İşitme kaybının en erken tanısı ve incelenmesi için bazı göstergeler vardır. Bunlardan önemli üçü şunlardır.

a- Çocuğun veya bebeğim davranış görüntüsünün incelenmesi gerekir.
b- Yüksek risk grubunda olan bebeklerin araştırılmasıyla ortaya çıkarılması gerekir.
c- İşitme ve tarama testlerinin yapılması ve bu yönden değerlendirilmesi

A- Çocuğun veya Bebeğin Davranış Görüntüsünün İncelenmesi: Bebeklerde çok erken dönemde İşitme kaybının ortaya çıkarılmamasının sebebi saptanmamış olmasıdır. Bun da şüphede kalan en çok annedir. Normal İşitmesinden kaygılanan anne, veyahut çevresindeki seslere aldırmadığında, davranımda bulunmadığında profesyonel bir kişi çocukta böyle bir problemin olduğunu anlar, gözünden kaçmaz.

Yeni doğan bebek yüksek olmadığı takdirde 70 dB gibi böyle bir sese davranımda bulunmaz. Ancak ileri derecede İşitme kaybı olmayan normal veya normale yakın olanda yüksek şiddette ses verildiğinde bunun yaygın vücut hareketlerinin sebep olduğunu biliyoruz. Ama çocuk 3 aylık olduktan sonra yapılan araştırmalara göre çevresindeki daha az şiddetteki seslerin farkında olacaktır. 6 aylık olunca ses kaynağına dönebilir, yani ses kaynağını lokalize eder. Kağıt hışırtısı, zil sesi veya konuşma seslerini duyduğunda, zaman içinde davranımda bulunur. 9 ayda sadece seslerin geldiği yöne eğilmez. Aynı zamanda ses kaynağının altı ve üstündekilere bakabilir. Bu belirtiler muhtemelen normal olduğunu gösterir. 7 aylıkta belli başlı seslere dönmeyen ve çevresindeki seslere aldırış ettirmediğinden diyagnostik yönden incelenmeli, lisan yönünden de incelenmelidir. Bilgiler ve bunların gözlenmesinde İşitme kaybı da bize ipucudur. 6 aylık bebek sesi duyduğunda ağlamaya başlar. Daha sonra çıkardıkları seslerin farkına varırlar, hatta kendileri dinlerler. İniş çıkışları dinleyip denerler. Bunlar önce veya bu aşamada bebekte bir İşitme kaybı varsa kendi sesinin İşitmesini önleyecektir. Artık 6 aylıktan sonra eğer böyle bir problemi varsa vokalizasyon azlığı veya yokluğu muhtemel İşitme kaybına ipucudur. Eğer verilen seviyelere geldiğinde o yaşlara erişemez se potansiyel İşitme kaybı düşünülmelidir ve profesyonel bir kişi yönünden değerlendirilmesi istenmelidir.

B-) Yüksek Risk Grubunda Olan Bebeklerin Araştırılmasıyla Ortaya Çıkarılması: Bebeklerin araştırılıp incelenmeye alınmaları gerekir. Örn: 5 yaşına gelmeyen bir çocuğun işitip İşitmediğini anlaşılamayacağı söylenir. Ama bazı araştırmalarda bir intrauterun dönemde bile değerlendirilmesi mümkün olmaktadır. İşte doğumdan itibaren taramalara tutulmaları veya risk grubundakiler kitle araştırmalarla ortaya çıkarılmalı.

Burada araştırılması gereken ailede İşitme kaybı probleminin araştırılması gerekir. Eğer varsa hangi yaşta başlamış yada 7 yaşından öncemi gelişmiş? Kaç kişide var? Ne tip kayıp diye araştırılmalı. Annenin hamileliğinde maruz kaldığı durumlar saptanmalı, röntgen, KBB problemi, erken doğum, zor doğum, kordon dolanması, ürenin miktarı gibi durumlar söz konusu ise bunlar dahil edilmelidir. Bu incelemelerde Pediatrist, KBB, Psikiyatrist ekip halinde çalışmalı, periyodik olarak bebek takip edilmelidir.

C-) İşitme Tarama Testlerinin Yapılması ve Bu Yönden Değerlendirilmesi: Birçok otore göre bu testlerin yetersiz fazla güvenilemediği düşünülür. Bunun da sebebi yanlış yorumlanmasıdır. Yanlış pozitif veya negatif diye değerlendirmelerin doğru yapılamaması

Bunların en iyi bilinenleri

- Erozo
- Crib-o Gram

1-) Erozo Testi: Herhangi bir göz hareketi ile birlikte görülen ve pek çok eklem hareketi ile olan yaygın vücut hareketleri olarak tanımlanır. Yeni doğan bebekte 90 - 100 dB şiddette dar bant veya geniş bant gürültü 2 sn süre ile verilir. Bebeğin bu tarama testinden geçmesi için bu erozo testinde davranımda bulunması gerekir.

2-) Crib-o Gram Testi: Bebeğin belli şiddetteki sese karşı davranımlarında bir takım dedektörler ve kayıt cihazlarıyla 24 saat süreyle saptanması bi Crib-o Gramı ifade eder. Bu otomatik tarama tekniğidir. Etkileyici ama pahalı bir yöntemdir. Burda bebeğin beşiğine bağlanarak 2000-4000 Hz , yaklaşık 95 dB şiddetinde 2.5 sn süreyle verilen dar-bant gürültü ile bebeğin gösterdiği davranımlar ve hareketler 4-16 sn süreyle kaydedilmesini içermektedir. 20 testten ibarettir. Sesin verildiği ve sesin verilmediği zamanki kıpırtıları arasındaki bu mukayese ile yapılır. Bu tarama testleri özellikle yeni doğan ve risk grubunu, İşitme kaybı olmayandan ayırmak için kabataslak yardımcı tekniklerdir. Bunlar sınırlı e hata oranı yüksek değerlendirmelerdir. 6-7 yaş döneminde vokalizasyon davranışının geliştiği ve bunun görsel olarak pekiştirildiği saptanmıştır. Neticede komplex görsel uyarıcı, yaklaşık 5 aylığa kadar olan bebeklerde, vokalizasyon davranımlarının pekiştirilmesinde kullanılmasının daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Bir başka fizyolojik araştırmalara göre değişik uyaranların bebeklerde kalp atış hızında değişmeleri ortaya çıkardığı ve dolayısıyla nabız atışlarının elde edildiği saptanmıştır. Sesin perde ve frekansı bebeklerin ayırım yapıp yapmadıkları incelenmiş saptanmaya çalışılmıştır.

Bazı araştırmalarda da discriminasyonda pozitif sonuçlar elde edilmiştir.

Yine bazı araştırmalara göre insan fetüsünün tonal uyaranların davranımda bulunduğu saptanmıştır. 6 aylık Intra-uterun dönemde koklea gelişmiş olduğu için yapılan bu araştırmalara göre fetus’un akustik uyarıcıya, pulsasyon sayısında değişmeyle etkide bulunduğu saptanmıştır. Bunun için bebeğin başı hizasında uterusa yerleştirilmiş mikrofonla pulsasyon ( nabız veya kalp atışı ) tespit edilmiştir. Anne karnına vibratör bağlanır. Yaklaşık 3000 Hz civarında 1 sn süre ile verildiğinde fetusun pulsasyon sayısında artış olduğu saptanmıştır. bebeklerde hangi yaşlarda ne gibi yöntemlerle İşitme kaybını saptamak ve buna göre kesin teşhise gitmek için çalışmalar yapmak bebeklere yardımcı olmak açısından değerlendirme yöntemleri geliştirilmiştir. Kullanılan metotlarda

- Esneklik
- Uygunluk
- Basitlik...........................özellikleri çok önemlidir.

Formal veya informal testler kullanılabilir. Çocuğun davranışını gösterebileceği en uygun en kısa zamanda testler kullanılmalıdır.

Çocuğun bilinçli davranımında bulunması gereken faktörler:

- Mental gelişimi
- Kronolojik yaşı
- Nörolojik durumu
- İşitme seviyesi
- Çocuğun kooperasyonu
- Çocuğun katılma isteği, motivasyonu
- Performansı ( Ailenin durumuyla )
- Ortam, test ortamı
- Çocuğun önceki yaşantısı

Yaşa göre organize edilecek olursa, ilk olarak 0-6 yaş grubu olacaktır. Bu grupta İşitsel test yöntemleri değerlendirmemiz nasıl olacaktır. Bebeğin ses uyarıcısına verdiği reflex, uyarımlar, bebeğin gelişim sürelerini incelerken bebeğin sese verdiği cevabın bir reflex davranım olduğu saptanmıştır. Çocuğun sese olan normal davranımının ne olduğunu bilmemiz gerekir. Bunlar oldukça şiddetli İşitsel sinyallere birtakım davranımlarıdır. Bunlar nelerdir? Sırayla şöyledir.

- APR ( Aurapal pebral reflex )
- Moro reflex
- Startla reflex
- Arousal reflex

APR ( Auropal Pebral Reflex ): Musculus orbikülaris kontraksiyonu ile ilgilidir. Göz kaslarının çevresini etkileyen göz kapaklarını çevreleyen kasın kasılmasını ifade eder. Göz kıpma, çabucak gözleri kapatma diyebiliriz. Gözlerini kapatma uyumunu içerir.

Moro Reflexi: Kollar uzaktadır, parmaklar açılır, bacak açılır, gerginleşir. Başın arkaya atılması ile görülen davranış.

Startle Reflexi: Moro reflex’ine benzer. Ancak burada sıçrama, irkilme gözlenir.

Arousal Relex: Yaygın göz hareketlerini kapsar. Bebek uyurken yaygın göz hareketleri halinde gözlenen uyanma durumunu kapsar.

Hepsinde bir motor faaliyeti olmaktadır. Bebeğin tesadüfi yaptığı hareketlerle uyarıcıya yaptığı reflex hareketlerinin karıştırılmaması önemlidir. Özellikle EROZI testinde çok dikkatli olunmalı. Bebek uyandıktan sonra durmadan hareket halindedir. Tesadüfi ile yapılan hareketle reflex’in birbirine karıştırılmaması gerekir.

Wedenberg ® APR ve Arousal reflex üzerinde uzun süre çalışmış, 3-10 günlük sürekli araştırmalar yapmış. Yıllar sonra yaptığı araştırmalarda bu reflex seviye eşiklerini saptamaya çalışmış. Bu araştırmaların sonucuna göre normal bebeklerin 70-75 dB ve daha az şiddetteki uyarıcıya Arousal reflex verdiği, 105-115 dB SPL ve 500-4000 Hz arasında Apr davranımda bulunduğu saptanmıştır.

İlk 6 ayda İşitme değeri kalitatifdir. Ona en erken yapabileceğimiz testlerdendir. Hangi sinyaller verilebilir? Pure-Tone, konuşma sesi, kalibre edilmiş hayvan sesi, warbıl tonlar, geniş bant, dar bant gürültüler verilebilir.

6 ay- 2 yaş dönemine geldiğimizde; Normal lokalizasyon yapabilirler. Ses kaynağına kademeli olarak vokalizasyonlar yaparlar. İlk başta gözlerini yuvalarında döndürürler, başını döndürür, başını çevirip hareketler yapar. Daha sonra baş üstü ve altı seslerede tepki verir. Ses kaynağına vokalizasyonları, oryantasyon davranımları dengesizdir. Biraz daha gelişmesi beklenir. Ama 6 aylık bebek vokalizasyon hareketi yapar. Bu dönemlerde oryantasyon davranımlarının değerlendirilmesi çok önemlidir. Bu dönemde bebeklerde exprementaj testler kullanılmış oluyor. Bu operan, klasik veya expremen araştırmalar şartlanmalardır. Yapılan incelemelerde bu araştırmaların birinde bir zil çalındıktan sonra 3 aylık bebekte bebeğin ayağının altı toplu iğne ile çizilir. Zil sesi uyarıcı oluyor. Reflex olarak bebek ayağını çeker. 15 deneme sonucu zil sesi verildiğinde daha toplu iğne ile çizilmeden ayağını çekme davranımında bulunuyor. Böylece duyup duymadığı araştırılmış oluyor.

Yine şartlanma tekniği lokalizasyon veya oryantasyonun incelenmesinde de yapılabiliyor. Nahoş davranım yerine görsel uyaranla lokalizasyon davranımı araştırılıyor. Sonuçta çocukların bir süre sonra sese karşı oryantasyon davranımlarından bıktıkları ve bir süre sonra sesi duysalar bile yapmayabilirler. Bunun için görsel olarak uyaran verilip ödül verildiğinde bebek tepkiye bıkmadan cevap verebilir.

Lokalizasyon odyometrisi ile çocuk test odasında serbest sahada hoparlörler arasında uygun bir şekilde yerleştirilir. Sinyal verildiğinde ( konuşma sesi veya kalibre edilmiş bir ses olabilir ), önce yüksek tonda verilir. Önce sesin geldiği yöne bakar, ödül olarak bir oyuncak verilir. Özellikle renkli dikkati çekecek bir oyuncak hoparlör üzerine konulabilir. Ses şiddetide yavaş yavaş azaltılır. Her sesi duyduğunda hoparlöre bakmak suretiyle eşik tayini yapılabilmekte. Bu görsel ödüller, hareket eden mekanik hayvan, ışıklı bebek, hareketli tren olabilir. Bunlarda sahip oldukları özelliklere göre çeşitli isimler almışlardır.

Bunlar şunlardır:

- TROCA ö
- CAVR ï Bunlarda ödül kullanılarak lokalizasyon veya oryantasyon davranım
- VCA ï değiştirmesi için kullanılan tekniklerdir.
- WIPI ï
- PIWI ø

Operan veya klasik şartlanma yoluyla olur. Klasik şartlanmada, Pawlov’un ***** ve ses deneyini örnek verebiliriz. Operan şartlanmada, kişinin davranım yapması beklenir. Klasik şartlanmada davranım yapılır. Operan davranım yaptığında aldığı şey ödüldür. Eğer ***** ses duyduğunda, tesadüfen yada geçmiş yaşantılarına bağlı salya ifrazatı olsa, et vermemiz ödül olacaktı. Operan şartlanma için çok güzel bir örnek olmasada operan şartlanmanın esası budur. Davranımda bulunduğunda ödülü alıyor.

- TROCA ö
- CAVR ï Operan şartlanma teknikleridir.
- PIWI ø

Oyuncak aktive edilir ve davranım pekiştirilir. Lokalizasyon tekniği yaşla ilgilidir. Ancak ileri ve çok ileri İşitme kaybı olan çocuklar normallerden farklı olacaktır. Lokalizasyon davranımı da öğrenememiş olabilirler. Hatta sese davranımıda tutarlı cevapta güçlük çekebilirler. İşitme engelli bir çocuğu lokalizasyon odyometrisi ile değerlendirmek, normal çocuklardan daha güç olacaktır. Lokalizasyon davranımda şaşırma olursa İşitme engelli çocuklarda serbest sahada tek bir hoparlör kullanılması önerilir. Aslında 2-3 hoparlör kullanılmasıyla hangisinden geldiğini test etmek daha uygun olacaktır. Ama problemi azaltmak için tek hoparlör kullanılıyor. Lokalizasyon tekniği için en iyi yaş grubu 6 ay - 2 yaş arasıdır.

2 - 6 Yaş Grubu: Burada oyun odyometrisi adını alır. Lokalizasyon odyometrisinin bazı özelliklerine sahipsede aradaki en önemli fark oyun odyometrisi bakmaktan başka daha farklı davranım gerektirir. Yetişkinlerinki gibidir. Ama daha esnek ve eğlencelidir. Daha zevkli duruma getirilmelidir.

2-3 yaşları arasında bu oyun odyometrisi çeşidi ile bayağı başarılı değerlendirmeler yapılmaktadır. Bunun esası uyarıcıya karşı bir oyun davranımı öğretilmesiyle geliştirilen bir test tekniğidir. Yine davranıma göre çeşitli isimler verilmektedir.

# Pup - show
# Peep - show
# Pedi - kometır

Örn: Ses ve ışık bir arada verildiğinde uyaranı algılar algılamaz çocuğa bir düğmeye basması öğretilebilir. Çocukta düğmeye bastığında bir ödül alır. Renkli hareket eden bir resim gösterilebilir. Böylece her sesi duyduğunda düğmeye basarsa renkli değişik şekilleri görmüş oluyor. Işıkla birlikte ses veriliyor. Daha çok oyun şeklinde oluyor. Burada öğretilen sesi duyduğu zaman düğmeye basması söylenir. Çeşitli mekanik oyuncaklar gösterilir. Bloklar dan ev yapma olabilir, sesi duyduğunda bloğu doğru yere koyması ilede yapılabilir.

Oyun odyometrisinin birtakım prensipleri vardır.

1- Çocukla test eden kişi arasında iyi bir yaklaşım kurulmalıdır.
2- Çocuğun davranım seviyesi hakkında bir fikir sahibi olabilmek için tüm reaksiyon sistemleri gözlenmelidir.
3- Bu odyometrinin uygun ortamda yapılabilmesi ve çocuğun sese davranım yapmasını sağlamak
4- Çocuğun yeteneğine ve ahlakına uygun olan davranımın uygun test prosedürünün belirlenmesi

Yapılan araştırmalara göre eğer çocuk iki yaşında ise ve başarıyla bu oyun odyometrisini yapabiliyorsa çocuğun üstün yetenekli olduğuna karar verilir. Çünkü iki yaş çocukları oryantasyon odyometrisinde başarıdırlar. Çok iyi değerlendirme yapılmalıdır. Genellikle oyun odiyometrisinde 3 yaş çocuğu başarılıdır. 3 yaşındaki çocukların çoğu davranım göstermelidir. Kliniksen çok bilgili ve deneyimli olmasına rağmen oyun odyometrisi ile test edilmemişse İşitme problemi yanında başka probleminde olduğu düşünülmelidir.

Bu yaş çocukların üst limitlerindekilerle oyun odyometrisinin yapılması gereksizdir. yetişkinler gibi aldığı uyarıya, pure-tonlara el kaldırmak veya test düğmesine basmak suretiyle davranımda bulunmalıdır.

2 - 6 yaşta test odasına alıştıktan sonra hangi işlemin, testin yapılmasına karar verildikten sonra kulaklıklar yerleştirilir. Uyarıya karşı hangi davranımı göstermesi gerektiği öğretilir. Kliniksen önce birkaç kez kendisinde deneyerek gösterebilir. Kliniksenin herşeyi kontrol altında tutması gereklidir. Karmaşık durumları iyi bilmelidir. Şonuçlarıda doğru değerlendirilmelidir. Çocuk bıkıp usanırsa konsantrasyonu bozulursa yanlış cevap vermeye başladığında metodun değiştirilmesi gerekir.

Eğer çocuğu şartlamada güçlük çekilirse o zaman görsel uyarıcı ile İşitsel uyarıcı birlikte kullanılmalıdır. Örn: Ses çıkaran bir davul çocuğun gözü önünde çalınmalı ki hem İşitsel olarak hemde görsel olarak çocuk bunları fark edebilsin. Bir süre sonra davul göz önünden uzaklaştırılıp sadece ses verilerek uyaran yapılabilir. Bu metodun sakıncasıda gereğinden fazla görsel uyarana aşırı şartlanmayı önlemeyle gerekir. Dozunu iyi ayarlamak gerekir.

ÇOCUKLARDA MASKELEME: Yetişkinlerde yapıldığı gibi maskeleme yapılır. Çoğu hallerde çocuğun konuşması varsa izah edilir. Hangi kulağa davranımda bulunması gerektiği anlatılmalıdır.

KONUŞMAYI ALMA EŞIĞI: Yetişkinlerde olduğu gibi Pure-Tonu doğrulamak için yapılması gerekir. Çocuklar için özel olarak geliştirilmiş anlaşılır, onların yaşlarına göre uygun kelimeler hazırlanmıştır. Çocuğun kelime hazinesi içerisinde olan kelimelerden seçilmiştir. Eğer söylenen kelimeleri tekrar edebiliyorsa SRT yapılabilir. Eğer tekrar edemiyorsa resim veya objeler kullanılarak SRT testi yapılabilir. Örn: Bu kelimeler rengarenk palyaçonun kısımları olabilir. Mikrofondan söylenen palyaçonun kısmı çocuk tarafından gösterilmesi ve gösterildiğinde de ödül verilmesi gereklidir.

DISCRIMINASYON TESTI: Bazen SRT den daha önemli olabiliyor. Çocuklar için hazırlanmış bir kaç çeşit DCR vardır. Bir kısmı fonetik dengeli kelime listesidir. Kısaca PB-K olarak gösterilir. Özel olarak küçük çocuk için geliştirilmiştir.

Resim ayırma tekniği düzenlenmiş WIPI testi uygulanır. Çocuk bu resimlere bakarken söylenen kelimeleri dinler ve elindeki resimleri ayırt edip onu göstermesi istenir. Eğer doğru olarak parmağı ile gösterebiliyorsa davranımı doğrudur. Kapalı testler, alışıla gelmiş testlerden daha iyi sonuç vermiştir.

Yapılan başka araştırmalara göre operan şartlanma ile doğru davranımlar pekiştirildiğimde hem normal hem özürlü olanlarda yükselme görülür ve yapılan araştırmalara göre reseptif lisan yaşı, fonetik dengeli kelime yada WIPI verildiğinde uygulandığında yaşın önemli olduğu ortaya çıkmıştır.
 
Google ads alanı