Neler yeni

Evde Kal Türkiyem 💕

Korona virüs ve sebep olduğu COVID-19 hastalığından kendinizi ve çevrenizdekileri korumak için, T.C. Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı 14 Kural'a uymanızı önemle rica ederiz.

Daha Fazlası

Sponsorluk Anlaşması 🎭

Öneri, istek, görüş, reklam ve sponsorluk, anlaşmaları hakkında bilgi almak için, iletişim sayfamızı kullanabilirsiniz.

Daha Fazlası

Forum Kuralları! 🤔🤔

Forum İsitme! kendine özgü kuralları olan, sınırsız özgürlük vaat etmeyen, akla her gelenin söylenmesinin ve isteyenin dilediği gibi davranmasının söz konusu olmadığı bir ortamdır.

Daha Fazlası
  • Merhaba Ziyaretçi, Forumumuz ücretsizdir. Herhangi bir kar amacı gütmemektedir. Amacımız; İşitme Cihazı kullanıcılarının, İşitme Engellilerin hayatını kolaylaştırmak ve bilgilendirmektir. Ayrıca bu kitlelere hizmet verecek olan Odyolog ve Odyometrist arkadaşlara destek olmak içindir. Bizlere destek olmak için Abone olup tavsiye etmeyi unutmayınız.
  • Değerli Forum Kullanıcılarımız; Şikayet kısımlarında açılan asılsız şikayetlerden forumumuz sorumlu değildir. Asılsız şikayet yapan kişiler için forum kullanıma kapatılacak ve mesajları silinecektir. Asılsız şikayet yapan kişilere ait bilgiler resmi kanalla forumumuzdan talep edildiğinde ilgili kuruma teslim edilecektir.

Araştırma Akut Vertigo Atağı Esnasında Oluşan İmmunolojik Değişiklikler

Merhabalar

Aşağıda Yrd. Doç. Dr. Adnan ÖZÜNLÜ, Yrd. Doç. Dr. Bülent SATAR, Op. Dr. Hüseyin BATMANSUYU 'nun yapmış olduğu Akut Vertigo Atağı Esnasında Oluşan İmmunolojik Değişiklikler çalışması bulunmaktadır.

ÖZET

Akut vertigo atağı ile başlayan, Meniere hastalığı, vestibüler nöritis ve ani işitme kaybı gibi iç kulak hastalıklarının etiopatogenezi birçok araştırmaya rağmen tam olarak açıklanamamıştır. İmmünolojik etkenlerin araştırılması ile bu hastalıkların etiolojisinin belirlenebileceği ve ortaya çıkan patolojilerin, tedavi modellerinin geliştirilmesinde yardımcı olacağı düşünülmektedir.

Bu amaçla, kliniğimize akut vertigo atağı ile başvuran Meniere hastalığı, ani işitme kaybı ve vestibüler nöritisli 54 hasta ile 10 normal kişiden oluşan kontrol grubunda immünolojik parametrelerde meydana gelen değişiklikleri incelemek için serum IgA, IgG, IgM, IgE, C3, C4 ve circulating immune complex düzeyleri nefelometre yöntemi ve Milenia Kinetic ELISA System yöntemleri kullanılarak ölçülmüş ve vertigo atağı esnasında meydana gelen değişiklikler incelenmiştir.

Çalışmanın sonunda hasta gruplarında circulating immun complex seviyeleri yüksek olarak saptanmıştır.

Bu çalışmada, değişik iç kulak patolojilerinde immün sistem bozukluğunu gösterecek ve laboratuvar aşamasında rutin olarak uygulanacak bir yöntem belirlenmeye çalışılmıştır. Ne var ki, kullanılan parametrelerin hiçbirisi tek başlarına bu amaca hizmet edebilecek nitelikte değildir. Sadece circulating immun complex değerlerinin bazı hastalarda yüksek olması ile, bu hastalarda mevcut iç kulak patolojisini otoimmün olarak tanımlamak mümkün olamaz. Görülmektedir ki hâlen veri özgünlüğünün artırılmasına yönelik pekçok çalışma gereklidir.

GİRİŞ

İç kulak hastalıkları ile ilgili immünolojik çalışmalar, yirminci yüzyılın hemen başından beri yapılmasına rağmen, otoimmün sensörinöral işitme kaybı ancak 1970'lerin sonunda tarif edilmiş ve iç kulak hastalıklarında otoimmün faktörlerin rolü yoğun araştırmalara konu olmuştur.

Otoimmünite, vücuttaki organ sistemlerini etkileyen hastalıkların uzun zamandan beri bilinen bir nedenidir. Dolayısıyla iç kulakta da bu tip olayların gelişmesi şaşırtıcı değildir. Meniere hastalığı, vestibüler nöritis ve ani işitme kaybı gibi akut vertigo atağı ile başlayan hastalıklarda, hastalıklı temporal kemiğin dokularına karşı antikorların ortaya çıkmış olması, bu olgularda immün sistemin bir etken olabileceğini düşündürmektedir. Meniere hastalığı ve vestibüler nöritis ile otoantikorlar arasındaki ilişkiler üzerinde yapılmış olan ilk çalışmalarda, mevcut koklear patolojinin bir bağ dokusu hastalığı olabileceği ileri sürülmüştür.1 Ancak daha sonra yapılan çalışmalarda iç kulak disfonksiyonunda, muhtemelen antijen-antikor kompleksleri ile kompleman aktivasyonunun doku hasarından sorumlu olabileceği iddia edilmiştir.2-7 Ayrıca, Meniere hastalığında tip III hipersensivite reaksiyonları ve dolaşımdaki immün kompleksler de endolenfatik hidropstan sorumlu olabilirler.8-10

Allerjik-immünolojik mekanizmaların incelendiği çalışmalarda ise immün aktivasyonun Meniere hastalığı, vestibüler nöritis ve ani işitme kaybı olan olgularda hızlandığı, bu hızlanmanın enfeksiyon, otoimmünite veya diğer koklear hastalıklar ile ilişkili olabileceği ileri sürülmüştür.11 İmmün aktivasyon mekanizmalarında yalnızca immün kompleksler değil, kompleman aktivasyonu da etkili olabilir. Konağın immün durumu ve bu immün durumun kompleman sistemine olan etkisini ortaya koymak için serum immünoglobulin düzeyleri ile kompleman aktivasyonu arasındaki ilişkilerin araştırılması gerekmektedir. Özellikle, ani işitme kaybının akut olarak ortaya çıktığı olgularda, Meniere hastalığında olduğu gibi, histopatolojik değişikliklere ve endolenfatik hidropsa rastlanmaktadır.11,12

Bu çalışmada, kliniğimize akut vertigo atağı ile başvuran hastalarda atak esnasında hasta serumlarında meydana gelen immünolojik değişiklikleri ve muhtemel etiolojiyi saptamak amacıyla Meniere hastalığı, vestibüler nöritis ve ani işitme kaybından oluşan hasta grubu ile normal insanlardan oluşan kontrol grubu arasındaki serum immunglobulinleri ve kompleman kompleksleri seviyeleri karşılaştırılmıştır.

OLGULAR ve YÖNTEM

Aralık 1994 ile Ağustos 1996 arasında görülen 54 hasta çalışmamız kapsamına alınmıştır. Ayrıca 10 sağlıklı kişiden oluşan bir kontrol grubu da çalışmaya dahil edilmiştir.

Hastaların ayrıntılı sorgulamaları yapıldıktan sonra sistemik KBB muayeneleri ve vestibüler sistemi içeren nörootolojik muayeneleri gerçekleştirilmiştir. Bunlara ek olarak saf ses odyometrisi, konuşmayı ayırt etme skorunun tayini, SISI testi, Tone Decay testi, elektroakustik impedansmetri, elektronistagmografi (ENG) testleri ve işitsel beyin sapı cevapları (auditory brainstem response-ABR) testi yapılmıştır. Labirenter ve retrolabirenter hadiseyi ayırt etmek amacıyla, Stenvers ve transorbital pozisyonunda petroz kemik grafileri, servikal grafiler ve bilgisayarli temporal kemik tomografisi (BT) elde edilmiştir. Ayrıca, gerekli görülen olgulara manyetik rezonans görüntüleme (MRG) yapılmıştır.

Meniere hastalığı, ani işitme kaybı ve vestibüler nöritisde immünolojik parametrelerde meydana gelen değişiklikleri incelemek için; serum IgA, IgG, IgM, IgE düzeyleri, serum kompleman C3, C4, Circulating Imm ne Complex (CIC), fibronektin ve haptoglobulin düzeyleri ölçülmüştür. Ölçümlerin bir kısmında nefelometre yöntemi (Behring nefelometre cihazı ile), bir kısmında da Milenia Kinetic ELISA System yöntemi kullanılmıştır.

Yine her bir olgu grubunda otoantikor seviyelerine, romatoid faktör (RF), anti DNA antikor, anti nükleer antikor (ANA), anti-streptolisin O (ASO), C-reaktif protein (CRP), eritsosit sedimentasyon hızına (ESH) bakılmıştır. İlave olarak, bütün hastalarda serum insülin, vitamin B-12 ve folat, tiroid fonksiyon testleri, tam kan, tam idrar ve rutin kan biyokimyası incelenmiştir. Ayrıca serum proteinleri değerlendirmesi için protein elektroforezi yapılmıştır.

Üzerinde çalışılan 54 olgunun tamamı akut safhada vertigo şikayeti ile kliniğimize başvuran hastalar oluşturmaktadır. Olgularımız tanılarına göre üç alt gruba ayrılmıştır:

A-Meniere hastalığı olan olgular: Meniere hastalığı tanısı, paroksismal periyodik vertigo, tinnitus, kulakta dolgunluk hissi ve fluktuan sensörinöral işitme kaybı gibi bulguların bulunması ile konulmuştur. Ayrıca, bu hastaların tanısında odyolojik, ENG ve ABR gibi incelemelerden de yararlanılmıştır.

B-Vestibüler nöritisli olgular: Bu grup, işitme kaybı olmaksızın akut vertigo ile müracaat eden olgulardan oluşmaktadır. Tanı, ani olarak ortaya çıkan vertigo, bulantı ve kusma şikâyeti yanısıra odituar sistem ve santral sinir sistemine ait subjektif ve objektif semptomların bulunmayışı temeline dayandırılmıştır. Hastaların hemen hepsinde viral kökenli bir üst solunum yolu enfeksiyonu hikayesi bulunmaktadır. Hastaların odyolojik ve radyolojik araştırmaları normal olup ENG incelemelerinde, diğer okulomotor ve pozisyonel testlerde rastlanan birtakım anormalliklerin yanısıra özellikle bitermal kalorik testte kanal parezisi veya yön üstünlüğü gibi bulgular mutlaka çıkmıştır.

C-Ani işitme kaybı olan olgular: Bu olgularımızda birkaç saat ile birkaç gün içinde gelişen sensörinöral işitme kaybı tesbit edilmiştir. Ani işitme kaybı bulunan olgularımızda ayrıca vertigo, bulantı, kusma ve tinnitus şikayetleri de gözlenmiştir. Ani işitme kaybının retrolabirenter kaynaklı olabileceği de düşünülerek etiolojiye yönelik odyolojik, elektrofizyolojik, radyolojik ve sistemik araştırmalar yapılmıştır. Bu grup olgularımızın tanısı, vertigonun giderek kaybolması ve bir daha olmaması, ani oluşan işitme kaybının dalgalanma göstermemesi ile teyid edilmiştir.

D-Normal olgulardan oluşmuş kontrol grubu: Kontrol grubu, beşi erkek, beşi kadın olmak üzere toplam on olgudan oluşmaktadır. Kontrol grubumuzdaki olgularımızın hepsine herhangi bir önemli rahatsızlık geçirip geçirmedigi, denge anormallikleri olup olmadığı ve işitme problemi olup olmadığı sorulmuş ve KBB muayeneleri yapılarak, tamamen normal olanlar bu grup içine alınmıştır. Sonuçların istatistiksel analizi Mann-Whitney yöntemi ile yapılmıştır.

BULGULAR

Başta akut vertigo olmak üzere denge bozukluğu, yürüme güçlüğü, işitme kaybı, kulak çınlaması yada uğultusu gibi yakınmalardan biri veya birkaçı ile baş vuran 54 olgumuzun 18’i erkek, 36’sı kadın olup, ortalama yaş 36±5’dir, (12-73 arası).

Meniere hastalığı grubundaki hastaların dördünde IgG seviyesi (4/20) (p<.01) ve üç hastada IgM değerleri normalden yüksek bulunmuştur (3/20) (p>.05). IgE, üç hastada yüksek seviyededir (3/16) (p>.05). Ancak hastaların hiç birinde IgA değeri yükselmemiştir (0/20). Bir hastada da hem IgG, hem de IgM yüksektir. Vestibüler nöritis hastalığı grubunda, IgG, IgA seviyeleri bütün olgularda normal seviyelerde bulunmuştur. IgM, bir hastada yüksek seviyededir (1/19). IgE üç hastada yüksek bulunmuştur (3/19) (p>.05). Ani işitme kayıplı hastalarda IgG, IgM, IgA düzeyleri bütün hastalarda normal seviyelerde saptanmıştır (p>.05). IgE iki hastada yüksek bulunmuştur (2/11) (p>.05) (Şekil 1, 2, 3).

Meniere'li hastalarda kompleman düzeyleri araştırıldığında, hastaların sadece birinde hem C3 hem de C4 değerleri yüksek bulunmuştur. C3'ün iki hastada (2/20), C4 seviyesinin ise yine iki hastada yüksek oranda olduğu görülmüştür (2/19). CIC seviyesi sekiz hastada yüksek olarak saptanmıştır (8/16) (p<.05). Vestibüler nöritisli hastalarda C3 seviyesi beş hastada (5/19), C4 bir hastada yüksektir (1/18) (p<.01 ve p<.01). CIC ise üç hastada yüksektir (3/18) (p>.05). Ani işitme kayıplı hastalarda ise C3, C4 düzeyleri bütün hastalarda normal seviyelerde bulunmuştur. CIC, altı hastada yüksek bulunmuştur (6/11) (p<.01) (Şekil 4, 5, 6).

Meniere'li hastaların sadece birinde haptoglobin seviyesi düşük bulunurken diğer hastalarda normal seviyede bulunmuştur. Fibronektin ise iki hastada yüksek seviyelerde bulunmuştur (2/11) (p>.05). Vestibüler nöritisli hastalarda, haptoglobin altı hastada yüksek seviyede saptanmıştır (6/18) (p<.05). Fibronektin ise sadece bir hastada yüksektir (1/10). Ani işitme kayıplı hastalarda haptoglobin düzeyi iki hastada yüksektir (2/13) (p<.01). Fibronektin ise sadece bir hastada yüksek bulunmuştur.


Meniere'li hastalarda nonspesifik immünolojik parametrelere bakıldığında, CRP üç hastada yüksek düzeyde bulunmuştur. RF sadece bir hastada yüksek seviyededir. Bu gruptaki hastaların hepsinde ANA, AntiDNA ve ASO düzeyleri normal olarak saptanmıştır. ESH ise beş hastada yüksek seviyelerde saptanmıştır (5/20). Vestibüler nöritisli hastalarda CRP, RF, ANA, Anti DNA, ASO düzeyleri normal seviyelerdedir. ESH iki hastada yüksek bulunmuştur (p>.05). Ani işitme kayıplı hastalarda CRP ve RF iki hastada yüksektir. Hastaların anti-DNA, ANA, ASO ve ESH düzeyleri normal seviyelerdedir.

TARTIŞMA

Geçen yüzyılda tıbbın en kayda değer gelişmelerinden biri ve belki de en anlamlısı immünoloji alanında olmuştur. Bugün tıbbın pek çok alanında olduğu gibi, KBB sahasında da etiolojisi bilinmeyen veya tam olarak izah edilemeyen hastalıkların patolojisinin açıklanmasında immünolojik araştırmalardan çok fazla şey beklenmektedir.

Meniere hastalığı'nın tipik patolojik değişikliği olan endolenfatik hidrops, artan biyokimyasal, anatomik, endokrinolojik ve genetik bilgilerimize rağmen henüz tam olarak açıklanabilmiş bir olay değildir. 1979'da McCabe otoimmün sensorinöral işitme kaybını tanımlayarak, bazı Meniere hastalıklı olgularda otoimmünitenin rolünün olabileceğini ileri sürmüştür.13 McCabe'nin çalışmasını izleyen yıllarda pekçok araştırmacının çalışmalarında Meniere hastalığı etyolojisinde otoimmün faktörlerin ön plana çıktığı görülmeye başlanmıştır. Yoo ve ark. (1982, 1982, 1983, 1984), Meniere hastalığı olan olgularda antikor seviyelerinin ve tip II kollajenin seviyelerinin yükseldiğini göstermiştir ve bunu takiben de kobaylarda otoimmün endolenfatik hidropsu oluşturmayı başarmışlardır. 14-17 Shea (1983), kendi olgularında %10 oranında otoimmünitenin var olduğunu belirtmektedir,18 Brookes (1986) Meniere hastalığı olan hastalarının yarısından fazlasında artmış CIC seviyeleri olduğunu göstermiş ve endolenfatik hidropsun oluşumunda otoimmün komplekslerin rol oynadığı bir tür alerjik reaksiyonun söz konusu olabileceğini vurgulamıştır.2 Bu çalışmalar tek tek incelendiğinde, hastalığın immünolojik bağlantısını ortaya koymak açısından farklı yöntem, test ve parametrelerin kullanıldığı dikkati çekmektedir.

Çalışmamızda IgM, IgA, IgE, haptoglobulin, fibronektin, ESH değerlerinde anlamlılık arz eden bir farka rastlanmamıştır. Hsu ve ark.'ının (1990) araştırmalarında IgE'nin rolü üzerinde durulmuş ise de, yazarlar kontrol grubu ile hastalık grubu arasında, IgE farklılığının istatistiksel olarak anlamsız sayılacak seviyelerde olduğunu da ifade etmişlerdir. Ancak yine de IgE seviyeleri normal olgulara göre Meniere hastalığı olan olgularda normal değerlerinin üç katıdır.11 Bizim serimizde de, Meniere'li hastaların ikisinde IgE seviyeleri normalin çok üstünde bulunmuştur. Ancak tek başına bu değerlere bakarak Meniere'li olguların etiolojilerini allerjik zemine dayandırmak mümkün değildir. Miyamura ve ark.'nın (1986), kobayların iç kulaklarında IgE'ye bağlı allerjik reaksiyonlar ile endolenfatik hidrops yaratmış olmaları, bazı olgularımızda IgE seviyelerinin neden yüksek olabileceği ve bunun allerjiye bağlanabileceği fikrini açıklar niteliktedir.19

Tüm otologlar bu ikilemi çözme uğraşlarında iken, Hozawa (1980), tip III allerji hipotezini ortaya atmış ve yaptığı hayvan çalışmalarında oluşan endolenfatik hidrops sonucu meydana gelen değişikliklerden, tip III allerji mekanizmasını sorumlu tutmuştur.9 Harada ve ark.'nın (1984) kobayları immünize ederek oluşturdukları endolenfatik hidrops sonucu iç kulakta IgG ve kompleman varlığını göstermeyi başarması tip III allerjiyi düşündürür nitelikte bulunmuştur.8

Brookes'un (1986) çalışmasında, her ne kadar ayrı ayrı bazı olgularda özellikle Ig G ve M değerlerinde yükselme saptanmışsa da bunun istatistiksel olarak anlamlı olmadığı, bazı olgularda birden fazla Ig'nin yüksek olmasının da bir anlam taşımadığı vurgulanmaktadır.2 Bu çalışma ile bizim çalışmamız arasındaki fark, bizim hastalarımızın hepsinde akut ataklar esnasında immünolojik araştırmalar yapılırken, Brookes'un inaktif fazdaki hastaları da araştırmasına dahil etmiş olmasıdır. Futaki ve ark. (1985), endolenfatik kese cerrahisi sırasında mikro pipetlerle endolenf örnekleri alarak, IgG, M, A, C3, C4, albumin, transferrin konsantrasyonlarını incelemişlerdir. Bunlar arasında IgG fraksiyonunun diğerlerine göre nisbeten daha yüksek konsantrasyonlarda bulunduğunu, özellikle hastalığın aktif evresinde bulunan olgularda bu farkın daha da belirgin olduğunu ifade etmişlerdir. Aktif dönemde, belki de bazı immünolojik mekanizmalar endolenfatik kese lümeninde IgG konsantrasyonlarının yükselmesine neden olmaktadır.20 Artmış olan IgG, endolenf lümeninde hidropsun otoimmünolojik mekanizmalar yolu ile meydana gelmiş olduğu savını akla getirmektedir. Ancak, IgG'nin tek başına yüksek bulunması da bir anlam ifade etmemekte veya olayı izahta yetersiz kalmaktadır. Kaldı ki bizim çalışmamızda, otoimmün bir patolojinin varlığını ortaya koyacak herhangi bir IgG ve IgE patolojisi saptanmamıştır.

IgM ve IgA seviyeleri ile ilgili olarak ise literatürde herhangi bir çalışma yapılmadığı görülmektedir. Çalışmamızın sonuçlarına göre, IgA seviyeleri tüm olgularda normal sınırlardadır, IgM ise iki olguda normal değerlerinin üzerindedir.

Diğer yönden, Suzuki ve ark., 1992'de yaptıkları çalışmada konuya açıklık getirebilmek için ESH, CRP, serum Ig'leri, C3, C4, CH50 komplemanları, Anti DNA ve ANA sonuçlarını araştırmışlardır. Yazarların kontrol grubu ile yapmış olduğu karşılaştırmalarda ESH ve IgA için p<.05, IgM ve IgG, RF ve ANA için p<.01 düzeyinde anlamlı yüksekliklerin olduğuna dikkati çekmiştir. Bu yüksekliklerin daha çok iki taraflı olgularda yapılmış olan çalışmalardan kaynaklandığını da yorumuna eklemiştir.21 Biz de çalışmamızda bu parametreleri araştırdık. CRP değerleri sadece üç hastada, RF değerleri ise sadece bir hastada yüksek bulunmuş ve bunun da istatistik olarak bir anlam ifade etmediği tesbit edilmiştir. ANA ve Anti DNA değerleri tüm hastalarda negatif bulunmuştur. ESH ve ASO değerlerinde de önemli bir patolojik değere rastlanmamıştır.

Hausler ve ark.'ı (1988), vestibüler şikayetleri nedeniyle labirentektomi endikasyonu konan iki hastada iç kulak parçaları üzerinde mevcut komplemanlardan C3 ve C1q'nun varlığını araştırmış ve elde edilen bulgular itibari ile, membranöz labirent üzerinde kompleman depozisyonu olduğunu, bunun endolenfatik hidrops oluşturduğunu ve Meniere semptomatolojisi doğurabileceğini ortaya koymuşlardır.6

Herhangi bir sistemik hastalığın olmaması, lokal veya sistemik infeksiyonun bulunmaması halinde, komplemanların varlığı, iç kulakta oluşan bir immünopatolojik hadisenin delilleri olarak kabul edilebilir. İncelenen materyallerde IgA, G, M'ye rastlanmamıştır. Bunun nedeni immünglobülinlerin ağır kompleman depositleri arkasında maskelenmesidir. Bu çalışmada C1q ve C3 komplemanları her iki hastanın iç kulaklarında bazal membranlar boyunca saptanmıştır.6

Çalışmamızda kompleman olarak C3 ve C4 araştırılmıştır. Hastalardan sadece birisinde hem C3 hem C4 değerleri yüksek bulunmuş bunun dışında da iki hastada sadece C3, iki hastada da sadece C4 yüksek değerlerde bulunmuştur. Bu değerler her ne kadar kendi başlarına istatistik olarak anlamlı olarak görünse de, böyle bir seride sadece beş olguda değerlerin yüksek çıkması bu kompleman değerlerinin tek başlarına otoimmün kaynaklı bir orta kulak patolojisini düşündürmemektedir.

İlk olarak Brookes (1986), immün aktivite yöntemiyle CIC'lerin kantitatif olarak serumdaki miktarlarını ölçmüş ve otoimmün komplekslerin rol aldığı tip III allerjiye bağlı otoimmün komplekslerin endolenfatik hidropsun patogenezinde rol aldığını iddia etmiştir.2 Brookes'un bu çalışmasında, iç kulakta CIC seviyelerine bakılmamışsa da serumdaki seviyelerinin bu derecede yüksek olması dikkat çekicidir. Böyle bir çalışmanın, iç kulağa spesifik CIC'lerin de saptanması ile çok daha anlamlı hâle geleceği açıktır. Çünkü sistemik otoimmün hastalık olarak kabul edilen insüline bağımlı diabetes mellitus, romatoid artrit gibi olgularda da CIC seviyeleri yüksektir. Bu nedenle bu tür araştırmalarda eşlik eden bir diğer sistemik otoimmün hastalığın varlığının araştırılması çalışmayı daha da anlamlı kılacaktır. Ancak diğer otoimmün sebeplerin elimine edilmesi bu parametrelerin yüksek bulunmasının bir iç kulak immünolojik bozukluğunun işareti olarak yorumlanmasını sağlayabilir. Shea (1983), hastaların kortikosteroid tedavisine iyi cevap vermesi ve bunun yanısıra CIC değerlerinin yükselmiş olmasını otoimmün iç kulak hastalığının lehine yorumlamaktadır.18 Brookes'un çalışmasının en çarpıcı yanlarından biri ve belki de en önemlisi, bu CIC'lerin saptandıktan sonra plazma değişimi ile dolaşımdan alınması sonucu semptomatolojinin düzelmesidir. Diğer tip CIC seviyelerinin yüksek bulunduğu işitme kayıplarında da plazmaferezin yapılarak serumun CIC'lerden temizlenmesiyle hastaların işitmelerinde düzelmelerin olması, konuya daha sıcak ve umutla bakma imkanını doğurmuştur. Brookes'un çalışmasında %54.5 oranında CIC seviyelerinin yüksek bulunması olayın yukarıda bahsedilen varsayımlardan biri olan tesadüfi bir yükselme olmadığını düşündürmektedir.

Bizim çalışmamızda da, CIC değerlerinin olguların hemen hemen yarısında yüksek bulunması dikkat çekicidir. Bu yükseklik, kontrol grubundan elde edilen CIC seviyeleri ile karşılaştırıldığında istatistiksel olarak da anlamlıdır (p<.05). CIC değerleri normal bulunanlara bakıldığında, bu değerlerin normalin üst sınırı etrafında toplanması CIC'lerin Meniere hastalığı'nın immünopatolojisini izah etmede değerli olduğunu düşündürmektedir.

Hsu ve ark (1990) çalışmalarında 42 Meniere'li hastanın %32.2'sinde CIC seviyesini yüksek olarak bulmuşlardır.11 Brookes ile Hsu ve ark.nın sonuçları arasındaki farklılık (sırasıyla %54.5. ve %32.2), farklı değerlendirme yöntemleri kullanmaktan kaynaklanmaktadır. Ayrıca, Hsu ve ark. hastalığı bilateral olan olgularda CIC seviyelerini daha da yüksek bulduklarını belirtmişlerdi.11 Derebery ve ark. (1991), CIC seviyelerini araştırırken daha spesifik olduğuna inandıkları PEG (Polietilen Glikol) yöntemini kullanmışlar ve 30 hastadan 26'sında CIC seviyelerini iki kat fazla bulmuşlardır.3 Tüm bu araştırmaların sonucunda, CIC değerlerinin yüksekliğine bakıldığında Meniere hastalığında en azından bazı olgularda hümoral immün sistemin önemli bir rol oynadığı söylenebilir.

Diğer taraftan, idyopatik ani işitme kayıplı olgularda da otoimmün bir patolojinin rol alabileceği fikri son zamanlarda gündeme gelmiştir. Arnold ve Pfaltz (1987), 119 sensörinöral işitme kayıplı hastanın serumlarını antikor seviyeleri açısından araştırmışlardır. Bunların içerisindeki 41 ani işitme kayıplı hastanın 20'sinde immünglobulinler araştırılmış, üç olguda IgA, birinde hem IgA hem de IgG, ikisinde IgM, onbirinde IgG yüksek saptanmıştır. Bu çalışmada, klinik parametreler ve laboratuvar bulguları arasında otoimmün mekanizmayı izah edecek bir ilişki saptanmamıştır. Aynı şekilde, olgularda kortikoterapiye olan cevap ile pozitif laboratuvar bulguları arasında da bir ilişki gösterilememiştir. Esasında, şu ana kadar bu tür bir ilişkiyi ortaya koyabilecek ve iç kulaktaki immün mekanizmayı izah edecek bir testin varlığı da henüz ortaya konmamıştır.1

Serum immünglobulinlerine baktığımızda ise hem kontrol grubunu hemde ani işitme kayıplı olguların değerleri arasında bir fark olmadığı gibi, patolojik değere sahip bir olguya dahi raslanmamıştır. Aynı yorum, C3 ve C4 komplemanları için de geçerlidir. Ondört olguda çalışılan tüm değerler normal sınırlar içindedir.

Ani işitme kayıplı hastalarda, CIC seviyeleri 11 olguda ölçülmüştür. Bu 11 olgunun 6'sında CIC seviyeleri normal değerlerin üzerindedir. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, CIC seviyelerinin ortalamasının normal değerlerin üstünde bulunması dışında, aradaki fark istatistik açıdan da anlamlı bulunmuştur (p<.01). Ani işitme kayıplı hastalarda immünopatolojiyi düşündürebilecek tek parametre olarak yüksek CIC değerleri gözükmektedir. Bu durumda, ani işitme kaybı olan hastalarda başka bir immün bozukluğun tabloya eşlik edip etmediğini araştırmak gerekir. Çalışmamıza dahil edilen olgularda böyle bir sistemik immün hastalık söz konusu değildir. Ancak CIC seviyelerinin yüksek olmasını tek başına da böyle bir immün bozukluğun belirtisi olarak kabul edilemeyeceği konusunda literatürde fikir birliği vardır.

Vestibüler nöritis ile ilgili literatürde, etiolojide otoimmün patoloji konusunda önemli bir bulgu ileri sürüldüğünü göremedik. Silvoniemi'nin 1988'de vestibüler nöritisin etioloji, tanı ve tedavisini içeren geniş derlemesinde de immün patolojiden bahsedilmemektedir.22 Vestibüler nöritis, ENG ve ABR gibi tanı yöntemlerinin rutin olarak kullanılması ile çok sık rastlanan bir hastalık grubu durumuna gelmiştir. Bu hastalar, özellikle akut dönemde, Meniere hastalığı ile ani işitme kaybı gibi diğer iç kulak kökenli patolojiler ile ayırıcı tanıda sıklıkla karıştırılabilirler. Ayrıca, vestibüler nöritisin etiopatogenezinde iç kulak immün mekanizmasında herhangi bir değişikliğin olup olmadığını bilmiyoruz. Dolayısı ile, bu hastalığın otoimmünite bozukluğuna bağlı bir etyolojiye sahip olup olmadığını araştırmak amacıyla konu bu çalışmaya ilave edilmiştir. Bugün, mevcut yayınlardan anlaşılmaktadır ki iç kulak değişik anatomik bölgeleriyle bazı otoimmün olaylara sahne olmaktadır. Arnold ve Pfaltz (1987), yaptıkları çalışmada insan iç kulak dokusuna karşı oluşan serum antikorlarının tanınmasına uğraşmışlar ve bu maksatla 119 tek veya iki taraflı işitme kaybı olan, Meniere hastası ve vestibüler disfonksiyonu olan geniş bir seri hastadan serum örnekleri toplamışlardır. Bu örneklerde daha sonra immüno elektroforez tekniği ile homolog iç kulak dokularına karşı oluşan antikorlar değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonunda antikorların %73.4'ünün stria vascularis lokalizasyonlu olduğu görülmüş, bunu sırasıyla korti organı (%23.4), spiral ligament (%15.6) ve Reissner membranı (%8.2) izlemiştir. Antikor lokalizasyonları ile tanıların karşılaştırılmasında ise belirgin ve anlamlı bir sonuç çıkarılamamıştır. Yine antikorların tipi ile tanıların karşılaştırılmasında spesifik bir immünglobulin lehine anlamlılık taşıyan bir sonuç elde edilememiştir.1 Bu immün cevabın iç kulağın farklı kısımlarına ait olması, bizim vestibüler nöritisi de bu çalışmaya ilave etmemizin diğer bir nedeni olmuştur. Netice olarak vestibüler nöritis'li olgularda yapılan tüm çalışmalarda otoimmün patolojiyi düşündürecek herhangi bir sonuç elde edilememiştir.

SONUÇ

Bu çalışmada Meniere hastalığı, vestibüler nöritis ve ani işitme kayıplı hastalarda, özellikle akut vertigo atağı esnasında, immünolojik değişikliklerin var olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmada sadece CIC seviyeleri Meniere hastalığı ve ani işitme kayıplı olgularda istatistik olarak anlamlı derecede yüksek bulunurken; vestibüler nöritis'li hastalarda normal değerlerinin çok hafif üzerinde sonuçlar elde edilmiştir ve aradaki farkın istatistik olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Ancak, hatırlanmalıdır ki elde edilen bulguların tümü sistemik bir otoimmün patolojinin göstergesidirler. Her ne kadar Hughes ve ark. (1985, 1986), Harris ve Ryan (1984), Harris (1987) ve Harris ve Sharp (1990) iç kulaktaki hadisenin sistemik otoimmünitenin bir spesifik hedef organdaki etkisinden kaynaklandığını söyleseler de, mevcut laboratuvar imkanları bu tür bir korelasyonu ortaya koymaktan uzak görünmektedir.4,23-26

Bu çalışmada, değişik iç kulak patolojilerinde immün sistem bozukluğunu gösterecek ve laboratuvar aşamasında rutin olarak uygulanacak bir yöntem araştırılmıştır. Ne var ki, kullanılan parametrelerin hiçbirisi tek başlarına bu amaca hizmet edebilecek nitelikte değildir. Sadece CIC değerlerinin bazı hastalarda yüksek olması ile, bu hastalarda mevcut iç kulak patolojisini otoimmün olarak tanımlamak mümkün olamaz. Zira, artık iç kulağın kendisinin de bir immün cevap kaynağı oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu ispatlanmıştır.

Bu bilgilerin ışığı altında, iç kulak hastalıklarında immünopatolojik bir etioloji olduğunu doğrulayabilmek için bazı mekanizmaların varlığının ortaya konması gerekir. Bunlardan ilki, iç kulak doku antijenlerinden en az bir tanesine yönelik otoantikorların varlığının ortaya konmasıdır. Bu durumda kompleman fiksasyonu sonucu doku hasarı ve işlev bozukluğu ortaya çıkacaktır. Bir diğeri, antijen antikor kompleksinin iç kulakta yerleştiğinin ortaya konabilmesidir. Nihayet, iç kulak dokularında spesifik sitotoksik T hücrelerinin ve bunlara bağlı doku hasarının ortaya konması gerekmektedir.

Görülmektedir ki konu hâlen pek çok araştırmanın yapılması gereken ve veri özgünlüğünün artırılmasını gerektiren pekçok çalışmaya muhtaçtır. İç kulak hem sistemik immünitenin bir parçası, hem de tek başına immün cevap verebilme yeteneğinde bir organ olarak kabul edildiğine göre, çalışmamızda öne sürüldüğü gibi, CIC seviyelerinin rutin kullanıma sokularak gizli kalmış bir sistemik immünopatolojinin iç kulağı etkileyip etkilemediği araştırılmalıdır. Bunun dışında, iç kulak antijenlerinin immün sistem tarafından yabancı antijen olarak tanınmasına yol açan nedenleri ve immün sistemin hedef alabildiği antijenik yapıların biyokimyasal yapılarını ortaya çıkaracak ileri araştırmaların yapılması da gerekli görülmektedir.

KAYNAKLAR

1. Arnold W, Pfaltz CR. Critical evaluation of the immunofluorescence microscopic test for identification of serum antibodies against human inner ear tissue. Acta Otolaryngol (Stockh) 1987; 103: 373-8.
2. Brookes GB. Circulating immune complexes in Meniere's disease. Arch Otolaryngol Head Neck Surg 1986; 112: 536-40.
3. Derebery MJ, Raord VS, Siglock TJ, et al. Meniere's disease: An immune complex-mediated illness. Laryngoscope 1991; 101: 225-9.
4. Harris JP, Sharp P. Inner ear autoantibodies in patients with rapidly progressive sensorineural hearing loss. Laryngoscope 1990; 97: 63-76.
5. Harris JP. Immunolojic mechanisms in disorders of the inner ear, in Cummings CW (ed): Otolaryngology Head and Neck Surgery (ed 2). St. Louis, Mosby-Year Book Inc, 1994, pp 2926-40.
6. Hausler R, Arnold W, Schifferli J. C3 and Clq complement deposits in the membranous labyrinth of patients with Meniere's disease. Adv OtoRhinoLaryngol 1988; 42: 116-22.
7. Schiff M, Yoo TJ. Immunologic aspects of otologic disease: an overview. Laryngoscope 1985; 95: 259-69.
8. Harada T, Matsunaga T, Hong K, et al. Endolymphatic hydrops and type III allergic reaction. Acta Otolaryngol (Stockh) 1984; 97: 450-9.
9. Hozawa J. Immunological considerations on recurrent episodes of Meniere's disease. Pract Otol 1980; 73: 527.
10. Tomiyama S, Harris JP. The endolymphatic sac immune responses. Laryngoscope 1986; 96: 685.
11. Hsu L, Zhu N, Zhao SY. Immunoglobulin and circulating immune complexes in endolymphatic hydrops. Ann Otol Rhinol Laryngol 1990; 99: 535-8.
12. Veldman JE, Roord J, Shea J. Autoimmunity and inner ear disorders: An immunocomplex mediated sensorineural hearing loss. Laryngoscope 1984; 94: 501-7.
13. McCabe FB. Autoimmune sensorineural hearing loss. Ann Otol Rhinol Laryngol 1985; 88: 588-9.
14. Yoo TJ, Tomoda K, Stuart JM, et al. Type II collagen - induced autoimmune sensorineural hearing loss and vestibular dysfunction in rats. Ann Otol Rhinol Laryngol 1982; 92: 267-71.
15. Yoo TJ. Stuart JM, Kang AH, et al. Type II collagen autoimmunity in otosclerosis and Meniere's Disease. Science 1982; 217: 1153-5.
16. Yoo TJ. Yazawa Y, Tomoda K, et al. Type II collagen induced autoimmune endolymphatic hydrops in guinea pig. Science 1983; 222: 65-7.
17. Yoo TJ. Etiopathogenesis of Meniere's disease: A hypothesis. Ann Otol Rhinol Laryngol (Suppl) 1984; 113: 6-12.
18. Shea JJ. Autoimmune sensorineural hearing loss as an aggravating factor in Meniere's disease. Adv Otohinolaryngol 1983; 30: 254-7.
19. Miyamura K, Kanzaki Y, Nagata M, et al. Provacetion of nystagmus and deviation by type I. allergy in the inner ear of the guinea pig. Kumamoto Med J 1986; 38: 65-75.
20. Futaki T, Yamane M, Shiramata A, et al. Immunological analysis of lg G and other protein fractions in endolymph obtained from endolymphatic sac of Meniere patients and a control. Acta Otolaryngol (Stockh) Suppl. 1985; 419: 71-8.
21. Suzuki M, Kitahara M, Seta O. Japan Immunologic abnormality in Meniere's disease. Otolaryngol Head Neck Surg 1992; 107: 57-62.
22. Silvoniemi P. Vestibuler neuronitis an otoneurological evaluation. Acta Otolaryngol (Stockh) Suppl 1988;453:1-72.
23. Harris JP, Ryan AF. Clinical and experimental immunobiology of the ear, in J. Poliguin, A. Ryan and J. Harris (eds): Immunobiology of the Head and Neck (ed 1). San Diego, CA, College Hill Press, 1984, pp 323-43.
24. Harris JP. Experimental autoimmune sensorineural hearing loss. Laryngoscope 1987; 97: 63-76.
25. Hughes BG, Kinney ES, Hamid AM, et al. Autoimmune vestibular dysfunction preliminary report.Laryngoscope 1985; 95: 893-7.
26. Hughes GB, Barna PB, Kinney SE, et al. Predictive value of laboratory test in "Autoimmune inner ear disease": Preliminary report. Laryngoscope 1986; 96: 502-5.
 

Ekli dosyalar

  • Şekiller.png
    Şekiller.png
    23.2 KB · Görüntüleme: 15